Bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2008 Pazartesi

Göz sağlığı

Gözde 7 Tehlike
Görmenizi ciddi olarak tehdit eden hemen tüm hastalıklar…

Hayatınızın ilk yarısında görmenizi ciddi olarak tehdit eden hemen tüm hastalıklar tehlike sinyalinin biri veya birkaçı ile kendini ele verir. 7 Kanser tehlike sinyalini bilmeniz gerektiği gibi bunları da bilmelisiniz.

1. Sürekli kırmızılık: Kızarıklık ciddi veya önemsiz bir göz problemine bağlı olabilir. Nasıl ayırtedilebilir? Genellikle ciddi bir hastalıkta diğer belirtiler de mevcuttur. Ancak, başka bir semptom yoksa bile olağandışı bir kızarıklık devam ediyorsa doktorunuz tarafından görülmelidir.

2. Devam eden ağrı veya gözde veya çevresinde rahatsızlık hissi. Sağlıklı bir göz ağrı yapmaz. Hepimizde vücudumuzun orasında burasında hafif ve gelip geçici ağrılarımız olur. Göz de buna dahildir, belki yorulduğumuz zaman. Ancak sürekli ağrı normal değildir. Özellikle göz kızarıksa veya diğer tehlike sinyalleri de varsa.

3. Görme bozukluğu: Göz görmek içindir ve en önemli tehlike sinyallerinden biri görme problemidir. Görme bozukluğu birçok şekilde olabilir. Örneğin yakın veya uzakta detaylar bulanıklaşabilir. Böyle bulanıklaşma sıklıkla basit bir gözlük gereksinimidir. Ciddi değildir ve tabii körlüğe neden olmaz. Ancak bulanık görme diabete, hipertansiyona, zehirlenmeye ve daha birçok ciddi probleme bağlı olabilir.

Periferik görme kaybı gözde veya beyinde önemli bir hastalığa bağlı özellikle kötü bir sinyaldir. Bildiğiniz gibi normalde yalnızca düz kaışınızı değil, iki tarafınızı da görürsünüz. Aynı anda görebildiğiniz bütün bu alana görme alanı denir. Şayet bu alanın bir kısmı görülüyorsa nedeni hemen her zaman retina, optik sinir veya beyin hastalığıdır.

Çift Görme diğer bir kötü semptomdur. Herşeyi iki tane görmek gözlerin düzgün pozisyonda olmadığını ifade eder. Genellikle beyin tarafından gözlerin kontrol edilmesinde bir probleme bağlıdır. Şarhoşken olduğu gibi geçici olabilir. Persistan çift görme kötü bir belirtidir.

Bazen bir gözün önünde aniden uçuşan noktalar belirir. ?arlak, beyaz bir yüzeye veya gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz birkaç çizgi veya noktayı kastetmiyorum. Küçük sinekler gibi önünüzde dans eden yüz veya bin noktayı kastediyorum. Bu noktalar, gözün gerisindeki jel olan vitre sıvısı içine dağılmış hücrelerdir. Bu hücreler, kanamaya bağlı kırmızı kan hücreleri veya enfeksiyona bağlı beyaz kan hücreleri olabilir. Ne kanama ne de enfeksiyon göz içinde istenen bir şey değildir!

4. Şaşı Gözler: Çocuklukta veya erişkinde sonradan bir gözün içine veya dışına dönmesi beyinde gözlerin kontrolünün kaybolduğunu gösterir. Bu durum göz görmediği için ve beyne hangi doğrultuya baktığını anlatamadığı için gelişebilir. Veya beyin kontrol sistemlerinin kendisi bozulmuş olabilir.

5. Büyüyen kitleler: Göz üzerinde veya kapaklar üzerinde şişlikler ve kitleler kanser, infeksiyon veya görmeyi bozan diğer anormal durumlara bağlı gelişebilir. Birçok küçük etbeni ve siyah benler kapaklar üzerinde zararsızca gelişebilir. Benim kastettiğim bu küçük problemler değil, gittikçe büyüuen anormal kitlelerdir. Spontan olarak kanayanlar hemen kesin olarak kötü huyludur. Kanserlerin ağrı yapması şart değildir.

6. Sürekli Kabuklanma ve Sekresyon: Gözün yüzeysel enfeksiyonları irritasyona neden olarak gözden veya kapak kenarlarından yapışkan, iltihabi akıntıya yol açar. Bu akıntı kirpik diplerinde ve köşelerde kuruyunca sert kabuklar oluşur. Göz yüzeyi enfeksiyona dirençlidir. Ancak ince yüzeysel hücre tabakası sıyrıldı ise örneğin, katarakt lens takarken veya sertçe gözler ovuşturulduğunda, yüzeysel mikroplar hassas derin dokulara girebilir ve hızla çoğalır. O nedenle enfekte bir göz sağlıklı bir göze zarar vermeyen önemsiz sıyrıklardan bile zarar görebilir. Bu tip enfeksiuonlar uygun antibiotik kullanımı ile temizlenmelidir.

7. Pupilla Değişiklikleri: Normalde, pupillalar (irisin merkezindeki siyahlık) yuvarlak veya iki gözde eşit büyüklüktedir. Pupilla büyüklüğü göz içine giren ışık miktarını ayarlar ve beyin tarafından kontrol edilir. Muayenenin önemli bölümlerinden biri pupilla muayenesidir. Çünkü bu beyinle normal veya bozuk sinir bağlantılarının sonucunu gözlemenin en kolay şeklidir. Ayrıca gözün kendisinin ciddi hastalıkları da pupilla değişikliğine yol açar. O nedenle düzensiz bir pupilla veya iki göz arasında büyüklük farkı önemli bir tehlike sinyalidir.

Özet olarak, 7 tehlike sinyalinden birinin veya birden fazlasının varlığı gözardı edilmemelidir. Çünkü problemin tanınması ve zamanında değerlendirilmesi ve tedavisi gözün kör olmasını önleyebilir.

Omuz ağrıları

Omuz ağrılı hastalarda , ağrının lokal bozukluktanmı, sistemik bir hastalıktanmı yoksa başka yerden mi yansıdığını teşhis etmek gereklidir.Özellikle hastanın mesleğine, kronik hastalıklarına ve genel ruhsal durumuna dikkat edilmelidir.
Genel
Omuz ağrılı hastalarda , ağrının lokal bozukluktanmı, sistemik bir hastalıktanmı yoksa başka yerden mi yansıdığını teşhis etmek gereklidir.Özellikle hastanın mesleğine, kronik hastalıklarına ve genel ruhsal durumuna dikkat edilmelidir.Omuzu tekrarlayan mesleki streslere maruz kalan boyacı, marangoz ve kaynakçılarda, kan dolaşımında bozukluk olan alkolik ve diyabetiklerde sık rastlanır.

Ağrı yapan nedenler
1-Tendinitler
2-Bursitler
3-Adesiv kapsülit
4-Fibrozit sendromu
5-Dejeneratif artrit
6-Travmatik(kırıklar) ve atletik zedelenmeler
7-Pleksus brakiyalis(sinir) yaralanmaları
8-Enfeksiyonlar
9-Tümörler
10-Boyun fıtıkları
11-Romatizmal hastalıklar(Ankilozan spondilit, Romatoid artrit)
12-Gut, diyabet(şeker hastalığı), hiperparatiroidizm
13-İç organ hastalıkları(kalp hastalıkları, safra kesesi hastalıkları)
14-Hastalık veya kalp ameliyatları sonrası kolun uzun süre hareketsiz kalması
15-Periartritik kişilik(Gergin , sıkıntılı ve hafif bir ağrıyı tolere edemeyecek kadar ağrı eşikleri düşük kişiler)

Klinik özellikler
Travma kroner arter hastalığı, kronik akciğer hastalığı, akciğer tümörleri, diyabetes mellitus(şeker hastalığı), servikal spinal bozukluklar(boyun hastalıkları) , uzun süre omuzun inmobilizasyonu(hareketsiz kalması) ve periatritik kişilik(gergin, sıkıntılı ve hafif bir ağrıyı tolere edemeyecek kadar ağrı eşikleri düşük kişiler)
Hasta ağrı nedeniyle uyuyamaz, omuz hareketleri her yöne, özellikle yana açılma kısıtlı ve ağrılıdır.Omuz hareketsiz, sabit bir şekilde tutulursa ağrı kesilir.

Değerlendirme
1- Ateş ve kilo kaybı varsa; ağrı istirahatde artıyorsa Dahiliye uzmanına müracaat ediniz

2- Omuz hareketleri kısıtlıysa Fizik Tedavi Uzmanına müracaat ediniz

Tedavi
Ağrılı dönem

1-Omuz bir askıyla ıstırahata alınmalıdır. Kol vücuda yapışık, el ve ön kol biraz yüksekte tutulmalıdır.

2-Yaklaşık 48 saat omuza buz uygulaması yapılmalıdır.(devamlı veya 3 saat arayla 20 dakika buz uygulaması)

3-Paracetamol veya antienflamatuar grubu ilaçlar kullanılabilinir.

4-Pasif hareket açıklığı egzersizleri yapılmalıdır.

Sağlam kol masa veya benzeri bir yere desteklenir, ağrılı kolla önden-yandan ve dairesel hareketler yapılır. Ortalama 4-5 dakika ve günde 3-4 defa uygulanır.

Az ağrılı dönem

1-Islak sıcak havlu uygulaması(3 saat arayla 20 dakika uygulanacak)

2-EGZERSİZLER

OMUZ HAREKETİNİ ARTIRICI EGZERSİZLER

Ayakta dik durun ve elinize uzunca bir sopa alın.Dirsekleri gergin tutarak ellerinizi yavaşca yukarıya kaldırın ve indirin.Aynı hareketi sopayı kalça arkasında tutarak geriye doğru tekrarleyın. Her iki harekettede dirseklerin düz tutulmasına dikkat edin.

Vücut duvara yan bakacak şekilde ayakta durulur.Parmak uçları duvara temas ettirilir, çıkabildiği en yüksek yere kadar parmaklar hareket ettirilerek, kol en yüksek seviyeye çıkarılır.

Yüz duvara bakacak şekilde ayakta durulur.Parmak uçları duvara temas ettirilir, çıkabildiği en yüksek yere kadar parmaklar hareket ettirilerek, kol en yüksek seviyeye çıkarılır.

OMUZ GÜÇLENDİRME EGZERSİZLERİ

Kol gövdeye bitişik, dirsek dik açıda durarak, sağlam el ile el bileği tutulur, hasta kol dirsekten dışarıya ve içeriye doğru itilir.

Duvara yan durulur: Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda kol duvara doğru itilir.

Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda kol düz olarak geriye doğru itilmeye çalışılır(Omuz hareket ettirilmeden dirsekle duvar itilir.)

Duvara doğru dönülür.Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda yumrukla duvar itilir.

GERME EGZERSİZLERİ
Kollarınız öne doğru uzanmış kısıtlı şekilde yüzüstü yatın ve omuzunuza doğru hafifce dönerek ağırlık verin.
Diz üstü çömelinir, kollar öne doğru düz olarak uzatılır, gövde yere yaklaştırılarak kolun üst iç kısmının gerildiğini hissedilir.Bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Bir sandalyenin arkasına tutulur, bacaklar, düz bir şekilde gövdeden öne doğru eğilinir, kollar düz tutulur, kolun iç yüzünde gerginlik hissedilir, bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Ayakta eller birbirine kenetlenir, gövde sabit dururken öne doğru uzanılarak sırtın gerildiği hissedilir, bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Ayakta kollar düz olarak arkada birleştirilir, kollar geriye doğru uzatılarak gerilir,bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Bir duvar köşesinde, bacaklar hafif ayrık dik durulur.Kollar dik olacak şekilde iki duvara dayanılır, ayaklar yerinden kıpırdamadan öne doğru gidilir,bu şekilde 10 sayana kadar durulur.

AKTİF OMUZ HAREKETLERİ
Sırtüstü yatılır, Kol dirsek ve omuz 90 derecelik açıyla harekete başlanır.Sağlam elle hasta el bileği kavranır, el bileğinden yukarı kaldırılır.
Sırtüstü yatılır.Eller baş üzerinde birleştirilir. Yukarı doğru kaldırılarak ense arkasına geçilir. Dirsekler yere yapıştırılır.

3-Eğitim.Ağrıyı meydana çıkaracak hareketlerden kaçınılmalıdır

Hızlı kilo vermek için acil kilo verme diyeti

Acil Kilo Vermek için

Kisa sürede oldukça kilo verdiren diyetlere büyük bir talep var. Kimi diyetisyenler bu diyetlerin çok kisa sürede kilo verdirmesini sakincali bulsa da Amerikan Kalp Vakfi acilen kilo vermeleri gereken kalp hastalarina bu diyeti öneriyor.
Ancak 35 yas üstü kisilerin ve saglik problemi olanlarin Amerikan Kalp Vakfi nin diyeti yapmamalari gerektigi bastan belirtiliyor. 3 günde tam 4.5 kilo verebileceginiz bu diyeti üçüncü günün sonuda birakmali ve tekrar etmek istiyorsaniz en az bir hafta ara vermelisiniz.

1. Gün

Kahvalti
Yarim greyfurt
1 dilim tost ekmegi
2 çorba kasigi fistik ezmesi
Sekersiz çay / kahve
Ögle
Yarim porsiyon ton baligi
1 dilim tost ekmegi
Sekersiz kahve/çay/soda
Aksam
2 dilim et
1 tabak yesil fasülye
1 küçük elma
1 tabak vanilyali dondurma (3 top)

2. Gün

Kahvalti
1 yumurta
Yarim muz
1 dilim tost ekmegi
Sekersiz çay/kahve
Ögle
1 tabak lor peyniri
3 tuzlu kraker
Aksam
2 sosis
1 tabak brokoli veya karnibahar
Yarim tabak havuç
Yarim muz
Yarim tabak vanilyali dondurma (2 top)

3. Gün

Kahvalti
5 tuzlu kraker
1 dilim cheddar peynir
1 küçük elma
Sekersiz kahve/çay
Ögle
1 kati yumurta
1 dilim tost ekmegi
Aksam
1 tabak ton baligi
1 tabak karnibahar
Yarim kavun
Yarim tabak vanilyali dondurma (2 top)

6 ÖGÜNLE ZAYIFLAYIN

Ünlüleri zayiflatmasiyla taninan Haluk Saçakli, hazirladigi diyet programlari ve beslenme düzenleme teknikleriyle son günlerde adindan en sik bahsedilen obezite uzmani. Haluk Saçakli davranis düzenleme tekniklerini Vitrin okuyuculari için söyle özetledi: “Dayanamadiniz ve atistirmaya basladiniz. Hemen kalbinizin sesini dinleyin. Kalbiniz eger atistirma sonrasi kendinizi daha kötü hissedeceginize dair uyarilar veriyorsa hemen soluklanin ve ortamdan uzaklasin.Lokmalar arasinda çatalinizi birakmaniz, yemek sirasinda durup söyle rahatça
sirtinizi sandalyeye dayamaniz olumsuz duygularin uzaklasmasini saglayabilir. Yemege karsi olusan bir anlik duygusal bosluk ortadan kalktiginda kontrolün yiyecekte degil kendi ellerinizde oldugu anlayacaksiniz.

Acikmadan yemege baslamak büyük hatadir. Zira yemegi kesmek daha zor olacaktir. Yemek yemenizin fiziksel açliktan olduguna karar verdiginizde acele etmeden, neyi ve neden yemek istediginizi düsünerek hareket edin.Açlik ve istahi iyi ayirt etmek gerekir. Bu ikiliyi çok iyi kontrol etmek gerekir. Açlik var olma mücadelesinin tehlikeli bir sinyalidir. Istah ise haz gereksiniminin göstergesidir.Tüm bu duygulari frenlemek için her seyden önce güçlü olmak zorundayiz. Güçlü olmanin ilk yolu ‘hayir’ demesini bilmekten geçiyor.”

Örnek diyet programi

Uyaninca

. 1 bardak oda sicakliginda su

Kahvalti

. 1 porsiyon mevsim meyvesi
. Sekersiz limonlu açik çay
. 1 ince dilim kepek ekmegi
. 1 kibrit kutusu büyüklügünde yagsiz beyaz peynir
. 4 adet yesil ya da siyah zeytin
. 1 porsiyon domates - salatalik - yesil biber

Kusluk

. 1 porsiyon mevsim meyvesi
. 2 adet grisini lSekersiz bitkisel çay

Ögle

. 2 adet köfte büyüklügünde tavuk veya peynir ilâveli 1 porsiyon yesil salata (1 tatli kasigi zeytinyagi ilave edin)
. 2 ince dilim kepek ekmegi
. 1 su bardagi diyet yogurt

Ikindi

. 1 porsiyon mevsim meyvesi
. 1/4 sokak simidi
. 1 kibrit kutusu büyüklügünde yagsiz beyaz peynir
. Sekersiz limonlu açik çay

Aksam

. 1 tatli kasigi zeytinyagi ile hazirlanmis 1 porsiyon 4 yemek kasigi mevsim sebzesi veya sinirsiz mevsim salatasi
. 1 tatli kasigi zeytinyagi ile hazirlanmis 1.5 su bardagi kepekli makarna ya da pilav veya 12 yemek kasigi kuru baklagil
. 1 su bardagi diyet yogurt

Gece
. 1 porsiyon mevsim meyvesi

Yatarken

. 1 bardak oda sicakliginda su

13 Şubat 2008 Çarşamba

Her Yaşa Farklı Bakım

Eğer henüz 20′li yıllarını sürüyorsanız o zaman cilt problemleriyle henüz karşılaşmadınız demektir.

Güzelliğin birinci koşulu cilt bakımı şüphesiz. Tabi doğru bakım yöntemini seçebilmek de burada önemli bir rol üstleni­yor. Uzmanlara göre her yaşın ürünleri farklı. Dolayısıyla bu basit kuralı göz önünde bulunduran her kadının, yaşı kaç olur­sa olsun, güzel bir cilde sahip olması mümkün. Çünkü güzelli­ğin yaşı yok…

Güneş, rüzgâr, yağmur ve soğuk gibi değişik iklim koşulları, giderek çoğalan çevre kirliliği ve incelen ozon tabakası karşısın­da cildimiz de göstermek zorunda olduğu direnç katlanarak ço­ğalıyor. Hergün karşı karşıya kaldığımız bu olumsuz faktörler cildin yaşlanmasını hızlandırıyor.

Gülmek, hayal kurmak, konuşmak ya da hayret etmek… yüz­deki izler ya da kırışıklıklar bazen bu hoş güdülerle daha özel­likli bir hal alabiliyor. Ama zaman içinde günlük kas maratonu­nun izleri giderek derinleşiyor ve yüze yerleşiyor. Aslında cildin yaşlanmasında en büyük etken genetik özelliklerle bağlantılı. Bir bölümde de dış faktörler rol oynuyor. Eğer bunların içinde ana nedenleri sayacak olursak iklim koşulları, sağlıksız yaşam, cilt bakımına yeterince önem vermemek, ilaç kullanmak, fazla sigara ve alkol tüketimi ilk sıralarda yer alıyor. Bu olumsuzluk­lar da kendini ciltte kırışıklık olarak ortaya koyuyor. Ten rengi cansızlaşıyor, cilt soluyor, kuruyor ve parlaklığını yitiriyor. Pig­ment lekeleri sağlıksız bir cildin habercisi olarak cilt yüzeyine yerleşiyor. Bu arada bio kimyasal değişiklikler de cildin iç kat­manlarında etkili oluyor. Cildin üst yüzeyi olan epidermis ger­ginleşirken orta tabaka olan dermiş inceliyor ve elastikiyetini kaybediyor. Cilt tabakaları arasındaki iletişim giderek azalıyor. Yağ dokusu yeniden yapılanıyor ve derin tabakalardaki cilt elastikiyeti bozuluyor. Kas lifleri üzerinde bulunan cilt çizgileri giderek derinleşiyor ve bir daha düzelemiyor. Bunun sonuçları olarak arşımıza solgun, direnci az, elastikiyetini kaybetmiş bir cilt tipi çıkıyor.

Cildin orta yaş krizi
Peki, 30,40 ya da 50. Doğum günlerinde yaşlılık krizine giren kadınların sayısı ne kadardır dersiniz? Çok değil çünkü kadınlar artık yaşlılığa çok daha güvenli ve korkusuzca bakıyor. Yapılan araştırmalar 35-40 yaş arsındaki oran için görünümün kesinlik­le büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor. Ve onlar da ciltlerinin artık 20 yaşındaki kadar genç, gergin ve taze görünmeyeceğinin farkında. Dermatologların ve kozmetikçilerin bildiği bir şey var o da kırışıklıklar, elastikiyet kaybı ve yorgun ciltlerde sadece do­ğal yaşlanma sürecinin suçlu olmadığı. Suçlular arasında UV ışınları, çevre kirliliği, cildimizi çoğunlukla olduğundan daha yaşlı gösteren stres gibi dış etkenler de bulunuyor. Yeni anti-aging kremleri bu yüzden oldukça hassas içerikleriyle ortaya çı­kıyor. Sadece ciltteki beslenme ve enerji yetersizliğini dengele­mekle kalmıyor aynı zamanda koruma mekanizmasını da yeni­den harekete geçiriyor. Bileşimlerindeki yeni saf bio-etkili maddeler doğadaki malzemelerden ve bitki özlerinden oluşu­yor.

Korunma 20′lerin ilk koşulu
Eğer henüz 20′li yıllarını sürüyorsanız o zaman cilt problem­leriyle henüz karşılaşmadınız demektir. Çünkü cildiniz henüz genç ve taze görünümünü korumaya devam eder. Doku ise kı­rışıklıkların oluşmasını önleyecek kadar elastik ve yeterince ne­me sahiptir. Yine de çevre kirliliği, olumsuz dış etkenler ve gü­neş ışınların zaman içinde nasibini almaktan kurtulamaz. 20′li yaşlarda cildin kan dolaşımı normal bir düzende sağlıklı bir şe­kilde devam etmektedir. Bu yüzden parlak ve pürüzsüz bir gö­rünümdedir. Ancak 25 yaşla birlikte vücudun yaşlanma saati yavaş yavaş işlemeye başlar. Vücut elastin, kollajen ve ter üreti­mini giderek kısıtlamaya başlar. Cilt gün be gün kendini nem­lendirme gücünü kaybeder ve kuru bir görünüm alır. Bu yüz­den 20′lerin son demlerinde cildinizde ince de olsa ilk kırışık­lıklarınızla yüzleşmeye hazır olun, özellikle de göz çevresinde… Termal suyla ve nemlendiricilerle yapılan ilk bakımlar cildin mümkün olduğunca uzun süre gençliğini korumada etkilidir.

Uyguladığınız bakım E ve C vitaminli ürünlerle desteklendiğin­de ise hücrelere zarar veren serbest radikallerin nötralize olma­ları çok daha kolay olacaktır. 20′li yaşlar için en ideal bakım ürünleri hafif içerikli j el formundaki kremler ya da sıvılardır. En az bakımlar kadar önemli olan bir konu daha var ki o da cildin güneş ışınlarından korunması olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü zararlı ışınlar hala cilt yaşlanmasında en önemli etken olmaya devam ediyor. Birçok kozmetik ürünü UV korumalı olarak üre­tiliyor. Benim tavsiyem, ister kış ister yaz günü olsun, dışarı çı­karken cildinize mutlaka bir nemlendirici sürmelisiniz.

Bu yaşlarda derinlemesine temizliğin önemi bir kez daha or­taya çıkıyor. Çünkü cilt sadece ergenlik döneminde değil daha sonraki dönemde de olumsuz çevre koşullarından etkileniyor. Bu yüzden uyumadan önce makyajınızı iyice temizlemeyi ih­mal etmeyin. Yoksa cildinizin mat bir görünüm alması ve can­lılığını yitirmesi işten bile değil. Cilt sorununuz yoksa bile gün­de bir kez süt, krem ya da köpükle temizlemeyi alışkanlık hali­ne getirin. T bölgesi olarak bilinen alın, çene ve yanak bölgesi özellikle temiz tutulması gereken bölgeler arasında. Dolayısıyla.. cildinizi sadece akşamları değil sabahları da temizlemenizde fayda var.

21 Ocak 2008 Pazartesi

Evde Manikür Nasıl Yapılır?


Siz de benim gibi kuaförlerdeki temizliğe çok güvenmiyorsanız artık manikürünüzü evde yapabilirsiniz. Zaten çoğu kez evde televizyonun karşısında yapmak daha çok hoşuma gidiyor. Böylelikle hem vakitten de tasarruf etmiş oluyorum :). Bir kere eliniz alıştıktan sonra çok pratikleşiyorsunuz. İşte evde manikür yapmanın yolları ve püf noktaları:

Gerekli Malzemeler:
· Kâğıt törpü (Metal törpü tırnaklara zararlıymış)
· İçine elinizi sokabileceğiniz ağzı geniş bir kâse
· Et makası
· Kâğıt havlu
· Aseton
· Oje
· Kolonya


Bu aletleri temin ettikten sonra manikürümüze başlayabiliriz:


1. Öncelikle eğer tırnaklarınızda oje varsa asetonlu pamukla tırnaklarınızı silin.
2. Tırnaklarınızı törpüyle şekillendirin. Tırnaklarınızı zayıflatabileceğinden törpüyü kenarlarına sürmemeye dikkat edin. Verilecek en uygun şekil elinize yakışandır.
3. Törpüleme işlemi bittikten sonra ellerinizi, kâseye koyduğunuz bulaşık deterjanlı/ sıvı sabunlu ılık suya batırın ve 5 dakika kadar bekleyin. Çıkardıktan sonra, elinizi kurulayın ve yumuşayan tırnak etlerinizi geriye doğru itin. Sonra, dikkatli bir biçimde et makasıyla tırnak etlerinizi temizleyin. Çok derine inmemeye dikkat etmelisiniz yoksa kanayabilirler. Aynı işlemi diğer elinize de uygulayın.
4. Ellerinize ve tırnaklarınıza kolonya dökün ki mikroptan arınsınlar.
5. Şimdi de tırnaklara renk verme zamanı. İstediğiniz bir ojeyi tırnaklarınıza sürün ve kurumaları için bekleyin. Eğer ojenin altına parlatıcı (cila) sürerseniz hem tırnaklarınız sararmaz hem de ojeniz daha uzun süre dayanır.
6. Son aşama olarak da makasınızı kolonyayla temizleyin.

İşte bu kadar basit :)

Evde Pedikür Nasıl Yapılır?


Bu gün de sizlere evde nasıl pedikür yapılacağını yazıyorum. Manikür için söylediğim şeyler pedikür için de geçerli. Önce biraz zorlanıyorsunuz ama zaman içinde pratikleşiyorsunuz.

Gerekli Malzemeler:

. Kâğıt törpü
. İçine ayaklarınızı sığdırabileceğiniz plastik bir leğen
. Et makası
. Topuk törpüsü
. Kâğıt havlu
. Aseton
. Oje
. Pamuk
. Kolonya

Başlaman önce şunu belirtmeliyim ki pediküre başlamak için en uygun zaman banyo sonrasıdır. Çünkü o zaman topuğunuz iyice yumuşamış ve tırnaklarınız esnemiş olur. Şimdi pediküre başlayabiliriz :)

1. İlk başta ojeniz varsa onları temizleyin.
2. Ayaklarınızı ılık su ve bulaşık deterjanı veya sıvı sabun koyduğunuz leğene sokun. Ayaklarınızın ikisini aynı anda sokabilirsiniz. Topuklarınız iyice yumuşayana kadar bekleyin.
3.Tırnaklarınızı istediğiniz uzunlukta kesin ve törpüyle şekil verin.
4.Şimdi sıra tırnak etlerinizi temizlemede: Önce etlerinizi geriye doğru itin. Sonra et makasıyla etleri kesin ama bu aşamada etinizi derin kesmemeye ve kanatmamaya dikkat etmelisiniz.
5.Şimdi topuğunuzun ne ıslak ne de kuru olmasına dikkat edin ve topuk törpüsüyle topuklarınızı ovalamaya başlayın. Bittikten sonra topuklarınızın ne kadar yumuşak olduğuna sizde şaşıracaksınız.
6.Kolonyayla ayaklarınızdaki ve etlerinizdeki mikropları kırın.
7.Aynı işlemleri sırasıyla diğer ayağınıza da uygulayın.
8.Şimdi dilediğiniz renkteki ojeyi sürebilirsiniz. Oje sürmeye başlamadan önce parmaklarınızın arasına pamuk koyarak parmak mesafenizi açmanızı öneririm. Böylece tırnaklarınız birbirine değmeyecek ve ojeniz bozulmayacaktır. Ojeniz kuruyana kadar pamuklar kalabilir.
9.Son aşama olarak da aletlerinizi kolonyayla temizleyin

İşte bu kadar…