Kadınlara Özgü Rahatsızlıklar
Demir eksikliği
Isırganotu: Taze ısırganotu yapraklarından hazırlanmış çay bedendeki demir miktarını çoğaltır. Bir avuç dolusu ince kıyılmış taze yaprak, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Düşüklere karşı önlem
Arslanpençesi: Olası düşükleri önlemek amacıyla, gebeliğin üçüncü ayından sonra her gün arslanpençesi çayı içilmelidir.
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Gürgen ağacı: Gürgen ağacının genç sürgünleri uzun süre kullanılarak düşüklere karşı önlem alınabilir.
Bir avuç dolusu ince kıyılmış taze sürgün yarım litre sütün içinde kısaca kaynatılır. Süzülen sütün içine bir yumurta sarısı eklenir ve herkesin kendi yöntemine uygun biçimde, bir un çorbası hazırlanır. Haftalarca ve hatta hiç çekinmeden aylar boyunca, akşam yemeklerinden önce bir tabak çorba içilir.
Kekik: Yarım tatlı kaşığı kekik, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Bitki karışımı: Eşit oranda ince kıyılmış arslanpençesi ve civanperçemi iyice harmanlanır. Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Böğürtlen yaprağı(çevirenin önerisi): Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış böğürtlen yaprağı(taze bitki daha etkilidir), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve iki dakika demlendikten sonra süzülür. Gebelik boyunca her gün 1-2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Hormon dengesizliği
Ökseotu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ökseotu, bir bardak soğuk suda 12 saat bekletildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Sabahları ve akşamları birer bardak olmak üzere, günde en az 2 bardak ökseotu çayı içilir. Bir kerede demlenen çay, bir termosta sıcak olarak muhafaza edilebilir.
Hayıt meyvesi(çevirenin önerisi): Yarım tatlı kaşığı hayıt tohumu havanda hafifçe ezilir, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Genel anlamda hormon dengeleyicidir. Östrojen ve progesteron hormonlarının yetersizliğine karşı da kullanılabilir.
Kadın rahatsızlıkları(genel)
Arslanpençesi: Kadınların her tür rahatsızlıklarında arslanpençesi eski zamanlardan beri başarıyla kullanılmaktadır.
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-4 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Ballıbaba: Yarım veya bir tatlı kaşığı beyaz veya sarı ballıbaba çiçeği, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Kan oluşumunun desteklenmesi
Isırganotu: Genelde değeri pek bilinmeyen ısırganotu, yalnızca kanı temizlemekle kalmayıp, bedende kan oluşumunu da destekler.
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 3-4 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Civanperçemi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Kırlangıçotu: Bir çay kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 1-2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Hindiba: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Sabah saatlerinde 1 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Kansızlık(anemi)
Kansızlık, damarlarda akan kanın miktarında bir azalma değil, kandaki alyuvarların sayısında veya alyuvarlara renk kazandıran proteinde(hemoglobin) oluşan bir azalmanın ifadesidir. Kansızlığın başlıca belirtisi, derinin ve mukozaların(dudaklar, ağız boşluğu ve gözkapaklarının iç yüzeyi) belirgin derecede solgunluğudur. Kansızlık çeken kişiler çabuk yorulurlar, sinirlenmeye yatkındırlar, bir konuya odaklanmada zorlanırlar ve genelde uykusuzluk çekerler. Bedensel zorlamalarda kalp atımı ve solunum hızlanır. Aşırı derecedeki kansızlıklarda ise, el ve ayaklarda karıncalanma biçiminde belirti veren sinirsel bozukluklar oluşabilir.
Kansızlığın sebebi sürekli kan kaybı(örneğin fazla adet kanaması veya hemoroit kanaması) ve demir eksikliğidir. Demir, kana kırmızı rengini kazandıran proteinin önemli bir elemanıdır. Bedende yeterli demir olmadığında, kemik iliğindeki sürekli yeni kan üretimi aksamaya başlar. Demir eksikliği, ağır kanamaların, besin yoluyla alınan demir miktarındaki azalmanın veya mide ve bağırsakların demiri gereğince özümseyememesinin bir sonucudur. Dikkat: Özellikle gebe kadınların yeni kan üretimi için bol miktarda demire ihtiyaçları vardır! Ayrıca, mide mukoza işlevlerindeki bir aksama da, B12 vitamini eksikliği ile bağıntılı olarak, kansızlıkta rol oynayabilir.
Bir süre deniz kıyısında veya dağlık bir bölgede kalmak, bolca uyumak ve bedensel yorgunluklardan kaçınmakla, iyileşme sürecine katkıda bulunulabilir.
Isırganotu: Kan yaptırıcı etkinliği nedeniyle, ısırganotu, kansızlığa karşı kullanılabilecek bitkilerin en önde gelenidir.
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak, 3-4 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Arslanpençesi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Koyunotu(Agrimonia eupatoria): Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
İsveç Şurubu: Yukarıda önerilen bitki çaylarından birine eklenerek, günde 1 yemek kaşığı dolusu İsveç Şurubu alınır. İçine bir yemek kaşığı İsveç Şurubu eklenen yarım bardak bitki çayının yarısı kahvaltıdan önce, öteki yarısı da kahvaltıdan sonra içilir.
Kısırlık
Bir kadının kısır olmasına yol açan üç ana nedenden söz edilebilir:
1. Erkek spermlerini(spermatozoit) dişi yumurta hücresine ulaştıran dölyolunda tıkanıklık veya benzeri bir durum.
2. Döllenebilecek bir yumurta hücresinin yokluğu.
3. Döllenen bir yumurta hücresinin dölyatağına yerleşememesi.
Kısırlık pek çok nedenden kaynaklanabilir: Vajinada yapısal bozukluklar, dölyatağı boyun kanalında tıkanıklık, dölyatağı boyun kanalı mukozasının mukusu ile(ağdalı sıvısı ile) erkek spermi arasındaki kimyasal uyuşmazlıklar, dölyatağı mukozasında yapısal eksiklikler, miyomlar(iyi huylu tümörler), yaşanmış düşüklerin bir sonucu olarak yumurtalık tüpü tıkanıklığı, kürtajlar, zührevi hastalıklar(cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklar), tüberküloz ve birincil ve ikincil cinsel hormonların yetersizliğinden kaynaklanan, yumurta hücresi oluşumundaki aksaklıklar.
Ökseotu: Çocuk sahibi olma istekleri gerçekleşmeyen kadınlar, sabahları aç karnına ve geceleri yatmadan önce 25 damla ökseotu özsuyu almalıdırlar. Ökseotu özsuyu damlaları eczanelerden (örneğin Almanyada) temin edilebilir. Ökseotu özsuyunu kendisi hazırlamak isteyen kişiler ise, toplanan taze yaprakları iyice yıkayıp ince kıydıktan sonra bir mikserde bitkinin özsuyunu çıkarabilirler. Taze ökseotu özsuyu kadının kısırlığına son verebilir!
(Çevirenin notu: Çok az özsu içeren bitki yaprakları ıslak olarak miksere atılmalı ve hatta mikserin içine de biraz su koyulmalıdır. Taze bitki özsuyu buzdolabında kısa bir süre için muhafaza edilebilir.)
Menopoz dönemi
Kadınlarda menopoz süreci normalde 45-50 yaşları arasında başlar. Sürekli yumurta üretimi zamanla azalarak durur ve bu durumun sonucu olarak adet kanamaları da sona erer. Daha adet kanamaları tam olarak sona ermeden pek çok kadında menopoz dönemine özgü rahatsızlıklar başlar. Bu durum, yumurtalıkların işlevlerinin sona ermesiyle oluşan dişilik hormonu(östrojen) eksikliğinin bir sonucudur. Bedenin bu yeni duruma uyum sağlaması gerekmektedir. İşte bu uyum sağlama sürecinde kadınlar, ani ateş basması, sinirlilik, moral bozukluğu, ağlama krizleri ve nedensiz depresyonlara yol açan duygu dalgalanmaları yaşarlar. Bunların tümü, hormon yetersizliğinden kaynaklanan ve zamanla üstesinden gelinebilen duygusal değişimlerdir. Menopoz dönemi kadının yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Tanrı’nın eczanesinden önerilen aşağıdaki bitkiler bu uyum sağlama döneminde yardımcı olabilirler.
Arslanpençesi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Çobançantası: Menopoz döneminde disiplinli bir çobançantası kürü önerilmelidir. Dört hafta boyunca günde 2 bardak çay aksatılmadan içilir.
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Süre sonunda çay içimine bir hafta ara verilir ve yeniden dört haftalık bir küre başlanır.
Ökseotu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, bir bardak soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Gün boyuna yayılarak 3 bardak sıcak ökseotu çayı içilebilir. Bir kerede demlenen günlük çay miktarı bir termosta sıcak olarak muhafaza edilebilir.
Civanperçemi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.
Civanperçemi oturma banyosu: Çay içiminin yanı sıra, haftada bir kere de bir civanperçemi oturma banyosu alınmalıdır.
100g ince kıyılmış kuru bitki, 5 litre soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve sıcak banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyo suyu böbrek bölgesini örtmelidir. Süre sonunda kurulanılmadan bir bornoz giyilir ve sıcak yatakta bir saat süreyle ter atılarak dinlenilir.
Bitki karışımı: 25g arnika çiçeği(veya aynısafa çiçeği), 50g kediotu kökü, 25g izlanda yosunu(veya hayıt tohumu), 25g oğulotu/melisa, 25g civanperçemi ve 25g adaçayı. Bitkiler çok ince kıyılarak iyice harmanlanır.
Yarım tatlı kaşığı bitki karışımı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Sabahları demlenen 1 bardak bitki çayı soğutulmadan yudumlanır.
Toplardamar iltihabı
Öksürükotu(Tussilago farfara): Toplanan taze yapraklar yıkanır ve bir merdaneyle iyice ezilir. Taze krema(kremşanti) ile iyice karıştırılan yaprak lapası, iltihaplı damarların üstüne yatırılır ve temiz bir bezle tespit edilir.
Ebegümeci: İki avuç dolusu ince kıyılmış taze yaprak, 5 litre soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Kollar veya bacaklar bu ebegümeci demlemesinin içinde 20 dakika bekletilir.
Aynısafa merhemi: Toplardamar iltihabında aynısafa merhemi çok başarılıdır.
Bir tavada veya tencerede 250g saf domuz yağı( kaz yağı veya tereyağı) iyice kızdırılır. Bu kızgın yağa iki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki(yaprak, çiçek, sap) eklenir, köpüklenme başlayınca kısa bir süre karıştırılır, ocaktan indirilir ve serin bir yerde ertesi güne kadar bekletilir. Ertesi gün tekrar ocağa koyulur ve yağ iyice akışkan hale gelene kadar ısıtılır, bir tülbentten süzülür ve kapaklı temiz merhem kaplarına aktarılır. Merhem günde birkaç kere iltihaplı atardamarların üstüne sürülür.
(Çevirenin notu: Süzme sırasında posalar sıkılacak olursa, bitki özsuyu yağın dibine çöker ve küf oluşturur. Bu tür merhemlerin buzdolabında muhafaza edilmesi gerekir.)
İsveç Şurubu: Aynısafa merhemi sürülen iltihaplı toplardamarın üstüne 4 saat süreli İsveç Şurubu kompresi uygulanır. Bunun için gerekli büyüklükte bir pamuk parçası İsveç Şurubuyla nemlendirilir ve iltihaplı bölgeye yatırılır. Isı koruyucu olarak, kompresin üstüne bir tabaka kuru pamuk koyulur ve giysilerin lekelenmesini önlemek için, hepsi bir plastik parçasıyla örtüldükten sonra sargı beziyle tespit edilir.
Varis
Karakafesotu oturma banyosu: 200g taze veya kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki yaprağı, 5 litre soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır, süzülür ve sıcak banyo suyuna eklenir. Küvetin içindeki banyo suyu böbrek bölgesini örtmelidir. Banyo süresi 20 dakikadır. Süre sonunda kurulanılmadan bir bornoz giyilir ve sıcak yatakta bir saat süreyle ter atılarak dinlenilir.
Koyunotu(Agrimonia eupatoria) merhemi: Varislerin üstüne her gün merhem sürülür. Friksiyon yapılmaz!
Bir tavada veya tencerede 250g saf domuz yağı(kaz yağı veya tereyağı) kızdırılır. Kızgın yağın içine ika avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki(yaprak, çiçek, sap) eklenir, köpüklenme başlayınca kısa bir süre karıştırılır, ocaktan indirilir ve ertesi güne kadar serin bir yerde bekletilir. Ertesi gün, yağ iyice akışkan hale gelene kadar ısıtılır, bir tülbentten geçirilerek süzülür ve kapaklı merhem kaplarına aktarılır. Tülbentte kalan posaların suyu iyice sıkıldıktan sonra hemen varislerin üstüne kompres olarak uygulanır ve 2-3 saat etkilemeye bırakılır. Sonraki günlerde varis bölgeleri düzenli olarak merhemlenir.
(Çevirenin notu: Süzme sırasında posalar yağın içine sıkılacak olursa, bitkinin özsuyu yağın dibine çöker ve küf oluşturur. Bu tür merhemlerin buzdolabında muhafaza edilmesi gerekir.)
Aynısafa merhemi: Koyunotu merhemi gibi, aynısafa merhemi de varisleri kısa sürede rahatlatabilen bir özelliğe sahiptir.
Bir tavada veya tencerede 250g saf domuz yağı(kaz yağı veya tereyağı) kızdırılır. Kızgın yağın içine iki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki(yaprak, çiçek, sap) eklenir, köpüklenme başladıktan sonra kısa bir süre karıştırılır, ocaktan indirilir ve ertesi güne kadar serin bir yerde bekletilir. Ertesi gün, yağ iyice akışkan hale gelene kadar ısıtılır, bir tülbentten geçirilerek süzülür ve kapaklı merhem kaplarına aktarılır.
Tülbentte kalan posanın suyu iyice sıkıldıktan sonra hemen varislerin üstüne kompres olarak yatırılır ve 2-3 saat etkilemeye bırakılır.
Sonraki günlerde, aynısafa merhemi keten bezlerinin üstüne bıçak sırtı kalınlığında sürülerek varislerin üstüne uygulanır ve sargı beziyle tespit edilir. Bu kompresler her gün tazelenir. Kompres süresi 2-5 saat olabilir.
(Çevirenin notu: Süzme sırasında posalar sıkılacak olursa, bitkinin özsuyu yağın dibine çöker ve küf oluşturur. Bu tür merhemlerin buzdolabında muhafaza edilmesi gerekir.)
Ballıbaba kompresi: Ağrıyan varislere karşı Tanrı’nın eczanesinden bir başka ilaç da, beyaz veya sarı ballıbaba kaynama suyu ile hazırlanan baldır kompresleridir.
1-2 tatlı kaşığı dolusu çiçek, yarım litre suda kısaca kaynatıldıktan sonra yarım dakika demlendirilir ve süzülür. Kaynama suyunda ıslatılan sargı bezleri baldırlara sarılır ve etkilemeye bırakılır. Etki süresi kişilerce belirlenebilir.
En etkili ilaç ise, özellikle genç yaşlarda başlatılan önlemlerdir: Sigara tüketiminin kontrolü, hareketlilik, bacak jimnastikleri ve sağlıklı ayakkabı giyilmesi bu önlemlerden başlıcalarıdır.
Zayıflık
Eğir kökü: Yeterli miktarda besleyici besin tüketildiği halde süregelen zayıflık genelde metabolizma aksaklıklarından kaynaklanır. Bu durumda eğir kökünün iyileştirici güçlerine güvenmek gerekir. Alışılmamış derecede zayıf olan ve yeterli beslendikleri halde bu durumlarında bir değişiklik olmayanlar da eğir kökü çayı içmelidirler.
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış eğir kökü, bir bardak soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Bu bir bardak çay, yemeklerden önce ve sonra birer yudum olmak üzere, bir gün için yeterlidir. Fazlasına gerek yoktur. Gün boyunca sıcak kalması için çay bir termosta muhafaza edilebilir.
Eğir kökü tam banyosu: Günde 1 bardak eğir kökü içiminin yanı sıra, arada bir eğir kökü katkısıyla hazırlanan tam banyolar da yararlı olacaktır.
200g ince kıyılmış eğir kökü, 5 litre soğuk suda 12 saat bekletildikten sonra ısıtılır, süzülür ve sıcak banyo suyuna eklenir. Kalp banyo suyunun dışında kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Süre sonunda kurulanılmadan bir bornoz giyilir ve sıcak yatakta bir saat süreyle ter atılarak dinlenilir.
18 Şubat 2008 Pazartesi
Kadın hastalıkları için şifalı bitkiler
Vajina estetiği, vajina çeşitleri
Vajina estetiği
Dünyadaki en güzel kadının bile psikolojik fonksiyonlarını ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen ve kimse ile paylaşamadığı bir sorunu olabilir. Bu sorun kadının kendi dış genital organlarından hoşnut olmamasıdır. En sık olarak vajinal doğum yapmış kadınlarda doğum esnasında vajinal dokuların gerilmesine ve daha sonra asla normal halinde dönmemesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu idrar kesesi ve rektumda (barsakların anüsten önceki en son kısmı) vajinaya doğru bir sarkma olarak belirir ve cinsel fonksiyon bozukluğunun yanı sıra idrar tutamama gibi patolojik durumlara da neden olabilir. Hoşnutsuzluk yaratan doğumlara bağlı bir başka problem ise doğum esnasında açılan epizyotominin bıraktığı dikiş izidir. Burada gelişen nedbe dokusu hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engeleyebilir.
Bunların dışında pekçok kadın da kendi cinsel organını beğenmekte ancak bunu çoğu zaman kendilerine bile söylemekten çekinmektedirler. Bu konuda sıklıkla karşılaşılan durum büyük dudak olarak tabir edilen labium majusların çok büyük olması ve asimetrik durmasıdır.
Tüm bu nedenlerden dolayı vajen estetiği jinekolojik cerrahide kendine yer bulmuştur.Kadın cinsel organına yönelik plastik operasyonlar iki amaca göre yapılır. Fonkisyonel ve kozmetik
Fonkisyonel operasyonlar
Bu tür operasyonlarda amaç sarkmış olan mesane ve rektumun normal pozisyonlarına göre tamir edilmesi, vajinadaki fazla dokuların çıkarılması ve neticede idrar tutamama gibi şikayetler ile birlikte vajinadaki genişlemeye bağlı olarak görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tamir edilmesidir. Operasyonlar genellikle genel anestezi bazen de epidural anestezi altında yapılır ve hasta 1-2 gün sonra normalyaşantısına dönebilir. Cinsel yaşantı ise 2 hafta sonra başlayabilir. Sıklıkla operasyon sonrası 1 gün kadar hastanede kalmak gerekir. Bazen sabah yapılan ameliyat sonrası aynı akşam hasta evine gönderilebilir. Şikayetler bir yada daha fazla sayıda normal vajinal doğum yapmış kadınlarda görülür. Hastalığın ilerlemiş durumlarında rahim de aşağıya doğru sarkabilir ve vajinadan dışarıya çıkabilir. Bu gibi durumlarda vajinal yoldan rahimin alınması gerekebilir.
Kozmetik operasyonlar
Bu operasyonlar bazı hekimler tarafından tamamen estetik operasyonlar olarak kabul edilmesine rağmen bazı durumlarda bozulmuş cinsel fonksiyonları düzeltmek maksadı ile de yapılabilmektedir. Hastalardan en sık gelen talep epizyotomi nedbeleri nedeni ile ortaya çıkan cinsel fonksiyon bozukluğunun giderilmesi yönündedir. Burada lokal ya da genel anestezi altında var olan nedbe dokusu çıkartılır ve yara yerinde reaksiyona neden olmayan dikiş materyalleri ile yeniden estetik olarak dikilir. Aynı esnada doğumlara bağlı olarak gelişen vajen yırtıkları da tamir edilir.
Bazen labium majuslar yani büyük dudaklar çok uzun olabilir. Cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve ağrıya yol açabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi ile labiumlar ağrıya neden olmayacak normal boyutlara indirilebilir. Bu nedenle labioplasti ameliyatları kozmetik olmaktan ziyade fonksiyonel operasyonlar olarak kabul edilmelidir.
Benzer şekilde büyük dudakların asimetrik olması da hem psikolojik hem de bir önceki durumda olduğu gibi fonksiyonel olarak cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir ve labioplasti gerekli olabilir.
Yaşın biraz ileri olduğu durumlara yaşlanmaya bağlı olarak dış genital bölgedeki organlarda yağ dokusu azalabilir. Bu durum özellikle mons pubis ismi verilen kasığın hemen altındaki kıllı bölgede kendini gösterir. Aynı şekilde labiumlarda da değişik nedenlere bağlı olarak incelme görülebilir. Bu gibi durumlarda kişinin değişik bölgelerinden liposuction benzeri bir işlemle alınan bir miktar yağ dokusu bu alanlara enjekte edilerek dış görünüm düzeltilebilir.
Tam aksi şekilde bu bölgelerde fazla miktarlarda bulunan yağ dokusu da lokal anestezi altında alınarak estetik geçekleştirilebilir.
Bazı kadınlar cinsel organlarından dolayı huzursuzdurlar. Bunun altında yatan sebep büyük bir olasılıkla cinsel organlarının ergenlik öncesi şeklinden değişiklik göstermesidir. Bu tür şikayeti olan kişilerde yapılacak olan plastik operasyonlar psikolojik olarak kadını destekleyecek ve bu nedene bağlı olarak bozulan cinsel yaşantısını normal hale getirebilecektir.
Ülkemiz başta olmak üzere bazı etnik toplumlarda kızlık önemini korumakta ve bekaret cinayet ile sonuçlanabilen bazı hoş olmayan durumlara neden olabilmektedir. Adını Yunan mitolojisinde Hymen veya Hymenaeus olarak bilinen evlilik tanrısından alan kızlık zarının (hymen) tamiri pek çok kadın-doğum hekiminin karşılaştığı bir taleptir. Ülkemizde bu işlemin hukuksal boyutu tartışmalıdır. Ancak pekçok hekim bu işlemi etik bulmamaktadır. Son zamanlarda Avrupa sosyetesinde baş gösteren kızlık zarı diktirerek nikah tazeleme modası ilgi çekici enteresan bir gelişmedir.
Vajina sağlığı, vajina hastalıkları
Vajina sağlığı, vajina hastalıkları, vajina tedavisi..
frengi
Zührevi bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp dilinde sifilis denir. Frengili kadının doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada Şankr adı verilen bir yara meydana gelir. Bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir. Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve sertleşir. Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri ve iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop vücudun belli başlı organlarına oturur. Tedaviye en kısa zamanda başlanması gerekir.
rahim egzaması
Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır. Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve yanma hissedilir.
rahim iltihabı
Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir.
rahim kanseri
Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
rahim sarkması
Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.
vajinit
vajina iltihabı.
16 Şubat 2008 Cumartesi
Öksürük Hastalıgı
Burundan akmak yerine boğaz gerisine doğru akan sümüksü salgı boğazı tahriş ederek öksürüğü başlatır. Nezleyle birlekte olan öksürük ıslak veya kuru özellik gösterebilir ve bir hafta kadar sürebilir. Öksürük nezlede genellikle en son kaybolan belirtidir. Ateş, burun akıntısı ve öksürük genellikle gribal bir enfeksiyon bulgusu olsada, 39 dereceyi aşan ateş ve sıkıntılı solunum zatürree gibi daha ciddi solunum yolu hastalığını da akla getirir
Sağlıklı bir insan nefes borusunun ‘yabancı’ olarak tanımladığı bazı yemekleri ve maddeleri dışarı atmak için öksürür. Dışarıdan gelen egzoz kokusu ya da keskin bir deterjan kokusu da öksürük nedenidir…
vücudun savunma mekanizmaları arasında yer alan öksürük ayrıca bronşların içinde oluşan ve balgam adı verilen sekresyonların da dışarıya atılmasını sağlar.
Bu doğal mekanizmalar dışında bazı hastalıkların habercisi olarak da karşımıza çıkabilen öksürük, uzaması durumunda kişinin performansını düşürür.
Altta yatan enfeksiyon var ise havada asılı kalan damlacıklar yolu ile başkalarına hastalığın yayılmasına neden olur (Örneğin;verem, zatürree gibi). Ani oluşan öksürükler ise astım krizinin gelişini ifade edebilir.
“Ciğerlerden başlamıyor”
Öksürük sadece akciğerlerden değil; kulak zarı, burun, sinüsler akciğer zarı, mide ve diafragmadan da başlayabilmektedir. Bronşit, larenjit, çocuklarda çok sık görülen bronşiolit, soğuk algınlığı, aşırı sigara, polenler ve ev tozları(mite) en sık öksürük yapan hastalık ve etkenlerdir…
Öksürük şekli, sıklığı, gelişimi sıkı takip edilmelidir. Eğer kişi hafif halsizlik ve kuru öksürükten şikayet ediyorsa, bu bize basit üst solunum yolu enfeksiyonunu hatırlatır. Öksürük balgamlı ve sık oluyorsa, buna ateş ekleniyorsa zatürreenin habercisi olabilir. Öksürdükten sonra dışarıya çıkartılan sekresyonun rengi hastalık değerlendirmede doktor kadar hasta ve yakını için de önemlidir.
Balgam rengi beyazdan sarı ve yeşile dönüyor ise olay ağırlaşıyor anlamına gelir. Yine öksürük ani gelişiyor ise çocuklarda enfeksiyon ve boğaza yabancı cisim kaçması düşünülebilir (fındığın soluk borusuna kaçması gibi). Erişkinlerde ise kötü kimyasal gazların solunmasına bağlı öksürük düşünülebilir.
EVDEKİ ÖKSÜRÜK NEDENLERİ
Uzmanlar, sadece hastalıkların değil ev içi ortamının da insanlarda öksürüğe yol açabildiğini açıkladı. Bazı basit önlemlerle öksürüğü kontrol altına almak mümkün olabiliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:
Bol sıvı alın: Akciğerler ve solunum yollarındaki salgılar ne kadar yapışkansa atılmaları o kadar güçleşir. Bol sıvı alındığında bu sıvıların yapışkanlığı azalır ve kolay atılır.
Nemli hava soluyun: Duş alınması veya odadaki havanın nemlendirilmesi mukus salgılarını yumuşatır.
Boğazınızı yumuşatın: Öksürük pastilleri ya da ballı çay veya bitki çayları boğazda kuruluk, gıcık ve öksürüğü önler.
Öksürmemeyi deneyin: Kuru öksürük solunum yollarının tahrişini arttırır. Mümkün olduğunca az ve hafif öksürmeyi deneyin. Yudumlanarak sıvı içilmesi, öksürüğü azaltır.
Gerektiğinde öksürük kesici ilaçları kullanın: Öksürük ilaçları ya balgamın kolay atılması ya da kuru öksürüğün kesilmesine yönelik olup çeşitli tipleri vardır.
Ev içi ortam da öksürüğe yol açabilir; eğer evden çıktıktan birkaç saat sonra belirtiler hafifliyor ve yeniden eve dönüldüğünde başlıyorsa evin içindeki havada tahriş edici maddeler bulunduğundan kuşkulanmak gerekir. Ev içindeki havanın kalitesini değerlendirmek için şunlar yapılmalı:
Evde yakıtlardan çıkan gazlar: Doğalgaz, gaz yağı, odun, kömür, tüp gaz gibi evlerde bulunan yakıtların kullanımı sonucunda yeterli havalandırma sağlanmadığında havayı kirleten gazlar oluşur.
Sigara dumanı: Sigara, pipo ve puronun dumanı akciğerlere zarar verebilir.
Evdeki kimyasal maddeler: Klorlu çamaşır suları, amonyak gibi uçucu maddeler içeren temizlik solüsyonlarından, çözücü solüsyonlardan ve boya kutularından zehirli gazlar çıkabilir.
Toz ve nem: Toz böcekleri (ev tozunda bulunan mikroskobik canlılar) teknik anlamda kirletici değildir ama bunlar nem ile birlikte şiddetli alerjik reaksiyonlara neden olabilirler.
Dekorasyon: Yeni döşenen halılar ve yeni boyanan duvarlardan tahriş edici gazlar çıkabilir
Çocuklarda öksürük
Çocuk öksürüğü aileleri en çok rahatsız eden hastalık belirtilerinden biridir. Çocuğu yorar, aileyi üzer ve uykuları böler.Ancak çocukta öksürüğe sebep olan birçok hastalık çok ciddi değil, sadece can sıkıcıdır.Öksürük sadece ciğerleri bakteriler, virüsler ve birtakım yabancı cisimlerin zararlı etkilerinden koruyan bir savunma mekanizmasıdır.
Normal koşullarda burundan başlayarak akciğerlere kadar uzanan solunum yolunun üst tabakası toz, bakteri, virüs ve diğer yabancı cisimleri yakalayan ince bir mukus tabakası ile kaplıdır. Çocuklarda yaklaşık olarak günde 0,5 litre mukus yapılır.Cilia adı verilen çok küçük tüy gibi yapılar bu mukusu korumaya çalışır ve solunum yollarına giren yabancı içeriği küçük süpürgeler gibi hareket ederek dışarıya atar.Çocukta solunum yolu enfeksiyonu başladığında ciliaların bu doğaltemizleme hareketleri ortadan kalkar.Solunum yolları da kendisini etkileyecek yabancı cisimlerden korunmak için daha da kalın bir mukus tabakası oluşturmaya başlar.İşte öksürük ciliaların hareketlerinin bozulduğu bu ortamda solunum yollarının temizliğini sağlamak için ortaya çıkar.Ciliaların hareketlerini yeniden düzenleyebilmek için enfeksiyon geçtikten haftalar sonrasına kadar çocukta öksürük sürebilir.
Öksürüğün sebebini bulmak bazı durumlarda zor olabilmektedir. Çocuklar çoğunlukla hastalık belirtilerini anlatamazlar, bazen muayene ile de bir şey bulunamaz ve bu durumlarda akciğer fonksiyon testleri gibi bir takım laboratuvar testleri yapmak gerekebilir.
Aileden alınacak küçük bilgiler ısrarlı öksürüklerin sebebinin bulunmasında yardımcı olacaktır.Örneğin sürekli sigara dumanına maruz kalma, evdeki toz ve akarlar gibi allerjen maddeler, evcil hayvanlar bu türlü ısrarcı öksürüklerin sebebi olabilir.
Öksürükle birlikte sarı,yeşil burun akıntısı, baş ve boğaz ağrısı, nefesin kötü kokması da varsa genellikle sinüzit düşünülür.Solunum yollarına çekirdek, fındık vs. yabancı cisim kaçması sonucu da öksürük ortaya çıkabilir.Astım, soğuk algınlığı, sigara dumanı da muhtemel öksürük sebeplerindendir.
Öksürük sesi bazen tanıda yardımcı olur. Kısa, kuru ve hırıltılı öksürük astım, bronşit veya zatürrede ortaya çıkar.Balgamlı öksürükler ise genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları ile oluşur.Boğmaca ve krup ta da kendine özgü öksürük sesi vardır.
Soğuk algınlığında veya sinüzitlerde öksürük genellikle yatarken ( mukus sürekli boğaz gerisine akmaktadır) artar.Çocuk sabah kalktığında şiddetli öksürerek ve bazen de kusarak bu mukusu temizlemeye çalışır. Israrcı öksürükler ise bronşit, zatürre veya astımda görülür, pzisyonla ilgisi yoktur, gece veya gündüz oluşabilir, egzersizle artar.Çığlık atmak, bağırmak veya gülmek ile şiddetli bir öksürük atağı oluşabilir.
Bebeklik yaşlarında zatürre ve bronşiolit hastalıkları oldukça ciddi hastalıklardır. 1 yaşın altındaki bebeklerde havayolları henüz çok küçüktür. Bazı virüsler bu küçük hava tüpleri (bronşioller) in zarar görmesine sebep olurlar.Aldıkları hava yetersiz gelmeye başlar, nefes almakta güçlük çekerler ve acil müdahaleye gereksini duyarlar.
Astım uzun süreli öksürüklerde en çok görülen sebeplerden biridir. Genellikle öksürük dışında başka belirti yoktur.Dinlemekle göğüste tipik solunum sesleri duyulur.
Öksürük İçin Doğal İlaç
Soğukalgınlığı hastalıklarına karşı ballı soğan iyi gelir. Bir büyük soğanı iri iri dilimleyip orta boy bir bal kavanozuna ilave edin. İyice karıştırıp 1 gün bekletin. Sabah akşam
1 çorba kaşığı yiyin.
Kabızlık Hastalığı
Büyük şehir insanının en büyük sorunlarından biri de beslenme alışkanlığı ve hareketsizlikten kaynaklanan kabızlık. Kabızlığı önlemenin en etkin yolu ise posalı yiyecekler tüketmek, bol su içmek ve spor yapmak. Günde üç kez ile haftada üç kez arasında düzenli dışkılamak olağandır…
Dışkılama sıklığı çok önemli değildir. Çünkü sağlıklı insanlarda bağırsak hareketleri farklı aralarla tekrarlar. Haftada üçten az dışkılamak, ıkınarak parça parça, az miktarda kuru dışkı çıkarmak kabızlık olarak tanımlanır. Kabızlığın yararlı bir tanımı hastanın normal düzeninden daha az sıklıkta, sert dışkı çıkarmasıdır. Besinlerin ince bağırsakta sindirilmeyen kısmı kalın bağırsakta bir süre kalır. Yavaş yavaş kalın bağırsağın son kısmı olan makata taşınır ve bu sırada suyu alınarak dışkı kıvamına gelir. Dışkı makata ulaşınca dışkılama duygusu oluşur. Eğer dışkı makata ulaşmaz ve yukarı bölümlerde kalırsa günler geçmesine rağmen birey dışkılama gereksinimi duymaz. Yaş ilerledikçe kabızlık görülmesi de artar. Çünkü yaşlandıkça tüm kaslarda olduğu gibi bağırsak kasları da zayıflar. Kasların zayıflaması bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya ve yetersizliğe neden olur. Böylece kalın bağırsaktaki sindirilemeyen yiyecek artıklarının alt kısma itilmesi uzun zaman alır, dışkı kurur ve kabızlık oluşur.
NEDENLER
Kabızlığın en sık görülen nedeni çok az su ve lif posa içeren beslenmedir. Fazla alkol ve kafeinli içecekler kabızlığa neden olurlar. Bağırsak hareketlerinde azalmaya yol açan diğer faktörler hareket azlığı ve uzun süre yatakta kalmadır. Tiroid hastalıkları ve depresyon gibi ağır hastalıklar da kabızlığa neden olabilir. Kalın bağırsağın daralması, tıkanması, tümörleri ve divertikülit hastalığıyla da kabızlık görülür. Alzheimer, parkinson, omurilik zedelenmesi, felç gibi sinir sistemi hastalıklarında kabızlık oluşur. Alınan ilaçların birçoğu da kabızlığa yol açabilir. Örneğin an-histaminikler, depresyon ilaçları, adale gevşetici ilaçlar, sakinleştiriciler, bazı tansiyon ilaçları, aliminyumlu mide ilaçları, demir hapları, ek kalsiyum almak ve daha birçok ilaç kabızlığa yol açar. Arada bir olan kabızlık zararsızdır ve yaygındır. Ancak bazen temelde yatan esas hastalığa bağlı olabilir. Eğer kısa zamandır şiddetli kabızlıktan şikayet ediyorsanız ya da kabızlık iki haftadan uzun süre devam ediyorsa hekime başvurmalısınız. Özellikle kabızlığın ilk olarak 50 yaşından sonra başladığı ya da dışkıda kan olduğu durumlarda doktorun olayı aydınlığa kavuşturması zorunludur. Yaşlılarda bağırsak kasılmalarının yetersizliği sonucu ortaya çıkar. Fonksiyonel kabızlık bile ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Dışkılamak için çok ıkınma kalp ve beyin dolaşım bozukluğuna yol açıp bayılma, kalpte ritim bozukluğu, hatta geçici felçlere neden olabilir. Aşırı ıkınma hemoroid basur memelerinin oluşmasına neden olur. Öte yandan hemoroid ya da anüs mukozasında olan fissur çatlak dışkılama sırasında ağrı yaptığından dışkılamadan kaçınmaya ve böylece kabızlığa yol açar. İleri yaşlarda fonksiyonel bağırsak tembelliğinin yanısıra, kabızlık yapıcı ilaçlar alan hastalarda dışkılama hissi tamamen kaybolur. Böylece kalın bağırsağın son kısmında biriken ve sertleşen dışkı, bağırsak çeperine baskı yapıp ülserlere, kanamalara ve prostata baskı yaparak idrar zorluğuna neden olur.
ÖNLEMLER
Birkaç basit önlemle kabızlıktan kaçınabilir ya da kabızlığı hafifletebilirsiniz.
Dışkılama hissi gelince gecikmeden tuvalete gitmelidir. Ertelemeler bir süre sonra bağırsağın bu haber verme fonksiyonunu yitirmesine ve artık size haber vermemesine neden olur. Dışkı bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa o kadar sertleşir ve kurur.
En iyisi günün aynı zamanında, sabahları işe gitmeden önce tuvalete gitmelidir. Vücut fonksiyonları için düzen önemlidir. Nasıl her gün aynı saatte uykuya alışmış birinin o saatte uykusu gelirse, dışkılama düzenini de oluşturmak önemlidir. Tuvalete çıkmak hissi yoksa bile belirli saatte tuvalete gidip 10 ila 15 dakika oturmak bir gazete/mecmua okumak dışkılama düzenini sağlamak bakımından yararladır.
Kabızlığa karşı alınan ilaçlar sadece kısa süre alınmalıdır. Sürekli alınırsa bağırsak artık ilaçsız çalışmayacak duruma gelir. Ayrıca bir süre sonra bağırsakların alıştığı bu ilaçlar etkisiz olur. Ayrıca ilaçların yan etkileri ve zararları da vardır.
Dışkının kurumasını önlemek için günde en az 8 bardak su içmelidir. Alkol ve kafeinli içeceklerden kaçınmalıdır.
Lifli yiyeceklerin sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, kepek, patates kabuğu vb. tüketimini arttırmalıdır. Bu maddeler sindirilmediği için dışkıyı hacimli ve yumuşak tutar. Beyaz ekmek ve peynir gibi işlenmiş yiyecekleri azaltınız.
Düzenli egzersizlerin yürümek, karın kaslarını güçlendirici hareketler vücut fonksiyonlarını iyileştirici ve karın kaslarını güçlendirici etkileri kabızlığın önlenmesinde de yararını gösterir.
KABIZLIK İLAÇLARI
Kabızlık tedavisi için ve ameliyattan önce bağırsakların boşaltılması için kullanılan ilaçlara laksatifler denir. Laksatifler etkilerine göre sınıflandırılır.
1- Lifli maddeler: Bu maddeler dışkının su tutmasını sağlar. Böylece dışkı yumuşar ve hacimi büyür. Tablet ya da granül biçiminde ağızdan alınır Metamüsil, Citrusel, Psyllium, vb. tam etkisini birkaç gün içinde gösterir. Genelde kronik müzmin kabızlık tedavisinde kullanılır. Doğal besinlerimizdeki lifler gibi etki yaptıklarından uzun süre kullanım için en emin tedavidir. Bol su ile birlikte yatmadan önce alınmalıdır. Bol su ile alınmazsa dışkı kitlesi bağırsak tıkanması yapabilir. Yan etkileri bağırsak gaz yapımını artırmasıdır.
2- Osmotik laksatifler: En sık kullanılanı sentetik şeker olan ve vücutta yıkıma uğramayan laktülozdur. Duphalac, Levolac vb. Bu maddeler dışkının su kaybını önler. Dışkı miktarını artırmaz ancak yumuşak tutar.
3- Kayganlaştırıcı maddeler: Dışkıyı yumuşatır ve kayganlaştırır. Sıvıparafin sokol bu amaçla kullanılır. Ancak uzun süre kullanmamalıdır. Çünkü bağırsağı tahriş eder ve bazı vitaminlerin emilimini önler.
Örneğin, sodyumhidrojenfosfat Fleet Enema, B.T. Enema çabucak bağırsak boşalmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Üç ile dört ile saat arasında etkisini gösterir. Bu tür laksatifler osmotik etkileriyle vücuttan bağırsağa su çekerler. Kolonoskopide, bağırsak ameliyatından ya da röntgen filminden önce yalnız bir kez kullanılmalıdır. Uzun süre kullanıldıklarında dehidratasyona vücudun susuz kalması ve kan elektrolitlerinde bozukluklara neden olur. Tansiyonu olan, kalp ve böbrek hastalarında kullanılmamalıdır.
5- Uyarıcı laksatifler: Bu laksatifler bekunis, pursennid vb. bağırsak kaslarını uyararak bağırsak hareketlerinin artmasına neden olurlar. Hızla bağırsak boşalması sağlarlar. Genellikle öteki ilaçların etkisiz olduğu zaman kullanılır. Sürekli alınmamalıdır. Çünkü doğal bağırsak hareketlerinin kaybolmasına ve neden olur.
Etiketler: dolaşım sistemi, hastalık, kabızlık, kabızlık ialaçları, kayganlaştırıcı maddeler, nedenler, öneriler, önlemler, tedavi, teşhis