Çocuk Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2008 Çarşamba

Çocuklara güneş her zaman gerekli

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, çocukların üşütür endişesiyle kalın giydirilmeleri ve evden fazla çıkarılmamalarının, güneşin besleyici ışınlarından yeterince yararlanmalarını engellediğini söyledi.

Prof. Dr. Küçüködük, kış aylarında çocukların açık havaya çıkarılarak güneş ışınlarından yararlanmasının önemli olduğunu vurguladı.

Bazen ebeveynlerin çocuklarına karşı aşırı korumacı davrandıklarını, aşırı korumanın ise çocuklara yarar yerine zarar verebildiğini ifade eden Küçüködük, bu kapsamda üşütür korkusuyla çocuklarını kışın güneşli havalarda dışarıya çıkarmaya çekinen ebeveynlere çeşitli tavsiyelerde bulundu.

Kış aylarında çocukların temiz havaya ve güneşe ihtiyacı olduğunu belirten Prof. Dr. Küçüködük, soğuk havaya uygun şekilde giydirilerek dışarı çıkarılmaları ve temiz hava almalarının, güneşten yararlanmalarının sağlanması gerektiğini ifade etti.

“SOĞAN MODELİ GİYDİRİLMELİ”

Çocukları soğuk havalarda tek katlı ve kalın giydirmek yerine, ince ve kat kat giydirilmelerini öneren Küçüködük, “Soğuk havalarda da çocukların temiz havaya ve güneşe ihtiyaçları var. Kış aylarında çocukları eve kapatmak ya da aşırı giydirmek doğru değil. Soğuk havalarda çocuklar dışarı çıkarılırken soğan modeli dediğimiz şekilde, ince ve kat kat giydirilmeli. Böylece vücut ısısı kaybedilmemiş olur ve çocukların vücut dirençleri düşmez” diye konuştu.

RAŞİTİZM TEHLİKESİ

Güneş yetersizliğine bağlı D vitamini eksikliğinin yol açtığı raşitizm hastalığına da işaret eden Prof. Dr. Küçüködük, raşitizmin özellikle bebekliğin 6 ile 24'üncü ayları arasında görüldüğünü, tedavi edilmediği takdirde kemiklerde şekil bozukluğuna neden olduğunu söyledi.

Türkiye'nin güneş ışınları açısından zengin bir ülke olduğunu belirten Küçüködük, “çocukların gelenek olarak kundaklanmaları, üşütme korkusu ile fazla giydirilmeleri ve evden fazla çıkarılmamaları onların güneşin besleyici ışınlarından yeterince yararlanmalarını engellemektedir” dedi.

Prof. Dr. Küçüködük, raşitizm hastalığında bıngıldağın geç kapandığını, kafa kemiklerinin yumuşak olduğunu, bebeğin başının arka kısmının çok terlediğini, göğüs kemiklerinde şekil bozukluğu olabildiğini, el bileklerinin şiştiğini; oturma ve yürümeye başlama zamanının gecikebildiğini anlattı.

Raşitizm şüphesinde doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Küçüködük, çocuk ve bebeklerin düzenli olarak güneşe çıkarılmalarını ve kalsiyum ile C vitamini bakımından zengin gıdalarla beslenmelerini önerdi.

31 Ocak 2008 Perşembe

Hiperaktivite kader değil

Hiperaktivite kader değil
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda tedavi, davranış sorunlarında olumlu sonuç veriyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocuğun gelişimini, anne-çocuk ilişkilerini, öğrenmelerini olumsuz etkileyen ve diğer çocuklardan geri kalabilmelerine yol açabilen önemli bir sorun. Buna rağmen tedavi, DEHB sorunu olan çocukların büyük bölümünde yarar sağlıyor. Hastaların yaklaşık yüzde 80'inde 4 - 5 hafta gibi kısa bir süre içinde çok belirgin düzelmeler görülüyor.
Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Direktörü, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi Prof. Dr. Atilla Turgay, sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.

EHB tedavisine ilaçların en büyük yararı nedir?

En belirgin yararı, ilaç kullanan çocukları normal çocuklardan farklı olmayacak şekilde düzeltebilmemiz.

Peki tedavideki son yenilikler neler?

Son 5 yıldır olan çalışmalar gösteriyor ki DEHB'de kullanılan metilfenidat ve uzun etkili metilfenidat, sosyal davranımı düzeltiyor, saldırgan davranışı büyük ölçüde önlüyor. Aynı zamanda anne babayı dinlememe gibi başkaldırıcı davranışları da düzeltebiliyor. DEHB olsun olmasın saldırgan davranışlar gösteren çocuklarda bir tek bu ilacı kullanırsanız, söz konusu davranışlarda da düzelme görüldüğü saptandı. Ama bu ilaçların yan etkileri konusunda ailelerin endişesi var...
Önümüzde maalesef olumsuz önyargı var. Aileler çocuklarına ne kadar az ilaç verirlerse o kadar iyi anne baba olduklarını düşünüyorlar. Bu çok yanlış bir tutum. Halbuki ne zaman çocuğun olumsuz davranışlarını tedaviyle giderirlerse o zaman iyi anne baba olurlar.

DEHB, eğer erken yaşlarda tedavi edilirse bu çocuklardaki alkol kullanımı tehlikesi çok düşük oluyor. Ama tedavi edilmezse yüzde 40'ında alkol ve yabancı madde kullanma olasılığı var. Bu uyarıcı ilaçlar alışkanlık yapmıyorlar. Kötü alışkanlıkların gelişmesini önlüyorlar.

Hastaların yüzde kaçı tedaviyi devam ettirebiliyor?

Ne yazık ki hastaların büyük bir çoğunluğu altı ay ya da bir yıl sonra ilacı kullanmamaya başlıyor. Bunların en önemli nedenlerinden biri, ne yazık ki Türkiye'de bu daha da fazla, ilacın gereken dozundan çok daha düşük kullanılması. Örneğin metilfenidat 5 miligram veriliyorsa, bu başlangıç dozudur. Hastaların yüzde 10'u kadarı buna cevap verir. 10 miligram verirseniz yüzde 25 - 30'u cevap verebilir. 15 miligram verirseniz hastaların büyük bir çoğunluğu ilaç tedavisine iyi cevap verir. Dolayısıyla ilaçtan aldıkları yanıtın etkisiyle ilaç kullanımını sürdürürler. İşte bu nedenle anne babaların 'Ne kadar az ilaç verirsek o kadar iyi' demesinin bir anlamı yok. Eğer düzenli ve yeterli dozda ilaç kullanılırsa, ilk kullandığımız uyarıcı ilaca hastaların yanıt verme oranı yüzde 80'dir.

Bu tedavilere yanıt vermeyen çocuklara hangi ilaçlar öneriliyor?

Türkiye'de kullanılan ilaçlardan biri imipramin dediğimiz antidepresan. Kısa ya da uzun süre etkili metilfenidata hasta cevap vermediyse imipramine cevap verme olasılığı yüzde 60 - 70'i buluyor. Onu kullanabiliyoruz. Hastada saldırganlık varsa, davranış tedavisine cevap vermiyorsa, Türkiye'de var olan ve çok iyi kullanılan ilaçlardan biri de risperidon. Hem DEHB hem de otistik bozukluğu olan hastalarda da çok iyi sonuç veriyor. Risperidon'un da aşırı saldırganlığı düzenleyici etkileri var.
Bu ilaç metilfenidat ve uzun süreli metilfenidata cevap vermeyen, hâlâ ciddi saldırganlık ya da kendini incitici davranışlar gösteren hastaların yüzde 90'ında hem DEHB'i, hem de aşırı davranış bozukluğunu düzeltebiliyor.

Tedavideki en önemli gelişme ne sizce?

Eskiden bu davranışların yüzde 50'si düzeldiğinde çok mutlu oluyorduk. Son 2 - 3 yıldır biliyoruz ki uygun dozda ilacı verdiğimiz zaman bu hastaların en az yüzde 50'sinde bir normalleştirme oluyor. İlaç kullanan çocukları, normal çocuklardan farklı olmayacak şekilde düzeltebiliyoruz.
Diğer yüzde 30'unda ise çok belirgin düzelmeler görebiliyoruz. Okul ve evdeki davranışlarında, öğrenmesinde, sosyal ilişkilerinde, saldırganlığında çok belirgin düzelmeler görebiliyoruz. Diğer yüzde 5 - 10'unda ise hafif düzelmeler görüyoruz. Hâlâ daha yüzde 10 - 15'inde ilaca cevap vermeme durumunu görebiliyoruz.

İlaca cevap vermeme durumu neden kaynaklanıyor?

O çocukların galiba kalıtsal olarak kimyasal farklıları var. Bu şekilde ilaca cevap veremeyen çocuklar çok farklı ilaçlara cevap verebiliyorlar.

Ne yazık ki Türkiye'de ikinci ve üçüncü ilaç seçeneği olmadığı için bu çocuklara çok fazla yardım edilemiyor. Çok rahatlıkla ikili ilaçları ve yeni geliştirilen ilaçları kullanarak bu düzelmeleri yapabiliyoruz.

İlaçlar 3 yaş sonrası kullanılabilecek

DEHB tedavisinde ABD'de onaylanma aşamasında yeni bir ilaç var. Yeni ilaçlarla etkinliğin 16 saatten 24 saate kadar devam etmesi hedefleniyor. 24 saat etkinliği gösterilen ilaçlar var.
En yeni gelişme ise, ilaçlar ne yazık ki 6 yaşından yukarı çocuklarda kullanabiliyordu. Fakat metilfenidatın aslında 3 - 6 yaş arasındaki çocuklarda da etkin ve güvenilir bir şekilde kullanılabileceği çok merkezli çalışmalarda gösterildi. Artık ABD'de FDA'ın bu ilacı o yaşlarda da onaylaması bekleniyor.

Sigara hiperaktiviteyi tetikliyor

Sigara hiperaktiviteyi tetikliyor!
Hamileyken sigara içen annelerin çocuklarının hiperaktif olma ihtimali yükseliyor. Hiperaktivite tedavi edilmezse ciddi sonuçlara neden olabiliyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun zekâ seviyesiyle bir ilişkisi var mı? Hastalığın ortaya çıkmasında hangi faktörler rol oynuyor? Hangi içecekler tetikleyici etkiye sahip?Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar Direktörü görevlerini sürdüren, Scarborough Hastaneleri'nde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Direktörlüğü ile Psikiyatri Bölümü Araştırma Direktörü ve Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevlerini yürüten, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi ve Eğitim Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay, merak edilenler hakkında sorularımızı yanıtlamayı sürdürüyor.


DEHB bir beyin hastalığı mı?

Kesinlikle bir beyin hastalığı. Özellikle son 5 yıldır bu çocukların beyinlerinde nerede, ne gibi değişiklikler olduğunu görebiliyoruz. Bu hastalarda, iki beyin merkezini birleştiren yerlerde bozukluklar var. Green cevherinde azalmalar var. Bunlar doğumdan gelen sorunlar. Ayrıca beyinde glukoz yani şeker kullanımında bozukluklar ve elektrofizyolojik anormallikler var.

Teşhis için hangi tetkiklerin yapılması gerekiyor?

Beyindeki değişiklikler MR'la görüntülenebiliyor.

DEHB'nin zekâ seviyesiyle bir ilişkisi var mı?

Genel kanı olan 'hiperaktif çocuk zekidir' anlayışı çok yanlış. Aynı şekilde hiperaktif çocuk eşittir geri zekâlıdır diye düşünmek de çok yanlış.

Hastalığın ortaya çıkmasında sigara, alkol kullanımı gibi çevresel faktörler etkili mi?

Harvard Tıp Fakültesi'nde yapılan bir çalışmaya göre sigara içen annelerle içmeyenleri karşılaştırdığınızda sigara içen kadınların DEHB'li çocuk doğurma olasılığı daha fazla. Anne aşırı alkol kullanıyorsa, çocukta fetal alkol sendromu dediğimiz bir beyinsel bozukluk görülüyor. Bu sendromun olduğu çocuklarda DEHB olma olasılığı da yüzde 90'ları buluyor. Türkiye'de yok denecek kadar az olan bu oran, Kuzey Amerika'da çok yüksek.

Hastalığı tetikleyen yiyecekler var mı?

Renkli, asitli içecekler DEHB'li çocuklarda tetikleyici rol oynuyor. Kafein de çarpıntı yaparak çocukların büyük bir çoğunluğunda hastalığın belirtilerini artırabiliyor veya ona benzer belirtiler gösterebiliyor.

Okul öncesi ve okula başlayan dönemdeki DEHB'li çocukların belirtileri nelerdir?

Erken çocuklukta, anaokul çağındaki çocuklarda en fazla görülen belirtiler yerinde duramama, oyuncak paylaşamama, kavgacı ve geçimsiz olma, arkadaşlık kuramamadır. Oysaki okul çağına gelince sınıfta oturamama, dersini bitirememe gibi belirtiler görülür.

DEHB'i olan çocuk okulda başarılı olabilir mi?

İlaçlar çocuklarda başkaldırı, agresiflik gibi davranışları da ortadan kaldırıp sosyalizasyonu sağladığı gibi okul başarısını da artırıyor. Yaptığımız çalışmada bir yıl içinde çocuğun eğitiminde, okul notlarında çok ciddi düzelmeler olduğunu gördük.

Eğer çok akıllı bir çocuk üniversite sınavlarına giriyor, kazanamıyorsa ve DEHB sorunu varsa, bu, çocuğun belirli bir süre içinde sınavlarını çok iyi yapamadığı anlamına gelir. Bu nedenle bu çocuklara sınavlarda daha fazla zaman verilmesi gerekiyor.

İlaçlar iştahı keser mi?

DEHB'in dört tipi var. Bir tanesinde hiperaktivite olmaksızın dikkat eksikliği bozukluğu var. Bu çocuklarda şişmanlık varsa uyarıcı ilaçlar, özellikle kısa etkili metilfenidat günde 3 kez ve yemeklerden bir saat önce alınıyorsa iştahı kesici etkileri var. Bu ilacı kullanan çocuklarda bir iki kilo kaybı olabiliyor.

Bu çocukların suç işleme riskleri var mı?

Saldırganlık, yangın çıkarma, hırsızlık gibi suçlara karışan, davranış bozuklukları gösteren ve hapse giren çocukların yüzde 80'inde DEHB bulduk. Ama bütün bu sorunu olan çocuklar kötü olacak diye ebeveynleri korkutmuyoruz. Büyük çoğunluğu devlet adamı, bilimadamı, sanatçı, müzisyen olabiliyorlar, bu da bir gerçek. Ama çocukta DEHB varsa ve bunun yanında saldırganlık, çalma gibi davranım bozukluğu görülüyorsa, bu çocukları izlediğimiz zaman iki yıl sonra baktığımızda ciddi sorunlar ortaya çıkıyor.


DEHB'e başkaldırı gibi isyankârlık, söz dinlememe eşlik ediyorsa bu çocuklarda bir yıl sonra kanunları çiğneme, hırsızlık, vurma kırma, yangın çıkarma gibi bozuklukların ortaya çıktığını görüyoruz.