31 Ocak 2008 Perşembe

Hamilelikte beslenmeye dikkat

Hamilelikte beslenmeye dikkat
Hamileliği süresince yeterince beslenmeyen anneler, ileride obez olma riski yüksek bebekler dünyaya getiriyor.

Hamileliği süresince fazla kilo almamak için ya da farklı nedenlerle yeterince beslenmeyen annelerin, ileride obez olma riski yüksek bebekler dünyaya getirdiği bildirildi.BBC'nin internet sitesinde yer alan habere göre, İngiliz ve Yeni Zelandalı bilim adamlarının birlikte yaptıkları araştırma, hamile kadınların beslenme düzenlerinin, çocuklarının ileride obeziteye eğilimli olup olmayacağını belirlediğini ortaya çıkardı.Araştırmaya göre, hamileliği süresince yetersiz ya da kötü beslenen anne adayı, yaşamının ileriki yıllarında kilo almaya meyilli bünyelere sahip bebekler dünyaya getiriyor.


İngiltere'deki South Hampton Üniversitesi ile Yeni Zelanda Büyüme ve Gelişme Araştırma Merkezi'nin yaptığı araştırma, anne karnındaki fetusun, içinde bulunduğu beslenme koşullarına uyum sağlama çabasının, metabolizmasının gelecekte de gıdaya karşı nasıl tepki vereceğini belirlediğini gösteriyor.

Buna göre, sürekli düşük kalorili gıdalara maruz kalan fetus, yaşamının ileriki dönemlerinde de gıdaların bu şekilde olacağını varsayarak, metabolizmasını gıda ve yağ depolamaya yönelik ayarlıyor, bu tür çalışan bir metabolizma da kişiyi yaşantısının ileriki dönemlerinde kilo sorunuyla karşı karşıya bırakıyor.

Uzmanlar, araştırmanın hamilelik döneminde anne adayının dengeli ve yeterli beslenmesinin önemine vurgu yapmanın yanı sıra yanıtlamakta zorluk çekilen bir noktaya da ışık tuttuğunu belirtiyorlar.

Uzmanlara göre, araştırma, "genetik olarak benzer bireylerin, niçin farklı metabolizmalara sahip oldukları" sorusunun yanıtına da ışık tutma özelliğini taşıyor.

Hiperaktivite kader değil

Hiperaktivite kader değil
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda tedavi, davranış sorunlarında olumlu sonuç veriyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocuğun gelişimini, anne-çocuk ilişkilerini, öğrenmelerini olumsuz etkileyen ve diğer çocuklardan geri kalabilmelerine yol açabilen önemli bir sorun. Buna rağmen tedavi, DEHB sorunu olan çocukların büyük bölümünde yarar sağlıyor. Hastaların yaklaşık yüzde 80'inde 4 - 5 hafta gibi kısa bir süre içinde çok belirgin düzelmeler görülüyor.
Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Direktörü, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi Prof. Dr. Atilla Turgay, sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.

EHB tedavisine ilaçların en büyük yararı nedir?

En belirgin yararı, ilaç kullanan çocukları normal çocuklardan farklı olmayacak şekilde düzeltebilmemiz.

Peki tedavideki son yenilikler neler?

Son 5 yıldır olan çalışmalar gösteriyor ki DEHB'de kullanılan metilfenidat ve uzun etkili metilfenidat, sosyal davranımı düzeltiyor, saldırgan davranışı büyük ölçüde önlüyor. Aynı zamanda anne babayı dinlememe gibi başkaldırıcı davranışları da düzeltebiliyor. DEHB olsun olmasın saldırgan davranışlar gösteren çocuklarda bir tek bu ilacı kullanırsanız, söz konusu davranışlarda da düzelme görüldüğü saptandı. Ama bu ilaçların yan etkileri konusunda ailelerin endişesi var...
Önümüzde maalesef olumsuz önyargı var. Aileler çocuklarına ne kadar az ilaç verirlerse o kadar iyi anne baba olduklarını düşünüyorlar. Bu çok yanlış bir tutum. Halbuki ne zaman çocuğun olumsuz davranışlarını tedaviyle giderirlerse o zaman iyi anne baba olurlar.

DEHB, eğer erken yaşlarda tedavi edilirse bu çocuklardaki alkol kullanımı tehlikesi çok düşük oluyor. Ama tedavi edilmezse yüzde 40'ında alkol ve yabancı madde kullanma olasılığı var. Bu uyarıcı ilaçlar alışkanlık yapmıyorlar. Kötü alışkanlıkların gelişmesini önlüyorlar.

Hastaların yüzde kaçı tedaviyi devam ettirebiliyor?

Ne yazık ki hastaların büyük bir çoğunluğu altı ay ya da bir yıl sonra ilacı kullanmamaya başlıyor. Bunların en önemli nedenlerinden biri, ne yazık ki Türkiye'de bu daha da fazla, ilacın gereken dozundan çok daha düşük kullanılması. Örneğin metilfenidat 5 miligram veriliyorsa, bu başlangıç dozudur. Hastaların yüzde 10'u kadarı buna cevap verir. 10 miligram verirseniz yüzde 25 - 30'u cevap verebilir. 15 miligram verirseniz hastaların büyük bir çoğunluğu ilaç tedavisine iyi cevap verir. Dolayısıyla ilaçtan aldıkları yanıtın etkisiyle ilaç kullanımını sürdürürler. İşte bu nedenle anne babaların 'Ne kadar az ilaç verirsek o kadar iyi' demesinin bir anlamı yok. Eğer düzenli ve yeterli dozda ilaç kullanılırsa, ilk kullandığımız uyarıcı ilaca hastaların yanıt verme oranı yüzde 80'dir.

Bu tedavilere yanıt vermeyen çocuklara hangi ilaçlar öneriliyor?

Türkiye'de kullanılan ilaçlardan biri imipramin dediğimiz antidepresan. Kısa ya da uzun süre etkili metilfenidata hasta cevap vermediyse imipramine cevap verme olasılığı yüzde 60 - 70'i buluyor. Onu kullanabiliyoruz. Hastada saldırganlık varsa, davranış tedavisine cevap vermiyorsa, Türkiye'de var olan ve çok iyi kullanılan ilaçlardan biri de risperidon. Hem DEHB hem de otistik bozukluğu olan hastalarda da çok iyi sonuç veriyor. Risperidon'un da aşırı saldırganlığı düzenleyici etkileri var.
Bu ilaç metilfenidat ve uzun süreli metilfenidata cevap vermeyen, hâlâ ciddi saldırganlık ya da kendini incitici davranışlar gösteren hastaların yüzde 90'ında hem DEHB'i, hem de aşırı davranış bozukluğunu düzeltebiliyor.

Tedavideki en önemli gelişme ne sizce?

Eskiden bu davranışların yüzde 50'si düzeldiğinde çok mutlu oluyorduk. Son 2 - 3 yıldır biliyoruz ki uygun dozda ilacı verdiğimiz zaman bu hastaların en az yüzde 50'sinde bir normalleştirme oluyor. İlaç kullanan çocukları, normal çocuklardan farklı olmayacak şekilde düzeltebiliyoruz.
Diğer yüzde 30'unda ise çok belirgin düzelmeler görebiliyoruz. Okul ve evdeki davranışlarında, öğrenmesinde, sosyal ilişkilerinde, saldırganlığında çok belirgin düzelmeler görebiliyoruz. Diğer yüzde 5 - 10'unda ise hafif düzelmeler görüyoruz. Hâlâ daha yüzde 10 - 15'inde ilaca cevap vermeme durumunu görebiliyoruz.

İlaca cevap vermeme durumu neden kaynaklanıyor?

O çocukların galiba kalıtsal olarak kimyasal farklıları var. Bu şekilde ilaca cevap veremeyen çocuklar çok farklı ilaçlara cevap verebiliyorlar.

Ne yazık ki Türkiye'de ikinci ve üçüncü ilaç seçeneği olmadığı için bu çocuklara çok fazla yardım edilemiyor. Çok rahatlıkla ikili ilaçları ve yeni geliştirilen ilaçları kullanarak bu düzelmeleri yapabiliyoruz.

İlaçlar 3 yaş sonrası kullanılabilecek

DEHB tedavisinde ABD'de onaylanma aşamasında yeni bir ilaç var. Yeni ilaçlarla etkinliğin 16 saatten 24 saate kadar devam etmesi hedefleniyor. 24 saat etkinliği gösterilen ilaçlar var.
En yeni gelişme ise, ilaçlar ne yazık ki 6 yaşından yukarı çocuklarda kullanabiliyordu. Fakat metilfenidatın aslında 3 - 6 yaş arasındaki çocuklarda da etkin ve güvenilir bir şekilde kullanılabileceği çok merkezli çalışmalarda gösterildi. Artık ABD'de FDA'ın bu ilacı o yaşlarda da onaylaması bekleniyor.

'Akdeniz diyeti'nden vazgeçmeyin

'Akdeniz diyeti'nden vazgeçmeyin!
Bitkisel kaynaklı besinler, çeşitli kronik hastalıkları, özellikle koroner, kalp hastalığı ve bazı kanser türlerini geriletiyor.

Akdeniz yemeklerinin önemli bir kısmını sebzeler oluşturur, yıl boyu her mevsimde bol olan sebze sıkça yenilir. Yemek hazırlanırken mümkün olduğunca yiyeceğin doğallığını bozmadan pişirmeye özen gösterilir. Yemeklerde ağız tadı önemli olduğu kadar, görünüşe de çok önem verilir ve göze hitap etmesi için doğal garnitürlerle (yeşil veya siyah zeytin, yeşil sebzeler, kuru üzüm kullanılır) süslenir.


Günümüzde bitkisel kaynaklı besinlerin daha fazla yenmesi önerileri bunları yüksek miktarda tüketen popülasyonlarda, çeşitli kronik hastalıkların, özellikle de koroner, kalp hastalığının ve bazı kanserlerin daha seyrek görülmesinden dolayıdır. Akdeniz ülkelerinin sıcak iklimine ve sağlığa en uygun olan bu beslenme şekli yaz için en uygun diyettir.Akdeniz sahillerinin damak tadının simgesidir Bu beslenme şekli kırmızı ete az yer verir; balık, tahıl, sebze meyve ve lif ağırlıklıdır, zeytinyağı en önemli besindir, süt yoğurt ve peynir protein kaynağı olarak balık ile birlikte yer alır. Bu beslenme tipi kalp damar hastalıkları ve kansere karşı koruyuculuk ile uzun ve kaliteli bir yaşamın temel anahtarıdır.

2. gün Akdeniz Diyeti

SABAH

1 dilim tam çavdar ekmeği (erkekler için iki dilim)

50 gram lor peyniri

1 tatlı kaşığı zeytinyağı, kekik, pul biber, taze fesleğen

Domates, yeşil biber, maydanoz

Şekersiz açık çay

ARA ÖĞÜN

1 dilim karpuz

ÖĞLE

1 kâse mercimek salatası

1 dilim az yağlı beyaz peynir

1 dilim tam çavdar ekmeği

ARA ÖĞÜN

1 dilim peynir (erkekler için iki dilim peynir)

2 kepekli grisini (4 kepekli grisini)

5 yeşil zeytin

AKŞAM

6 çorba kaşığı kıymalı bezelye

3 çorba kaşığı bulgur pilavı (erkekler için 4 çorba kaşığı bulgur pilavı)

Cacık veya ayran

ARA

1 şeftali

10 fındık

Diyette dikkat edilmesi gerekenler

Gün boyunca 4-5 fincan açık ve şekersiz siyah çay, daha fazla miktarda şekersiz bitki çayı ile en fazla 2 fincan kahve içilebilir. Su tüketimi kadınlar için günlük en az 8-10 bardak, erkekler için ise en az 10-12 bardak olmalıdır. Gerekli durumlarda alkol tüketimi kadın için haftada 2-3 kadeh, erkek için 4-5 kadeh ile sınırlandırılmalı ve şarap tercih edilmelidir. Salatalara 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir. Sebze yemeklerinde 1 kg için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanılmalıdır. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile 5 adet zeytin birbirinin yerine kullanılabilir. Bu programlar Sağlıklı Beslenme ve Diyetetik biliminin temel ilkeleri göz önünde bulundurularak düşük aktiviteye sahip sağlıklı yetişkinler için örnek olarak hazırlanmıştır.

Kronik rahatsızlığı olanlar ile hiç sağlık muayenesinden geçmemiş olanların, hamilelik, emzirme dönemi gibi özel bir beslenme programı içinde olanların hekime danışmadan veya bir beslenme uzmanı ile şahsen görüşmeden uygulamamaları önemlidir.

Günün tarifi (Mercimek Salatası)

Mercimekleri bir gün önceden ıslayın ve ertesi gün haşlayıp soğutun, dilediğiniz tüm yeşillikler, taze veya kurutulmuş domates, kuru nane, kekik ile geniş kapta salata hazırlayın. Üzerine 6 çorba kaşığı dolusu haşlanmış mercimek, 2 tatlı kaşığı zeytinyaÇ ekleyin.

Kısa günün kârı

Mercimek içerdiği lifler sebebiyle tok tutar ve bitkisel protein kaynağıdır, yanındaki hayvansal protein olan peynir ile daha dengeli bir öğün tüketmiş olacaksınız, afiyet olsun!

Lipoliz korku saçıyor

Lipoliz korku saçıyor!
Avrupa ve Amerikada oldukça yaygın şekilde kullanılan, etkili bir bölgesel yağ eritme yöntemi olan Lipoliz hakkında, yetkililer uyarıyor.

Lipoliz enjeksiyonu, 'yağ yakma adıyla ilişkilendirilerek, doktor ofislerinde veya özel kliniklerde yapılan bir seri iğne ile yağın eritilmesini sağlıyor. Ama yetkililer prosedüre hem tesiri hakkında çok az bilgi sahibi olunduğu hem de uzun dönem etkilerinden bihaber olunması sebebiyle sıcak bakmıyorlar.ipoliz iğnelerini yaptıran hastalar göbeklerine, kalçalarına, boyunlarına, üst kollarına ve diğer inceltmek istedikleri yağlı bölgelerine seriler halinde iğneler oluyorlar. Hedef bölgeye veya kliniğin yöntemlerine bağlı olarak ikiden dörde kadar değişebilen hafta aralıklarıyla belirlenmiş yaklaşık altı seansta 5 ila 25 iğne oluyorlar. Pratisyenler lipoliz iğnelerinin hissini arı sokmasına benzetirken, bazı hastalar bunun ciddi şekilde yetersiz kalan bir ifade olduğunu söylüyorlar.


Yağlar nereye gidiyor?

Lipoliz iğnelerinin nasıl çalıştığı, tartışmaların baş konusunu oluşturuyor. Bir lipoliz kliniği olan MedSculptın tıp direktörlüğünü yapan, pilasik cerrah Dr. Roger Friedman, lipoliz iğnelerinin yağ hücrelerini parçalayıp yok etmeye yarayan kışkırtıcı etkiye sahip olduğunu söylüyor. Dışa çıkan maddelerse karaciğerde işlem görüp vücuttan çıkıyor. Ama lipolize karşı olan kimseler, bu söylenenin kesin olarak kanıtlanmadığını ve çoğu araştırmanın da bu tedaviden maddi olarak fayda sağlayacak kimselerin kendi aleyhine yaptırdıkları araştırmalar olduklarını savunuyorlar. 'Lipoliz iğnelerinin işleyişini, yağ hücrelerini nasıl kırdığını, güvenli olup olmadığını ve etkisini anlatan bilimselliği kanıtlanmış ve diğer uzmanlarca da onaylanmış bir çalışma mevcut değil. diyor.

Liposuction ile rekabet mi ediyor?

Bu arada, lipoliz iğnelerini deneyimlemiş bazıları ise, plastik cerrahların bu prosedüre özellikle karşı olduklarını söylüyor bunun sebebini de lipolizin cerrah olmayan kişilerce uygulanabilir olması ve liposuctiondan daha ucuz bir yöntem olarak cerrahların kar marjlarından çalma ihtimali olarak belirtiyorlar.

Uzmanlar lipoliz uygulanacak uygun adayın aşırın kilolu olmayan ve belli bir bölgesinde fazlalığı olan kişilerden olduğunu belirtiyor.

Lipoliz ile kaybolan yağlar gidiyor ama kalan yağ hücreleri besin girişine yer sağlamak için genişliyorlar. Yani, sağlanan sonuçlar sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürülmedikçe baki kalmıyor.

Eleştirenler, dikkatlice lipoliz iğnelerinin üzerini karalamadıklarını söylüyorlar. Ancak daha fazla bilgi alınana kadar özellikle uzun vadeli sonuçları belirleninceye kadar, hem doktorları hem de hastaları bir süre beklemeye ve sonuçları görmeye teşvik ediyorlar.

15 dakikada mükemmel saçlar

15 Dakikada mükemmel saçlar, saç bakımı
iddia ediyoruz, parlak saçlar için 15 dakika yeter. Alacağınız sonuçlar kelimenin tam anlamıyla 'göz alıcı'

Nemlendirmek için 1 dakika

Şampuanlamadan önce saçlarınızı derinlemesine besleyecek nemlendirici bir balsam uygulamanız gerekli.Ürünü saçlarınızın kökünden ucuna kadar, parmaklarınızın ucuyla masaj yaparak yayın ve özellikle saç tellerinin uç kısımlarına iyice yedirin.


Işıltılı bir boyama için 4 dakika

Saçlarınızın her noktasının ışıl ışıl parlamasını mı istiyorsunuz? O zaman parlaklığı garanti olan, farklı renklerin birleşiminden oluşan pigmentlere başvurun! Kendi ten renginize en yakın olan geçici ya da yarı geçici bir rengi seçin. Boyayı Şampuanlamadan sonra uygulayın ve talimatlara göre 3 ya da 4 dakika saçınızda bırakın. Ancak bu sihirli değneği gereğinden fazla kullanmamaya dikkat edin. Çünkü yapay pigmentler elinde sonunda saç dokusuna zarar verebilir.

Sıcak ve soğuk kurutma için 4 dakika

Şampuandan sonra fırçayla kıvırmaya çalıştığınız uzun saçlarınızı önce sıcak fönle kurutun. Bir sonraki aşamada ise buklelerinizi ters yöne kıvırarak bir yandan da soğuk fön tutun. Bu değişimli sıcak-soğuk hava akımı, farklı renkteki saç tutamlarınızın hem şekillerini korumalarını sağlar hem de biraz daha parlamalarını'

İyi bir şampuanlama için 5 dakika

Şampuanınızı saçlarınızın cinsine göre seçmeye dikkat edin. Özel parlaklık veren formülleri tercih edebilirsiniz.Şampuanlama sonunda soğuk suyla uzun uzun durulayın. Duruladığınız suya bir parça sirke ilave edin ya da bu işlem için özel olarak satılan durulama sirkelerinden uygulayın.

Etkili bir fırçalama ve tarama için 1 dakika

Gün içinde o kadar çok parlaklık düşmanına maruz kalıyor ki saçlarımız: Toz, hava kirliliği' Bunlardan kurtulmanın en iyi yolu yatmadan önce saçlarımızı güzelce fırçalamak. Büyükannelerimizin 'Sağlıklı saçlar için günde 100 fırça darbesi' öğütlerini kulak arkası etmeyin ama her zaman taramaya uçlardan başlayın. Yavaşça karışmış bölgelere doğru ilerleyin. Unutmayın sert davranırsanız saçlarınızın dokusu zarar görür. Bu da ışıl ışıl parlamalarını engeller.

Sigara hiperaktiviteyi tetikliyor

Sigara hiperaktiviteyi tetikliyor!
Hamileyken sigara içen annelerin çocuklarının hiperaktif olma ihtimali yükseliyor. Hiperaktivite tedavi edilmezse ciddi sonuçlara neden olabiliyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun zekâ seviyesiyle bir ilişkisi var mı? Hastalığın ortaya çıkmasında hangi faktörler rol oynuyor? Hangi içecekler tetikleyici etkiye sahip?Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar Direktörü görevlerini sürdüren, Scarborough Hastaneleri'nde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Direktörlüğü ile Psikiyatri Bölümü Araştırma Direktörü ve Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevlerini yürüten, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi ve Eğitim Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay, merak edilenler hakkında sorularımızı yanıtlamayı sürdürüyor.


DEHB bir beyin hastalığı mı?

Kesinlikle bir beyin hastalığı. Özellikle son 5 yıldır bu çocukların beyinlerinde nerede, ne gibi değişiklikler olduğunu görebiliyoruz. Bu hastalarda, iki beyin merkezini birleştiren yerlerde bozukluklar var. Green cevherinde azalmalar var. Bunlar doğumdan gelen sorunlar. Ayrıca beyinde glukoz yani şeker kullanımında bozukluklar ve elektrofizyolojik anormallikler var.

Teşhis için hangi tetkiklerin yapılması gerekiyor?

Beyindeki değişiklikler MR'la görüntülenebiliyor.

DEHB'nin zekâ seviyesiyle bir ilişkisi var mı?

Genel kanı olan 'hiperaktif çocuk zekidir' anlayışı çok yanlış. Aynı şekilde hiperaktif çocuk eşittir geri zekâlıdır diye düşünmek de çok yanlış.

Hastalığın ortaya çıkmasında sigara, alkol kullanımı gibi çevresel faktörler etkili mi?

Harvard Tıp Fakültesi'nde yapılan bir çalışmaya göre sigara içen annelerle içmeyenleri karşılaştırdığınızda sigara içen kadınların DEHB'li çocuk doğurma olasılığı daha fazla. Anne aşırı alkol kullanıyorsa, çocukta fetal alkol sendromu dediğimiz bir beyinsel bozukluk görülüyor. Bu sendromun olduğu çocuklarda DEHB olma olasılığı da yüzde 90'ları buluyor. Türkiye'de yok denecek kadar az olan bu oran, Kuzey Amerika'da çok yüksek.

Hastalığı tetikleyen yiyecekler var mı?

Renkli, asitli içecekler DEHB'li çocuklarda tetikleyici rol oynuyor. Kafein de çarpıntı yaparak çocukların büyük bir çoğunluğunda hastalığın belirtilerini artırabiliyor veya ona benzer belirtiler gösterebiliyor.

Okul öncesi ve okula başlayan dönemdeki DEHB'li çocukların belirtileri nelerdir?

Erken çocuklukta, anaokul çağındaki çocuklarda en fazla görülen belirtiler yerinde duramama, oyuncak paylaşamama, kavgacı ve geçimsiz olma, arkadaşlık kuramamadır. Oysaki okul çağına gelince sınıfta oturamama, dersini bitirememe gibi belirtiler görülür.

DEHB'i olan çocuk okulda başarılı olabilir mi?

İlaçlar çocuklarda başkaldırı, agresiflik gibi davranışları da ortadan kaldırıp sosyalizasyonu sağladığı gibi okul başarısını da artırıyor. Yaptığımız çalışmada bir yıl içinde çocuğun eğitiminde, okul notlarında çok ciddi düzelmeler olduğunu gördük.

Eğer çok akıllı bir çocuk üniversite sınavlarına giriyor, kazanamıyorsa ve DEHB sorunu varsa, bu, çocuğun belirli bir süre içinde sınavlarını çok iyi yapamadığı anlamına gelir. Bu nedenle bu çocuklara sınavlarda daha fazla zaman verilmesi gerekiyor.

İlaçlar iştahı keser mi?

DEHB'in dört tipi var. Bir tanesinde hiperaktivite olmaksızın dikkat eksikliği bozukluğu var. Bu çocuklarda şişmanlık varsa uyarıcı ilaçlar, özellikle kısa etkili metilfenidat günde 3 kez ve yemeklerden bir saat önce alınıyorsa iştahı kesici etkileri var. Bu ilacı kullanan çocuklarda bir iki kilo kaybı olabiliyor.

Bu çocukların suç işleme riskleri var mı?

Saldırganlık, yangın çıkarma, hırsızlık gibi suçlara karışan, davranış bozuklukları gösteren ve hapse giren çocukların yüzde 80'inde DEHB bulduk. Ama bütün bu sorunu olan çocuklar kötü olacak diye ebeveynleri korkutmuyoruz. Büyük çoğunluğu devlet adamı, bilimadamı, sanatçı, müzisyen olabiliyorlar, bu da bir gerçek. Ama çocukta DEHB varsa ve bunun yanında saldırganlık, çalma gibi davranım bozukluğu görülüyorsa, bu çocukları izlediğimiz zaman iki yıl sonra baktığımızda ciddi sorunlar ortaya çıkıyor.


DEHB'e başkaldırı gibi isyankârlık, söz dinlememe eşlik ediyorsa bu çocuklarda bir yıl sonra kanunları çiğneme, hırsızlık, vurma kırma, yangın çıkarma gibi bozuklukların ortaya çıktığını görüyoruz.

Kanserin ilacı tütün

Kanserin ilacı tütün!
ABD'li bilim adamları rahim ağzı kanserine karşı geliştirdikleri bir ilaçta tütün kullanıyorlar.

ABD'li bilim adamları rahim ağzı kanserine karşı geliştirdikleri bir ilaçta tütün kullanıyor. Rahim ağzı kanserine, büyük oranda insandan insana bulaşan papilloma virüsü neden oluyor. Dr. Bennett Jenson, Shin-je Ghim ve Partha Basu isimli bilim adamları araştırmaya bu virüsteki L-2 proteinini tanımlayarak başladı. Ardından bu proteine benzeyen sentetik bir gen yaratıp bir tütün virüsüne naklettiler. Bu virüs sayesinde, rahim ağzı kanserine karşı aşı 3 dolara ucuz bir şekilde tütün yapraklarından elde edilmiş oldu.