31 Ocak 2008 Perşembe

Kanserin ilacı tütün

Kanserin ilacı tütün!
ABD'li bilim adamları rahim ağzı kanserine karşı geliştirdikleri bir ilaçta tütün kullanıyorlar.

ABD'li bilim adamları rahim ağzı kanserine karşı geliştirdikleri bir ilaçta tütün kullanıyor. Rahim ağzı kanserine, büyük oranda insandan insana bulaşan papilloma virüsü neden oluyor. Dr. Bennett Jenson, Shin-je Ghim ve Partha Basu isimli bilim adamları araştırmaya bu virüsteki L-2 proteinini tanımlayarak başladı. Ardından bu proteine benzeyen sentetik bir gen yaratıp bir tütün virüsüne naklettiler. Bu virüs sayesinde, rahim ağzı kanserine karşı aşı 3 dolara ucuz bir şekilde tütün yapraklarından elde edilmiş oldu.

Sıcak havada spor tehlikeli

Sıcak havada spor tehlikeli!
Uzmanlar aşırı sıcak günlerde, sporun sabah erken saatlerde ya da akşam saatlerinde yapılması konusunda uyarıyorlar.

Doç. Dr. Kalaycıoğlu, sporda ani ölümlerin, kalıtsal hastalıklar, kalp problemleri, aşırı sıvı kaybı ve doping kullanımından kaynaklandığını belirtti. Aşırı sıcak havalarda yapılan spor sırasında kalp atım sayısı artarken vücudun kaybettiği sıvı miktarının da arttığını vurgulayan Doç. Dr. Kalaycıoğlu, şöyle devam etti: "Sıvı kaybı kalp ritmini etkileyebilir ve ritm bozuklukları ortaya çıkabilir. Aşırı sıcak havalarda, spor sabah erken saatlerde veya akşam saatlerinde yapılmalı, sürekli ve az az sıvı alınmalı. Özellikle doğal içecekler ve içerisinde minerallerin olduğu sıvılar tercih edilmeli.


Örneğin gazı kaçırılmış maden suyu ve sodalar olabilir. Beslenme de çok önemli. Kesinlikle spordan en az iki saat önce hafif gıdalar alınmalı. Spordan sonra vücut ısısını ani değiştirecek davranışlarda bulunulmamalı. Spor sırasında ise açık renkli ve pamuklu kıyafetleri tercih edilmeli." Doç. Dr. Kalaycıoğlu, kıyafetlerin terledikçe sık sık değiştirilmesi gerektiğini, ıslak kıyafetlerin, derinin nefes almasını engelleyebileceğini belirtti. Aşırı sıcaklarda ister spor yapılsın ister yapılmasın sıvı alımının, gün içine yayılarak, sık sık ve az olması gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Kalaycıoğlu, bir anda çok sıvı tüketiminden kaçınılmasını önerdi.

Spor sonrası klimalardan uzak durulmalı

Spor sonrasında kesinlikle klimalardan uzak durulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, şunları kaydetti: "Özellikle spor sonrası klimaların olduğu ortamlardan uzak durulmalı. Ani ısı değişimleri vücut adaptasyonunu bozar, solunum yolu, kas, iskelet sistemi, sindirim sistemi hastalıklarına sebep olabilir. Orta ve ileri yaş grubu için en ideal spor şekli, düşük dozda ve orta tempoda yürüyüşler şeklinde olmalı ve bu esnada yanında mutlaka sıvı bulundurmalılar."

Spor yapmamışlar, sıcak havalarda spora başlamamalı

Doç. Dr. Kalaycıoğlu, düzenli spor yapmayan kişiler için aşırı sıcak havaların olduğu dönemlerde spora başlamanın yanlış bir seçim olacağını ifade ederek, "Daha önce spor yapmayan kişiler spora başlayacaksa mutlaka bir sağlık kontrolünden geçmelidir" dedi.

Soğuk suyu hızlı içmeyin!

Soğuk suyu hızlı içmeyin!, buz
Özellikle vücut ısısı yüksekken, hızlı içilen soğuk su vücutta terleme fonksiyonunu artırıp, tuz ve mineral kaybına neden oluyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof.Dr. Günhan Erdem, "Özellikle vücut ısısı yükseldiğinde soğuk suyun hızlı içilmesi, vücutta terleme fonksiyonunu artıracağından çok fazla tuz ve mineral kaybetmeye neden olur. Soğuk suyun olumsuz etkilerinden korunmak için yudum yudum içmeliyiz" dedi.Prof.Dr. Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı sıcaklar nedeniyle vücudun sürekli su, mineral ve tuz kaybettiğini belirterek, "Soğuk su içmenin 2 türlü olumsuz etkisi var. Bunlardan birincisi doğrudan doğruya üst solunum yollarında hassasiyeti olan kişilerde hastalıklara sebep olabilir. İkincisi ise hızlı içilen soğuk suyun buharlaşmaya yani vücutta terleme fonksiyonuna doğrudan etki ettiği için çok fazla tuz ve mineral kaybetmeye neden olur. Soğuk suyun olumsuz etkilerinden korunmak için yudum yudum yaklaşık 1 dakika içinde içmeliyiz" diye konuştu.


"Doğrudan su içmeye özen gösterin"

Prof.Dr. Günhan Erdem, özellikle aşırı sıcakların yaşandığı bu günlerde doğrudan su içmeye özen gösterilmesini isteyerek, çay, kahve, meşrubatın suyla birbirine denk olmadığını söyledi.

Suyun vücut için doğal bir çözücü olduğunu anlatan Prof.Dr. Erdem, şöyle konuştu:

"Suyun insan vücudunda 2 temel görevi var. Birincisi vücuttaki hücrelerin metabolizma faaliyetleri için ihtiyaç duydukları su moleküllerini temin etmek diğeri ise vücuttaki atık maddelerin atılmasını sağlamak. Suyun insan vücudunda bu görevleri yerine getirmesi ve metabolizmanın faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için suyu çözücü şeklinde almamız gerekiyor.

Çay, kahve, meyve suyu gibi içecekler ise çözelti şeklindedir. Yani vücuttaki maddeleri çözme görevini yapacak su molekülleri tutulmuştur. O nedenle bir bardak su ile bir bardak meyve suyu arasında inanılmaz derecede serbest su farkı vardır."

Prof.Dr. Erdem, sabah kalkınca, akşam yatmadan önce ve yemeklerden sonra mutlaka bir bardak su içilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Az ye zinde yaşa

Az ye zinde yaşa
Acıktığınız için değil, zevk aldığınız için yemek yerseniz kaçınılmaz biçimde kilo alır ve sağlığınızı tehlikeye atarsınız.

Eğer yemek yeme bağımlılığınız varsa, önerilerimize kulak vererek bundan bir an önce kurtulmaya bakın Bazı insanlar yemek yemek bazıları da doymak için yaşar. Birinci gruptakiler için yemek yemek vücudun temel ihtiyacı olmasından öte bir süre sonra vazgeçilmez zevkler arasında yer almaya başlar. Her kültürün temelinde yatan ziyafetler, toplu yemek yeme zevki ve misafirperverlik dikkat çekici farklara dayansa da aynı temeldedir özünde. Her eğlencenin bir parçasında mutlaka yemek vardır.


Eğlencelerin, düğünlerin, arkadaş toplantılarının bol olduğu, uzun akşam yemekleri ve gece çıkmalarının arttığı yaz günlerinde kendinizi daha mutlu etmek için daha bol yemek mantığındaysanız fazla kilolar çoktan kapınızı çalmıştır. Bunun önüne geçmek için yemeye başlamadan önce gerçekten aç olup olmadığınıza karar vermeli, duygusal yemelerinizin en çok hangi durumlarda tekrarlandığını tespit edip çözüm yolları bulmaya çalışmalısınız.

Yemek yemek bazılarında bağımlılık haline gelmiştir. Alkol veya sigara bağımlılığı gibi olmasa da bu bağımlılıkla mücadele etmek ciddi bir irade gücü gerektirir. İşte bu doğrultuda size birkaç öneri...

Küçük porsiyonlar tüketin

Besinlere karşı duyulan bağımlılık genelde fazla yemek tüketmekle sonlanır. Ancak Florida Üniversitesi'ndeki uzmanlara göre beynimizi daha az yemek tüketerek de kandırabiliriz. Küçük tabaklar ve kaseler kullanarak vücudun daha az porsiyon görmeye alışması, tabak bitirme psikolojisi ile tatmin edilmesi yardımcı olacaktır.
Zamanla, bu alışkanlığı tekrarladıkça beyin azla yetinmesini öğrenir. Bunu başardıktan sonra tabakta yemek bırakmaya çalışmak ikinci adım olacaktır.

Bol bol su için
Su rahatlatıcı özelliğiyle yeme ataklarının önüne geçebilir. Bunun için kendinize günlük su hedefi belirleyip bu hedefi gün içine yayarak tüketmeye gayret edin.

Tatlılardan uzaklaşın
Herkesi diyetten uzaklaştıran farklı kalori tuzakları vardır. Eğer sizin düşmanınız şeker ve şekerli gıdalar ise öncelikle bulunduğunuz ortamdan şekeri uzaklaştırarak işe koyulabilirsiniz. Şekersiz şekerler, sakızlar, light tatlılarla zamanla yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeli, yeme sıklığınızı düşürmeli, canınız her tatlı çektiğinde yemeyerek ilk adımları tamamlamalısınız.

Açlığınızı kontrol edin
Açlık yeme bağımlılıklarını tetikleyen tehlikeli bir durumdur. Bunun için asla kendinizi aç bırakmayın, yemek yemeyi istemekle gerçekten aç olmayı ayırt etmesini öğrenin. Fizyolojik olarak aç olduğunuzda yemek yiyin, göz açlıklarınızı umursamamaya çalışın. Egzersiz yapın
Egzersizin vücudumuzun fiziksel görünümünde olduğu kadar kimyasında da geliştirici etkileri vardır. Spor yapan bireylerin daha mutlu oldukları ve daha az yedikleri belirlenmiştir. Bunun için kendi performansınıza uygun, keyifle sürdürebileceğiniz bir program oluşturun.

Psikolojik destek alın
Yemekle kurduğunuz ilişkiler konusunda kendinizi yalnız ve gergin hissediyorsanız bunu mutlaka bir uzmanla paylaşın. Bu bağların kurulmasında altta yatan psikolojik etkenlerin rolü varsa, bunları beraber bulmaya ve yok etmeye çalışın.

Suç bölgesinden uzaklaşın
Eğer tezgahta kocaman bir çikolatalı kek, dumanı üzerinde bir pizza veya abur cubur dolu bir kase bırakırsanız muhtemelen kendinizi kaybedersiniz. Bunun için evinizde, size tuzak kuracak yemekleri bulundurmayın.

Haftanın besini Kırmızı erik
Kırmızı erik çoğunlukla taze meyve olarak yeniliyor. Ama reçel, meyve suyu, komposto, hoşaf, şurup, pekmez, marmelat ve pestil yapımında kullanıldığı için kışın da tüketilebiliyor. Özellikle ara öğünlerde tavsiye ettiğimiz kuru erik, makul miktarda yağlı tohum ve bitki çayıyla birlikte tüketildiğinde enerji verir.
B vitamini bakımından zengindir. Sindirim sorunu yaşayanlara yardım eder.

Haftanın sorusu Gece ne yapmalı?
Gece yemeleri diyet serüvenlerinde beni en çok zorlayan durum. Bütün günü hafif beslenerek geçirebilsem de akşam televizyon karşısında hiç durmamacasına yemeye başlıyorum. Bunu nasıl önleyebilirim?

Bu, kilo vermek için bize başvuran pek çok kişinin yakındığı sorunlardan biri. Gün boyunca gerek işler gerek kontrol mekanizmalarının daha yoğun çalışmasıyla durdurulabilen iştah ve yemeğe saldırma hallerini önlemek maalesef akşam saatlerinde pek de kolay olamıyor.

Bununla baş edebilmek için öncelikle güne dengeli bir kahvaltıyla başlamalı, ara öğünleri atlamadan az kalori bombardımanı ile muhtemel yeme ataklarını önlemelisiniz. Akşam yemeğinde yine dengeli ve yeterli bir mönüden oluşan zevkli, kalori değeri düşük ama hacimsel olarak büyük bir mönü hazırlamalı, bunu yavaş ve yemek yemeye odaklanarak yemelisiniz. Kesinlikle televizyon karşısında, telefonda değil, sadece yemek yemeye odaklanarak en az 20 dakikada akşam yemeğinizi tamamlamalısınız.
Bundan sonra muhtemel bir yeme halini önlemek için kendinizi oyalayacak hobiler bulmalısınız. Kitap okumak, örgü örmek, resim yapmak, sportif aktiviteler gibi...

Sabun mikrobu öldürmüyor

Sabun mikrobu öldürmüyor!
Ellerimizde bulunan mikroorganizmalar bir çok hastalığa neden olurken, sabun bu mikropları öldürme konusunda etkisiz!

Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim öğretim üyesi Başkanı Prof. Dr. Yusuf Durak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı beslenme ve yaşamada temizliğin büyük önem taşıdığını belirterek, temizlikte de en önemli noktanın eller olduğunu söyledi.Elin vücuttaki en önemli mikrop taşıyıcısı durumunda olduğunu ifade eden Durak, el aracılığıyla hastalık yapıcı mikroorganizmaların vücudun hemen her yerine bulaşabildiğini ve bulaştığı yerde hızla çoğalabildiğini bildirdi.


Ne kadar dikkatli olursa olsun eldeki mikropların ağız yolundan mide ve bağırsaklara kadar inebildiğini vurgulayan Durak, şunları kaydetti:

"Elle bulaşan mikroorganizmalar tifo, kolera, dizanteri gibi hastalıklara göz, sindirim ve solunum yolu rahatsızlıklarına, hatta kulakta bile bazı sorunlara yol açabilir. El üzerinde taşınan çok sayıda türde milyonlarca mikroorganizma el aracılığıyla ulaştığı herhangi bir yerde uygun ortamı bulması durumunda çoğalıp, hastalık yapabilir. Her çeşit mikrop farklı hastalıklara yol açabilir. Kişi, elinde ne tür mikrop taşıdığını, nereden ne bulaştığını kesinlikle bilemez ve göremez."

Sabun mikrobu öldürmüyor!

Durak, su kesintilerinin başladığı bugünlerde tifo, kolera, dizanteri ve sindirim yolu rahatsızlıkları gibi özellikle bulaşıcı hastalıklardan korunmanın birinci şartının el temizliği olduğunu ifade ederek, normal bir temizlik için su ve sabunun yeterli olacağını bildirdi.
Sabunun mikropları öldürmediğinin iyi bilinerek ellerin yıkanmasını öneren Durak, şunları kaydetti:

"Son günlerde elin 20 saniye yıkanması gerektiği söyleniyor. Elin 20 saniye, bol su ile yıkanması diye bir durum olamaz. Sabunun mikroorganizmaları öldürme özelliği yoktur, sadece elden uzaklaşmasını sağlar. Bu yüzden uygun yıkama yeterlidir. Sabun elde iyici köpürdükten sonra ve elin hemen her yerine temas etmesinden sonra su ile iyice yıkanır. Bu yıkamada sabun mikropların tutunmasını önleyeceği için hastalık yapıcı mikroorganizmalar elden suyla akıp gidecektir. Ama (el 20 saniye yıkanmalı) şeklindeki öneri doğru değil. İlaç olsa zaman
önemli, ancak mikrobu öldürmeyen bir temizlik aracıyla saatlerce elinizi sabunlamakla birkaç saniye sabunlamak arasında fark yoktur."

Durak, ellerin sabun köpürdükten sonra iyice ovulup suyla yıkanmasının normal bir temizliği sağlayacağını belirterek, "Fazla suyla yıkamak da fazla önem taşımıyor. Ancak hastane ziyaretlerinden sonra ya da bir hastaya dokunulmuşsa sabun yeterli olmayacaktır. Alkol temizliği de yapmak gerekir" dedi.

Yanlışları ve doğrularıyla güzellik mitleri

Yanlışları ve doğrularıyla güzellik mitleri!
Etrafımızda sıkça duymaya alışkın olduğumuz o güzellik sırlarının bazıları birer söylentiden ibaretse!? Gerçeklerle karşılaşmaya hazır mısınız?

İtiraf edin! 'Daha güzel, daha bakımlı, daha kıskanılır, daha havalı olmak için bütün güzellik sırlarını uygulamaya her zaman hazırsın. Keyif aldığın pek çok şeyden sırf güzel görünmek uğruna vazgeçmeye de! Peki ya, etrafımızda sıkça duymaya alışkın olduğumuz o güzellik sırlarının bazıları birer söylentiden ibaretse' Merak etmeyinhemen hepimiz bu tür yanılgılara bazen düşüyoruz. Ağızdan ağza dolaşan güzellik mitlerinin perde arkasında bakın neler var!


Yatmadan önce makyajı silmemek sivilcelere yol açar

DOĞRU

Geceleri yatmadan önce makyajını temizlemeye üşenenler, pek çok sivilceye, genişlemiş gözeneklere ve kırılan kirpiklere sahip olmayı göze alıyorlar demektir. Sıkça yapılan diğer bir hata da, saçları bozmamak için makyajı saç diplerine kadar temizlememek. Bu durumda makyaj kalıntıları saç diplerinde zamanla birikerek burada bulunan gözeneklerin tıkanmasına ve siyah noktaların oluşmasına yol açar.


Önerimiz: Makyajınızı temizlerken saç bandı kullanabilirsiniz.

Yüzüstü yatmak kırışıklıklara neden olur

DOĞRU

En yumuşak çarşaf ve yastıkla bile, göz çevresinde ve yanaklarda kırışıklıkların oluşmasına yol açar. Uyurken mümkün olduğunca sırtüstü yatmaya çalışın. İlk geceler zorlansanız da bir süre sonra bu yatış pozisyonunu alışkanlık haline getirebilirsiniz. Ancak bu şekilde hiç uyuyamıyorsanız, kendinizi çok fazla zorlamayın. Çünkü uykusuz kalmanız cildinize çok daha fazla zarar verecektir.

Boyun bakımında vücut losyonu kullanmak yeterli

YANLIŞ

Boyun bölgemiz çok narin ve korunmaya ihtiyaç duyulan bir bölgedir. Bu bölge ilk bakışta yüzümüze ait değilmiş gibi gelse de, aslında tam tersidir. Yüzünüz için kullandığınız kremleri boynunuza da kullanmayı ihmal etmeyin.

Önerimiz: Yüz kreminizi yoğum bir şekilde boynunuza ve dekoltenize de sürün. Üzerini streç filmle kaplayın. 20 dakika kadar kremin emilmesini bekleyin.

Şeker bağdokusunu olumsuz etkiler

DOĞRU

Şekerli gıdalar sadece fazla kilolara değil, aynı zamanda cildin de zarar görmesine neden olur. Fazla şeker aldığımızda cilt elastikiyetini kaybetmeye başlar. Vücuda günde 6 ila 10 kaşık şeker alımı idealdir. 60 gramlık çikolata yaklaşık 7, asitli içecekler ise (0.33 litre) 10 çay kaşığı şeker içerir.

Önerilerimiz: İşlenmemiş şeker ve bal en iyi alternatiftir.

Yüz egzersizleri cildi gerginleştirir

YANLIŞ

Mimik kaslarımız biz farkında olmasak da her gün fazlaca çalışır, sonucunu zamanla 'kırışıklıklar' olarak görmeye başlarız. Yüz egzersizleri ince çizgileri rahatlatsa da derinleşmiş çizgilerde çok da fazla etkili olmazlar.

Önerimiz: Eğer mimik kırışıklıklarınız sizi çok rahatsız ediyorsa, botoks yaptırmayı deneyebilirsiniz.

Uzun süre emzirmek göğüslerin sarkmasına neden olur

YANLIŞ

Hamilelik döneminde göğüsler biraz deforme olmuş gibi görünür. Çünkü yağdokusu süt bezleri için bastırılır. Aslında bu geçici bir durumdur ve hamilelik sonrasını takip eden birkaç ay içinde göğüsler tekrar eski formunu kazanır.

Önerimiz: Emzirme döneminden sonra hızlı kilo vermemeye dikkat edin.

V-B ışınları gözler için zararlıdır.

DOĞRU

Özellikle dağ ve deniz kenarlarında UV ışınları o kadar yoğundur ki, gözleriniz kırışmaktan da öte zarar görür. Bu ışınlar daha bulanık görmeye neden olur. Güneş gözlüğü kullanmak aslında be nedenle her mevsim şarttır. 'Ne kadar koyu, o kadar iyi mantığı güneş gözlüklerinde her zaman geçerli değildir, aynı şekilde açık renkli camlar da ışınlardan en iyi şekilde koruyabilir.

Önerimiz: Gözlük alırken, UV korumalı olup olmadığını gözlüğün üzerinde bulunan 'CE' yazısından anlayabilirsiniz.

Bacak bacak üzerine atmak çatlaklara yol açar

DOĞRU

Biz kadınların en sevdiği oturma şekli değil midir bu? Ama maalesef bacak bacak üstüne atarak varislere ve çatlaklara davetiye çıkarırız. Çünkü bu şekilde kan, damarlardan rahatça akamaz ve kendine yeni yollar arar. Aynı zamanda bize göre rahat olan bu oturma pozisyonunda omurilik zorlanır ve bu da zamanla sırt ağrılarına yol açar.


Önerimiz: Otururken çantanızı veya ceketinizi bacaklarınızın üzerine koyun. Böylece bacak bacak üzerine atma ihtiyacı duymazsınız.

Çok fazla uyuyanlar daha çabuk şişmanlar

YANLIŞ

Çok uyuyanlar az uyuyanlara göre normalde daha zayıftır. Sanılanın aksine, az uyuyanlar uykuculara göre çok daha fazla kilo alma riski taşırlar. Bu gerçeğin arkasında iki neden yatıyor. Bunlardan biri açlığı bastıran leptin, diğeri açlık hissi veren ghrelin hormonları. Az uykuyla geçirilen gecelerde kandaki leptin miktarı azaldığı ve ghrelin seviyesi arttığı için vücut daha çok kalori ihtiyacı hisseder.

Yağ yakmaya egzersizin ilk 30 dakikasından sonra başlarız

YANLIŞ

Yıllardır bu gerçeğe inanıp egzersiz yaparken kıvranıp durduk. Oysa yürürken bile atılan her adımda yağ depoları harekete geçiyor. Buna rağmen yağ yakmak için kesinlikle maksimum nabızdan hareket etmemeniz gerekiyor. En ideali nabzınızın dakikada 130 olmasıdır. Ayrıca egzersizi temiz, açık havada yapmak da önemlidir.


Önerimiz: Yürüyüş yaparken koşu ayakkabılarını tercih edin ve olabildiğince yumuşak bir zeminde hareket etmeye çalışın. Çünkü aşırı engebeli yollarda, yanak ve çene bölgesindeki elastikiyet kaybolabilir.

Selülit kremi vücudun her bölgesi için kullanılabilir

YANLIŞ

Selülit kremlerinin içinde yağı ve suyu vücuttan atmaya yarayan maddeler bulunur. Bu maddelerin kesinlikle boyun ve göğüs bölgesinde işi yoktur! Çünkü dekolteyi gergin ve yumuşak tutan şeyi zaten yağ ve nemdir. Bunlar da selülit kremlerinin içinde bulunmaz.

Sıcak banyo cildin diriliğini kaybetmesine neden olur

DOĞRU

Her gün saatlerce sıcak banyo yapan kişiler, sadece ciltlerindeki yağ ve nem oranlarını azaltmakla kalmazlar, aynı zamanda kollajen dokularına da zarar verebilirler. Bu nedenle sıcak banyo keyfinizi haftada iki ile sınırlayın. Ayrıca koruyucu olarak da banyo yağı kullanın ve banyodan sonra cildinizi soğuk suyla serinleyin.

Çinko sivilceleri azaltır

DOĞRU

Kendinize ekstra özen göstermek istediğiniz düğün, nikah, parti gibi organizasyonların öncesinde sanki anlaşmış gibi, cildinizde sevimsiz sivilceler belirir kötü haberi hemen vermek gerekirse, onların acilen yok edilebilmesi için herhangi bir sihirli madde maalesef yok! Ama çinko kapatıcı oldukça işe yarar. Çünkü çinko anti bakteriyeldir ve tedavi sürecine yardımcı olur. Ayrıca kızarıklıkları kapatır ve UV ışınlarından dolayı reaksiyona karşı korur.

Kadınların dostu kahve

Kadınların dostu kahve!
Günde üç fincan kahve, 65 yaşının üzerindeki kadınların hafızalarını koruyucu etkiye sahip.
Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nün (Inserm) Lizbon Üniversitesi ile ortaklaşa yaptığı araştırmada, günde en az üç fincan kahve veya 6 fincan çayın, günde sadece bir fincan veya daha az içenlerle kıyaslandığında hafızayı koruyucu etkisi bulunduğu ortaya çıktı. 65 ve daha yaşlı 4 bin 197 kadın ve 2 bin 820 erkeğin kafein tüketimi ile hafıza, dil ve mantık yürütme gibi ''tanımaya değin'' entellektüel peroformansları arasındaki ilişkinin, 4 yıl boyunca elde edilen veriler ve bir istatistik modeli oluşturularak değerlendirildiği araştırmada, kafeinin sadece kadınlarda hafızayı koruyucu etkisi olduğu tespit edildi.


Inserm'den Karen Ritchie, araştırmanın kafeinin kadınların beyin fonksiyonu üzerinde koruyucu bir etkisinin bulunduğunu açıkça gösterdiğini belirterek, kafeinin neden sadece kadınların hafızasını koruyucu bir etkisi bulunduğunu anlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Ritchie, kafeinin erkek ve kadınların metabolizmalarında farklı etkilere yol açabilmesi veya hormonal bir etkileşimin bu farkı yaratmış olabileceğini belirtirken, kafein temelinde bir tedavinin yararlı olup olmayacağını anlamak için öncelikle biyolojik mekanizmayı aydınlatmak gerektiğine işaret etti. Araştırmanın, kafeinin Alzheimer hastalığına ortadan kalkması konusunda bir etkisi bulunmadığını gösterdiğini belirten Ritchie, araştırmanın kafein ile Alzheimer arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla iki yıl daha sürdürülmesi gerektiğini, kafein tüketiminin bu hastalığın ortadan kalkmasında değil, gelişiminde rol oynayabildiğini düşündüklerini ifade etti.