Aynı yumurta ikizlerinin, ayrı yumurta ikizlerine göre çoğunlukla aynı tür yemekleri seçtiklerini gören ve bu durumun ağız tadının daha çok genetik mirasla geçtiğini düşündürdüğünü belirten araştırmacılar, iki grup karşılaştırıldığında, aynı yumurta ikizlerinin, yemek seçimi özelliklerinin “yetişme” koşullarından ziyade “doğal” koşullara bağlı olduğunun görüldüğünü kaydettiler.
Sarımsak, kahve ve meyve yemeye düşkün olanların bu özelliklerini ailelerinden aldıklarını ortaya koyan araştırmada, yemek seçiminin, çocukken yemeye zorlanma ya da okuldaki menüde yer alanlar gibi sosyal ve çevresel faktörlerden ziyade çoğunlukla genlerin etkisine bağlı olduğu görüldü.
İngiliz bilim insanları, araştırmalarında belli başlı beş yemek seçim şekli belirledi:
- Meyve ve sebze: Bol meyve ve soğan, pırasa, yeşil soğan, sarımsak ağırlıklı alyumlar ile brokkoli, karnıbahar, tere, lahana ağırlıklı turpgiller ve ender olarak patates kızartması.
- Yüksek alkol: Fazla miktarda bira, şarap ve alyum ağırlıklı sebze ile kahvaltılarda tahıl gevreği ve meyve.
- Geleneksel İngiliz: Sıklıkla tava balık ve patates, kırmızı et, çörek ve turpgiller.
- Diyet yapanlar: Önemli miktarda az yağlı süt ürünleri, az şekerli veya şekersiz içecekler veya tatlı kuru pastalar.
- Beyaz et: Çoğunlukla bakliyat, pizza ve az miktarda kırmızı et ile balık, deniz ürünü ve kanatlılar.
Sonuçları Twin Research and Human Genetics dergisinde de yayımlanan araştırmada, bireylerin bu gruplardan birine genetik etkilerle eğilimli olmasının yüzde 41 ila yüzde 48 olduğu tespit edildi.
“Harika bulgular” ortaya çıkardıklarını belirten araştırmanın öncüsü Prof. Tim Spector, “Şimdiye dek eğitim ve yetiştirme ile sosyal çevre koşullarının ne yemeyi sevdiğimizi belirlediğini düşünüyorduk. Ancak, daha çok genetik yapımızın beslenme modelimizi etkilediğini öğrendik” diye konuştu.
Araştırmada elde edilen bulguların, sağlık ile diyet arasındaki bağlantıdan ötürü hastalıkların önlenmesinde yararlı olabileceği belirtildi.
İnsanların yemek seçiminin, gelecekteki koşulların erken uyarısı olarak değerlendirilebileceğini belirten uzmanlar, örneğin klasik İngiliz tarzı beslenmenin, yüksek oranda doymuş yağ oranı içeren gıdaların çok miktarda olmasından ötürü, kalp ve damar hastalıkları riskini artıracağının göz önüne alınabileceğini kaydettiler.
16 Şubat 2008 Cumartesi
Sebze yemiyorsanız, suçlusu genleriniz
Etiketler: doktor, genleriniz, hücre, kök, meyve, öneriler, sebze, Sebze yemiyorsanız, sorumlu, suçlusu genleriniz, yemezseniz
31 Ocak 2008 Perşembe
Meyve ve sebze diyeti kurtarıcı değil
Fazla miktarda meyve ve sebze yemek, meme kanserine yeniden yakalanma riskini azaltmıyor.
ABD'de yapılan bir araştırma, doktorun önerdiğinden fazla meyve ve sebze yemenin, daha önce meme kanseri tedavisi görmüş kadınların yeniden meme kanserine yakalanma riskini azaltmadığını ortaya koydu. ABD'nin Stanford Üniversitesi'nden bilim adamlarının 3 bin 100 kadın üzerinde yaptığı araştırmada, sebze, meyve ve lifli yiyecekler bakımından fazla zengin bir beslenme alışkanlığının meme kanserinin yeniden ortaya çıkmasını engellediğine dair bir bulguya rastlanmadı. Amerikan Tıp Derneği'nin (JAMA) yayın organında çıkan makaleye göre bilim adamları, meme kanseri tanısı konduğunda 18-70 yaşında olan ve tedavi görmüş 3 bin 088 kadının beslenme alışkanlığını inceledi. Araştırmaya katılan kadınların yarısı doktorların önerdiği miktardan iki kat fazla sebze, meyve yiyerek, lifli ve az yağlı yiyeceklerle beslendi. Diğer yarısıysa sebze, meyvenin ve lifli yiyeceklerin olduğu normal bir diyet uyguladı. Dr. Marcia Stefanick, "Sonuçlara gerçekten şaşırdım ve biraz hayal kırıklığına uğradım. İki kat fazla meyve, sebzeyle ve lifli yiyeceklerle beslenmenin, yağlı yiyecekleri azaltmanın meme kanserine yeniden yakalanma oranında farklılık yaratmasını bekliyorduk. Her iki grupta da oran, yaklaşık yüzde 17 idi" dedi.
Etiketler: meyve, meyve diyeti, sebze, sebze diyeti