5 Ocak 2010 Salı

VAJİNA HİJYENİ NASIL YAPILIR


Cinsel organlarınızı günde bir defa hafif bir sabun ve suyla yıkamanız yeterlidir. Normal bir kadın-da şırınga ve hijyenik spreylere gerek yoktur, hatta bunlar zararlı bile olabilir.


Normal olarak vajina kendisini temizler. Vajinanın duvarları kendi sıvısını üretir ve bu sıvı dışarıya doğru akarken ölü hücreleri ve diğer organizmaları da beraberinde taşır. Bu sağlıklı salgı, kuruduğunda sarımtırak, şeffaf veya süt gibidir. Bazen kaygandır ve hafif ama kötü olmayan bir kokusu vardır. Yumurtlama döneminde ve cinsel uyarılma sırasında miktarı artar. Eğer farklı bir renkte veya kokulu, çok bol vajina akıntınız varsa büyük bir olasılıkla vajina enfeksiyonunuz vardır. Doktora görünmelisiniz.


Eğer vajina hijyeni için bir sprey kullanıyorsanız, bunu doğrudan vajinanın içine sıkmayın, çünkü vajina dokusunu tahriş edebilir. Eğer bir spreyi kullandıktan sonra vulva kızarıyor ve tahriş oluyorsa bunu kullanmaktan vazgeçin; içindeki kimyasal maddelere alerjiniz olabilir.


Bazı ticari ürünlerin içindeki maddeler tahrişlere sebep olabilecekleri gibi, vajinanın, enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden olabilecek mantar ve diğer başka organizmaların gelişmelerini engelleyen, normalde asit ortamını da değiştirebilirler. Hafif sirkeli su ile yapılabilecek şırınga, temizliği sağladığı gibi vajinanın normal asit ortamına da destek olacağı için tavsiye edilebilir. Şırınga yapmak aynı zamanda, genellikle rahim boynunu kapatarak enfeksiyona sebep olabilecek organizmaların içeriye girmelerine engel olan mukusu (balgam gibi bir madde) da yıkayıp dışarı atar.


Bütün bu olumsuz etkilerine karşın, doktorunuzun şırıngayı tavsiye edebileceği sorunlar vardır. Bu durumda sıvının baskısını azaltmak için şırınganın torbasını kalçanızın 60 cm. yukarısından daha yükseğe asmamaya özen gösterin. Aksi halde, vajinadaki organizmalar zorlanarak rahime sürüklenebilir ve burada enfeksiyona neden olabilirler.


Vajina enfeksiyonlarına neden olan bakteri ve mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda daha çok gelişirler. Bu nedenle, pamuklu veya ağı pamuklu olan sentetik iç çamaşırı giymek ve vücuda yapışan çoraplardan kaçınmak daha akıllıca olur. Dar naylon iç çamaşırı ve çoraplar cinsel organlarınızda ısı ve nem tutar. Son bir nokta: dışkıdan vajinaya bir bakteri bulaşmasını önlemek için anüs temizliğinizi daima önden arkaya doğru silerek yapın.

(umuthastanesi.com)

RAHİM SARKMASI NEDİR,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?


Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Ateş Karateke, dokuz kadından birinde görülen rahim sarkması ve idrar kaçırmanın önemli bir bölümünün ameliyatla düzeltilebildiğini bildirdi.

Karateke, yaptığı yazılı açıklamada, dokuz kadından birinde rastlanan ve kadınların yaşam kalitesini oldukça kötü yönde etkileyen idrar kaçırmaya neden olan etkenlerin başında pelvik organ sarkmalarının geldiğini belirtti.

Yaş, gebelik, doğum, genetik yatkınlık, menopoz, obezite, ağır kaldırmak, kronik öksürük ve ciddi kabızlık gibi nedenlerin pelvik organ sarkmalarına neden olabildiğini (rahim, idrar torbası, anal kanal) neden olduğunu vurgulayan Karateke, bu sorunun ise idrar kaçırmaya yol aça
bildiğini kaydetti.

Pelvik organ sarkmalarında gebelik ve doğumun çok etkili olduğunu, vajinal doğum sayısı artıkça sarkma riskinin de 4?11 kat yükseldiğini vurgulayan Karateke, rahim sarkması ve idrar kaçırmanın bulgularının hastalar tarafından başlangıçta kesin olarak bilinemediğini aktardı.

Prof. Dr. Karateke, cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrı, kullanılan vajinal tamponun düşmesi, basınç hissi ve dışarı doğru sarkmanın ilk bulgular olabileceğine dikkati çekerek, bu sorun tedavi edilmediği takdirde zaman içinde kötüleşerek yaşam kalitesini gittikçe olumsuz yönde etkilediğine işaret etti.

Ciddi sarkmaların nadir de olsa idrar yapamamaya ve böbrek hasarına neden olabildiğine
işaret eden Karateke, rahim sarkması ile birlikte görülebilen idrar tutamamanın zaman içinde hastayı çevresinden uzaklaştırıp asosyal ve depresif bir yaşam şekline zorlayabildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Karateke, açıklamada ''Yaklaşık dokuz kadından biri idrar kaçırma veya pelvik organ sarkması nedeni ile ameliyat olmaktadır. Bu ameliyatları olan kadınların üçte biri tekrar ameliyat için başvuruyor'' dedi.

B
irçok kadının idrar tutamamayı normal olarak kabul ettiğini, bir hastalık olmasa da altında yatan birçok neden olabildiğini vurgulayan Karateke, idrar tutamamanın Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının ilk bulgusu olarak da görüldüğü bilgisini verdi.

Karateke, idrar tutamamanın en sık iki nedeninin ''stres ve sıkışma'' olarak aktarıldığını kaydederek, sıkışma ile idrar kaçırmanın genelde ilaç ve pelvik taban kaslarının fizik tedavisi, stresle idrar kaçırmanın ise pelvik taban kaslarının egzersizi veya cerrahi yöntem ile tedavi edildiğini belirtti.

Rahim sarkması ve idrar tutamama şikayeti olan hastaların tedavisinin sebeplerine, semptomların şiddetine, pelvik taban kaslarının güçlerine, cinsel aktivitelerine ve genel sağlık durumlarına göre şekillendirildiğini aktaran Prof. Dr. Karateke, açıklamasında ''Rahim sarkması ve idrar tutamama tedavi edilen bir hastalıktır. Kısa süren bir operasyonla hastanın yaşam kalitesi yükselir'' şeklinde görüşlerine yer verdi.

(turktime.com)

UÇAKLA SEYAHAT BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ ?


Bebekle yapılacak uçak yolculuğunun bir çok aileyi endişelendirdiğini belirten VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümünden Dr. Hilda Çerçi Özkan, bir haftadan büyük sağlıklı bir bebeğin uçağa binmesinde sakınca olmadığını söyledi.

Yaklaşan Kurban Bayramı tatili, uçakla seyahat yapacak bebekli aileleri düşündürüyor. Bayramd
a uçakla seyahat edecek olan bebekli ailelerin endişelenmemeleri gerektiğini belirten VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü’nden Dr. Hilda Çerçi Özkan, “Uçakların içindeki basınç genellikle 250 metre yükseklikteki atmosfer basıncına ayarlanır. Sağlık sorunu olmayan kişiler ve hatta yenidoğan bebekler 250 metre yüksekliğe ayarlanan kabin içi basıncında hiçbir problem yaşamazlar” dedi.

Bir çok havayolu şirketi bir haftadan küçük bebeklerin uçuşunu acil tıbbi bir neden olmazsa kabul etmez. Bazı havayolları ise bebek bir haftadan küçükse uçmasında sakınca olmadığına dair doktor raporu isteyebilir.


Uçak yolculuğunun sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?
İleri derecede kansızlığı olan, doğumsal kalp hastalığı, ağır akciğer hastalığı gibi hastalıkları olan kişilerin uçak yolculuğu sakıncalı olabilir. Bu kişilerin uçakla seyahat öncesi mutlaka doktoruna danışması önerilir. Aktif enfeksiyonu olan çocukların hem kendileri için hem de diğer yolculara da enfeksiyonu bulaştırabilecekleri için çok zorunlu olmadıkça iyileşene kadar uçmaması gerekir. Özellikle bir kulak enfeksiyonu varsa kabin içi basınç değişiklikleri şiddetli kulak ağrılarına yol açabilir. Sinüzitli çocuklarda da aynı şekilde şiddetli baş ağrıları oluşabilir. İshali olan çocukların uzun süren uçak yolculuklarında sıvı kaybedebileceği için ishal düzelene kadar uçmaları önerilmez.

Uçak yolculuğu enfeksiyon riskini artırır mı?
Bebekler için uçak yolculuğunun enfeksiyon açısından riski artırdığı yönünde kesin bir kanıt olmasa da yolculuk sırasında kabin içi havanın sürekli sirkülasyona girmesi, çok sayıda kişinin dar ve kapalı bir alanda bulunması. Kabin içi havanın kuruluğu enfeksiyonların bulaşması açısından kolaylaştırıcı faktör olabilir.

Bebeğinizle daha güvenli bir uçak yolculuğu yapabilmek için:
* Uçak temizliği gece yapıldığından, sabah uçuşlarını tercih edin.
* Yakınınızda hasta bir kişi oturuyorsa ve başka boş yerler varsa oraya geçin.
* Uçağın kalkış ve inişlerinde kabin memurlarının direktiflerine göre mutlaka bebeğinizi kucağınıza alın ve ona da kemer takın.
* Kulak ağrısını önlemek için kalkış ve inişlerde ya emzirin ya da biberon verin. Emme hareketi orta kulak basınçlarının eşitlenmesini kolaylaştırır ve bebeği rahatlatır. Daha büyük çocuklara da sevdikleri içecekler içirilmesi ya da ciklet çiğnetilmesi de aynı etkiyi sağlar.
* Bebeğinizin tıbbi sorunları varsa, doktoruna danışmadan uçak yolculuğu da dahil hiçbir yolculuğa çıkarmayın.


NTV

YÜZ ŞEKLİNİZE GÖRE SAÇ KESİMİ


Hangi yüze hangi saç modeli yapılmalı?
Bunun için önce yüz şekillerini bilmeliyiz. Yedi çeşit yüz şekli vardır.
Bir yüzü oluşturan yedi şekil aşağıdaki gibidir.

Saçımızı kestirmeye karar vermeden önce ne istediğimize karar vermeliyiz. Saçımız mı ön planda olsun ,yoksa yüzümüz mü? İşte yüz şekillerine göre ideal saç kesimleri..


1-Yuvarlak Yüz :

Dengeli yumuşak bir yüz yapısıdır.Suratta değişiklik yapmaz.Ama yüzünüzün yuvarlaklığından şikayetçi iseniz ve bunu biraz olsun inceltmek istiyorsanız saçınızın volümünü yüksek tutacak modelleri tercih etmelisiniz.Böylece saçınız ön planda olup,yüzünüzün yuvarlaklığı biraz olsun azalacaktır.Yüzünüzün hatlarına göre
öne doğru kesilmiş tutamlarda yüzünüzü biraz olsun inceltecektir.

2-Kare Yüz :

Kare yüz yapısıda yuvarlak yüz gibi dendelidir.Sertlik ön plandadır.Kare bir yüze saç kesimi yaparken eğer yüz şeklinizi değiştirmek istemiyorsanız size en uygun olanı yine kare bir kesimdir.Fakat yüzünüzdeki ifadeyi yumuşatmak ,dengelemek istiyorsanız saçınıza yuvarlak modeller kestirmelisiniz.Bunu yaparken saçınıza yuvarlak bir kesimli kahkül ve şakaklarınıza inen saç tutamları yaptırabilirsiniz.

3-Diktörtgen Yüz :

Suratta değişiklik yapan ama fazla değiştirmiyen bir yüz şeklidir.Eğer yüzünüzü biraz kısalmak amacı ile kesim düşünüyorsanız çene kemiğini geçmeyecek şekilde kesim yaptırabilsiniz.Şakak kemiğini örtecek şekilde kesilen kesimler ile dendgeli ,uyumlu saç modellerine sahip olabilirsiniz.

4-Enine Diktörtgen Yüz :

Bu yüz şeklinde yüzünüzü biraz uzatmak ver şakak kemiklerinizin ön plana çıkmasını istemiyorsanız uzun saç modelleri ,yada saçınızda yukarlara verilecek volümlerle saçınızın biçimini dikdörtgen şeklinde kesimler vasıtası ile yüzünüzü inceltebilir ve yüz yapınızda birazda olsun değişiklikler yapabilirsiniz.

5-Ters Üçgen Yüz :

Surat yapısını tamamen değiştirebilen yüz şeklidir.Bu tip yüz şekillerinde daha modern kesimler yapmak mümkündür.Makyaj için ise en elverişli yüz biçimidir.Kişileri çok enerji dolu gösteren bu yüz şekline eğer yüz biçimini değiştirmeden daha bir güçlülük katmak istiyorsanız, saçınızın yanlarını ve enselerini kısa kestirerek ,saç tepesine volüm vererek kesilen saç modellerini tercih etmelisiniz.Ama kendinize biraz dengeli,uyumlu ve yumuşak bir yüz ifadesi vermek istiyorsanız tam tersi enselerde daha çok volümü olan ve saçın tepesine doğru volümü azaltılmış saç modellerini tercih etmelisiniz.

6-Üçgen Yüz :

Saç şeklinde daha negatif olan bir yüz biçimidir.Kişileri enerjisi zayıflamış ve yorgun gösterir.Bu tip yüz şekillerinde negatif olan yüz biçimini saçınıza verilecek pozitif enerji ile dengelemelisiniz. Bunu enselerde saçı azaltarak şakak kemiğindeki bölgeden saç tepesine doğru volümü arttırarak yaptırabilirsiniz. Küçük kare kesimler yaptırabilirsiniz.

7-Baklava Yüz:

En meşur yüz biçmidir.Bu yüz biçiminde saçınıza uzun ,kısa,düz,dalgalı, kahküllü modelleri uygulayabilirsiniz.Sadece bunları uygularken kuaförünüz ile diyalog kurarak boyunuza,kilonuza yada yüzünüzde nerenin ön planda ,nereniz arka planda kalmasına karar vererek saç modelinizi bulmalısınız.

Dikkat Edilmesi Gerekenler :

Yüz şekline göre saç kesilirken kuaförünüzle uzun uzun bir diyalog yapmalı,yüzünüzü mü ,saçınızı mı ön plana çıkarmak istediğinizi belirtmeli, kilo,boy,giyim tarzınız ve hatta kişiliğinizi bile konuşmalı ve ona göre saç kesimi yaptırmalısınız.

JENNİFER LOPEZ MAKYAJI


Genç kızların onun gibi olmaya özendiği, erkeklerinse hayalini süsleyen Jennifer Lopez, hip hop tarzıyla her zaman şık ve güzel olmayı başarıyor.
Düşük belli bol pantolonunun içinde bile seksi ve güzel görünmeyi başaran Lopez'in makyajda tercihi olabildiğince doğal görünmek.

Işık oyunlarıyla yüz hatlarını kusursuz kılan Lopez, abartıdan mümkün olduğunca uzak, açık tonları ve yumuşak renkleri tercih ediyor. Büyülü bakışlardan hoşlanan Lopez, puslu bir ifade veren göz makyajından yana.

Lopez'in makyajının sırrını öğrenip, onun gibi makyaj yapmak isterseniz, işte ipuçları...

1. Adım: Krem şeklindeki fondötenden yüzünüze bir parça sürüp, parmak uçlarınızla yüzünüze yedirin. Cildinizde her hangi bir problem yoksa, fondöteni mümkün olduğunca az kullanın. Eğer gerekiyorsa göz altlarınıza kapatıcı sürün ve dağıtın. Fondötenin üstüne kesinlikle pudra sürmeyin.

2. Adım:
Göz makyajına başlamadan önce göz kapağınızın çevresine yüzünüze sürdüğünüz fondötenden bir ton açık bir başka fondöten sürün. Bu sayede gözünüze süreceğiniz far için iyi bir zemin hazırlamış olursunuz. Göz altına ince bir fırça yardımıyla hafifçe pudra sürün. Göz makyajınız bittikten sonra fazlalıkları almak için fırçayla tekrar üzerinden geçin.

3. Adım:
Kaşın altından kirpiğe kadar uzanan kemiğe açık renk ve ışıltılı bir sıvı göz farı uygulayın. Bunu parmaklarınızla iyice yayın. Yüzünüze sürdüğünüz pudradan bu bölgeye de uygulayın. Böylece, göz makyajınız daha kalıcı olacaktır. Küçük ve ince bir fırça ile göz kapaklarınıza açık bej tonlarında bir far sürün.

4. Adım:
Kirpiklerinizi kıvırın ve yalnızca üst kirpiklerinize rimel sürün. Kirpikleri biraz daha belirginleştirmek için, kalem ucu kadar ince bir fırça yardımıyla siyah göz farını üst göz kapağınızın yalnızca uç kısmına sürün.

5. Adım:
Elmacık kemiklerinize gül rengi tonlarında allık sürün. Ancak allığınızın son derece ince olmasına özen gösterin. Pembe tonlarından kahve tonlarına kadar renk seçeneğiniz var.

6. Adım:
Dudaklarınızın etrafına doğal renkte bir dudak kalemi sürün. Dudaklarınızın renginden yalnızca bir ton koyu olması gerekiyor. Aksi halde çok abartılı durabilir. Dudaklarınızın içini ise parlatıcı ya da parlatıcı kadar açık renkte parlak bir rujla boyayın.

(milliyet)

BİLİNÇLİ GİYİNEREK KUSURLARINIZI YOK EDİN


Kalçanız büyük, göğsünüz küçük, bacaklarınız kalın olmuş ne gam. Yeter ki doğru giyinmeyi bilin. İşte, Dilek Hanif'ten giyim hileleri, önerileri..

Kadınlar daha güzel, zarif ve çekici görünmek için çeşitli giyim hilelerine başvurabiliyor. Tekstil piyasasanın sağladığı olanaklar, doğru giyinmeyle birleşince ortaya afeti devranlar çıkıyor.

Hülya Avşar ve Nilüfer gibi ünlülerin modacısı Dilek Hanif, gerektiğinde bu tür hilelere başvurduklarını belirterek, "Bilinçli giyinirseniz, kusurlarınızı yüzde 70 oranında yok edebilirsiniz" dedi ve şu önerilerde bulundu:





Göğüs ve bacaklar için..


  • Küçük göğüs için silikonlu sütyen kullanın. Eğer göğsünüz büyükse, toparlayıcı, kapları geniş ve bastırıp sıkıştıran sutyenler sizin için ideal.
  • Bacaklarınız kalınsa toparlayıcı çoraplar giyinin. Piyasada ince gösteren likralı çoraplar var. Hatta yaz için de, açık ayakkabıyla giyilebilecek, külot ve ayak kısmı olmayan ince çoraplar üretildi.
  • Sırt dekolteniz için de sırtı açık sutyenler üretildi. Boyundan bağlanan sutyenler dekolte kıyafetler için...
  • Elbiseniz hem askısız hem dekolte ise ve göğüsleriniz ufaksa, elbise içine göğüs kapları diktirebilirsiniz.

    Popoyu küçültün
  • Geniş, basenlililer için toplayıcı sıklaştırıcı likralı çoraplar var.
  • Dar basenliler için silikonlu korseler var. Kenarları takviyeli bu korseler, kalçayı geniş ve şekilli gösteriyor. Kalçanız forma giriyor.
  • Göbeğiniz ve karnınızın olması da sorun değil. Bele kadar yüksek çamaşır külotlar sert ve toplayıcı özelliğiyle fazlalıkları kapatıyor.

    Bunlara dikkat!
  • Kilolular koyu pastel renk giymeli.
  • Kalın olan bölgelere koyu renkler gelmeli, zayıf bölgelere de açık renkler denk düşmeli.
  • Göğsünüz büyükse, bu bölgede göz alacak işlemeli, pırıltılı şeyler olmalı.
  • Kiloluysanız kıyafetin çizgileri boyuna olmalı. Boyunuz kısaysa yine dikey çizgili kıyafetleri tercih edin.
  • Boynunuz kısaysa boyundan bağlı kıyafetlerden uzak durun.
  • Büyük ve taraklı ayaklarınız varsa, ince bantlı ayakkabılar giymeyin. Önü sivri, kapalı zarif pabuçlar kullanın.


  • (milliyet)

    SAĞLIK AÇISINDAN İYİMSER KADINLAR VE ERKEKLER


    ABD'de yapılan bir araştırma, iyimser kadınların kalp hastalığına yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.

    Araştırmaya göre, iyimser kadınlar ayrıca daha uzun da yaşıyorlar.

    ABD'deki çalışma, daha önce Hollanda'da yapılan ve iyimserliğin erkeklerdeki kalp krizi riskini düşürdüğünü öne süren araştırmayı izliyor.


    Yaklaşık 100 bin kadın üzerinde yapılan ve Circulation dergisinde yayımlanan araştırma, kötümserlerin tansiyonlarının ve kolesterol seviyelerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

    Risk faktörleri hesaba katıldığında bile, hayata bakışın risk oranlarını değiştirdiği belirtiliyor.

    Buna göre, iyimser kadınların kalp hastalığına yakalanma riski yüzde 9 daha düşük.

    Bunu takip eden sekiz yıl zarfında herhangi bir nedenle ölmeleri riski de yüzde 14 daha az.

    Ancak çevresi hakkında düşmanca fikirler besleyen ve genellikle başkalarına güvenmeyen kadınların aynı süre zarfında ölmeleri riski yüzde 16 fazla.

    Bu tespitlerin ardındaki nedenlerden birinin, iyimserlerin ters durumlarla baş etmekte daha becerikli olmaları ve örneğin hasta olduklarında kendilerine daha iyi bakabilmeleri olabileceği sanılıyor.

    Negatiflik

    Çalışmayı yürüten Dr. Hillary Tindle, "Kanıtların çoğu, yüksek oranlarda negatifliğin sağlığa zarar verdiğini gösteriyor" dedi.

    İngiltere Kalp Vakfı tarafından yapılan açıklamada ise, "Hasımane duyguların vücutta çeşitli kimyasallar salgılayabildiğini ve bu kimyasalların kalp hastalığı riskini arttırabileceğini biliyoruz. Ancak bunun neden ve nasıl olduğunu tam olarak anlayamıyoruz." denildi. Açıklama şöyle sürdü:
    "İyimser ya da düşmanca tavırlar, sigara içmek ya da kötü beslenmek gibi kalp sağlığını etkileyebilecek diğer konularla da ilişkilendirilebilir. Kadınların tümü için, sigara içmemek ve iyi beslenmek gibi seçimler sağlıkları üzerinde hayata nasıl baktıklarından çok daha etkili olacaktır. Bu psikolojik tutumların sağlığı nasıl etkilediği hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir."

    (Bilim.org)