vitamin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vitamin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2008 Çarşamba

Cinsel isteğiniz artacak

Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler "yin" ve “yang" olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor. yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.

cns Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.

Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.

Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.

DOMATES VE KAYISI CİNSEL İSTEĞİ ARTIRIYOR

Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor. Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın. Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.

Türk erkekleri sağlıklı

Bir ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için bir araştırma yaptı.Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumlarını değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla da dünya çapında yaptırılan "Global Cinsel Tutum ve Davranışlar" konulu araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti.

trke Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor.

Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan ilginin kadınlarda 50’li yaşlarda, erkeklerde ise 60’lı yaşlarda azaldığını düşünüyor.

32 ÜLKEDE YAPILAN ARAŞTIRMA

32ülkede 27 bin 500’den fazla kadın ve erkeği kapsayan araştırma Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum illerindeki bin 500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşerek gerçekleştirildi. Buna göre her 100 erkekten 30’unda cinsel işlev bozukluğu görülürken kadınlarda bu oran yüzde 50’ye kadar çıkıyor.

Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki Türk kadınları arasında cinsel ilişkiye girme sıklığı ayda 1 ile 4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü, yani yaklaşık yüzde 60’ı, cinsel performanstaki azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri ise Türk erkeklerinin yaklaşık dörtte üçünün, erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli olduğunu düşünmesi.

ERKEKLER DAHA ÇOK İLİŞKİYE GİRİYOR

Araştırmada, Türk kadınlarının diğer ülke kadınları gibi cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşündüğü de ortaya çıktı. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı çok daha yüksek bulunuyor.

Özellikle 40'ın üzerindeki kadınlarda cinselliğe önem verenlerin oranı düşmeye başlıyor. Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71’i son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girerken, erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83 olarak saptanıyor.

TÜRK KADINI MEMNUNİYETSİZ

Cinsel ilişkiye girme sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor. Araştırmada Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksek görülüyor. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40 yaşından sonra cinsel ilişkiden memnuniyet düzeyi azalmaya başlıyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer ülke kadınlarına kıyasla daha düşük.

Bugün

5 Şubat 2008 Salı

Yeşil, vücudu akort ediyor

Yeşil, vücudu akort ediyor

Sebze ve meyve tüketiminin artırılması sağlıklı beslenme önerilerinin ana kuralı halini aldı. İşte yeşil yapraklı sebzelerin yararları...

Klorofil, sindirilebilir protein, vitamin, mineral, enzim ve karotenoidlerin zengin bir kaynağıdır. Kalorisi kısıtlanmış diyetlerde çok iyi bir besleyicidir. Klorofilin zarar görmüş dokuların iyileşme hızını arttırdığı bulunmuştur. Özellikle sindirim sisteminde kötü koku yaratan bakterileri yok ederek sindirim sistemine yardımcı olur.

Ayrıca klorofil hemoglobine çok benzer yapıdadır, kan yapımını artırdığı da düşünülmektedir. Klorofilin zarar görmüş dokuların iyileşme hızını artırdığı bulunmuştur. Vücut fonksiyonlarının dengeli çalışmasını sağlayıp vücudun gereksinim duyduğu besinleri en üst seviyede kullanmalarına yardımcı olabildiği gibi vücudu zararlı maddelerden de temizleyebilir. Bu özelliğinden dolayı vücudumuzu "akort edici" denilebilir. Zararlı toksinlerden koruyucu özelliği dışında, bu toksinleri arıtarak adeta vücudun doğal deodorantı olarak da görev yapar.
Bu nedenle beslenirken koyu yeşil yapraklı sebzeler ile maydanoz, dereotu, naneyi bolca tüketmeliyiz.
Örneğin ödem sorunu çeken, sık sık hastalanan kişiler beslenmelerinde maydanoza ağırlık verdiklerinde başarılı sonuçlar almaktadırlar. Çünkü maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı artırarak oksijeni metabolize eder; böbrekleri, karaciğeri, idrar yollarını temizler.

ÇOK PİŞİRMEYİN
Yeşil sebzelere rengini, klorofil adı verilen pigment verir. Klorofil sıcağa dayanıklı olmadığı için çok pişirilen sebzeler renklerini yitirir, bu nedenle yeşil sebzeler kısa sürede, az su ve yağla pişirilmelidir. Böylece sebze hem lezzetini hem de besin değerini çok fazla yitirmemiş olur. Ayrıca sebze yemeği pişerken kapağı sıkı sıkıya, sürekli kapalı tutulursa yeşil renk hızla kahverengiye dönüşeceğinden tencerenin kapağı ara sıra açılmalıdır. Yeşil sebzelere renginin korunması için bazen soda eklenmektedir. Soda yemeğin hem lezzetini bozar hem de besin değeri kaybına yol açar, kesinlikle eklenmemelidir.