30 Kasım 2009 Pazartesi

Bitki yağları sağlıklı beslenme için şart

aromatik bitkiler, bitki yağları, fonksiyonel yağ, gelişme çağındaki çocuklar, insan sağlığı, kalp hastalıkları, kalp hastalıklarını önlemek, kemik gelişimi, keten tohumu, sağlıklı beslenme, tıbbi bitkiler, zihin fonksiyonları

Bazı bitkilerden elde edilen yağların insan sağlığına birçok katkısı olduğu açıklandı. Çörek otu, üzüm çekirdeği, ceviz ve keten tohumu ile nar çekirdeği gibi ürünlerden elde edilen yağların insan sağlığına çok yönlü katkıları nedeniyle fonksiyonel yağ özelliklerine sahip olduğu belirtildi.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Kan, tıbbi ve aromatik bitkilerden doğal yöntemlerle elde edilen fonksiyonel yağların insan sağlığı açısından öneminin Türkiye’de de kabul edilmeye başlandığını söyledi.

Fonksiyonel yağlarla yapılan çalışmalar çok yeni olmasına rağmen tıbbi ve aromatik özellikleri olan yağlara ilgiyi artırdığını ifade eden Doç. Dr. Kan, “Dünyada ve ülkemizde sağlıklı yaşamın temel yapısını oluşturan ve sağlıklı kalmak için tüketilmeye başlayan bu fonksiyonel yağların beslenmemizde yerini alması gerekir” dedi.

Çevre, yanlış beslenme ve stres gibi yaşam kalitesini etkileyen olumsuz faktörlerin de etkisini azaltmak için fonksiyonel yağların kullanımının her geçen gün arttığını belirten Kan, şunları kaydetti:

“Özellikle gelişme çağındaki çocukların zihin fonksiyonları ve kemik gelişiminde, yaşlıların beslenmesinde fonksiyonel yağların ayrı bir önemi var. Doğal tıbbi ve aromatik katkısı olan bitki yağlarının endüstriyel olarak üretiminde araştırma ve geliştirme çalışmaları da hız kazanmıştır. Türkiye’de üretilip tüketiciye sunulma aşamasına gelinen bu yağların üretim süreçleri ve yağlarda yapılacak kalite kontrolleri önemlidir. Tüketici tercihini yaparken kullanacağı fonksiyonel yağın üretim ve kullanım özellikleri hakkında ürün üzerindeki bilgilere dikkat etmelidir. Özellikle tıbbi ve aromatik özellikli fonksiyonel yağların ham maddeden mamul ürün oluncaya kadar geçirdiği işlemler yağın faydalılığını belirleyen önemli faktörlerdir.”

Kan, fonksiyonel yağların elde edilmesi sürecinde yapılan ısıl işlemler, soğuk pres işlemleri ve ambalajına varıncaya kadar tüm işlemlerin yağın doğal özelliğiyle uyumlu olması, hangi şartlarda üretildiği bilinmeyen merdiven altı yağların kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.

Tıbbi özelliği olan yağların üretim aşamalarında gerekli analiz ve kontrol yapılmadığı takdirde fayda yerine zarar getirebileceğini belirten Kan, “Ülkedeki bitkisel yağların üretiminde, besin kaybı en aza indirilerek sağlık ve kalitenin amaçlandığı günümüzde yüksek niteliklere sahip fonksiyonel yağların üretimi endüstriyel olarak da artırılmalıdır” dedi.

Bazı bitki yağlarının faydaları
Çörek otu, üzüm çekirdeği, ceviz tohumu, keten tohumu, nar çekirdeği, aspir tohumu, ısırgan tohumu, susam tohumu ve kabak çekirdeği gibi ürünlerden elde edilen yağların insan sağlığına çok yönlü katkıları dolayısıyla fonksiyonel yağ özelliklerine sahip olduğunu kaydeden Kan, bazı tıbbi bitki yağlarının faydalarını şöyle sıraladı:

- Çörek otu tohumu yağının antioksidan ve iltihabı önleyici özellik gösterdiği kanıtlanmıştır.

- Üzüm çekirdek yağı Omega 6 yağ asidi olan linoleik asit bakımından zengindir. Yağ en az yüzde 69 oranında vücuda yararlı linoleik asit taşımaktadır.

- Ceviz yağı tüketen 793 kişi üzerinde Fransa’da yapılan bir çalışmada bu kişilerde kalp sağlığını koruyan HDL kolesterol düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır.

- Omega-3 yağ asitlerinin kalp ve damar sağlığının korunmasında ve iltihaplarda pozitif etkiler oluşturduğu görülmüştür.

- Aspir tohumu yağının yağ dokularını azaltıcı etkisi, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle de gözlenmiştir. Vücuttaki yağ oranını azaltarak, daha küçük yağ moleküllerine dönüştürmektedir. Metabolizmayı hızlandırarak, yağ ve kas dengesini düzenleyip zayıflamaya yardımcı olur.

Keten tohumu yağı kalp hastalıklarını önlüyor
Keten tohum yağı, içerdiği Omega-3 yağ asidi olan alfa linolenik aside bağlı olarak kalp sağlığını koruyucu, koroner kalp hastalıklarını önleyici etki gösterir. Ülseratif kolit gibi iltihaplı hastalıkları önlemede de yardımcıdır. Keten tohumunun vücutta kolesterolün oluşmasını engellediği, kolesterolü düşürdüğü ve yüksek tansiyonu düşürmede yardımcı olduğu belirlenmiştir. Yorgunluğa, halsizliğe karşı enerji ve güç verir. Taşıdığı antioksidan bileşiklerden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirir.

Güçlü antioksidan etkiye sahip olan nar çekirdeği yağı kalp sağlığını korumada yardımcıdır. İçeriğindeki asitler bağışıklık sistemini harekete geçirerek vücut direncini artırır. Sindirim sistemini koruyucu etkileri ortaya konulmuştur. Kabak çekirdeği yağının taşıdığı özel bileşenlerden dolayı prostat ve idrar kesesi şikâyetlerinin azaltılmasında yardımcı olduğu pek çok araştırmayla gösterilmiştir. Ayrıca kolesterolü düşürür ve kalp sağlığının korunmasında olumlu etkileri bulunur.

Sedefin çaresi bitki özlerinde

bitki özleri, bitkisel droglar, bitkisel iksirler, bitkisel kremler, cilt lekeleri, ciltteki lekeler, doğadaki iksirler, doğal iksirler, egzama, saf bitki özleri, sedef hastalığı, sedef hastalığının çaresi, Şeker Hastalığı, şeker yükselmesi, yüksek şeker
Kainatın eczanesi, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında çok olumlu sonuçlar sağlıyor. Saf bitki özleri, bitkiler ve bitkisel kremler kullanarak dört ay içinde bu sorundan kurtulabilirsiniz.

Bitkisel sağlıkta, Precelsus’un “Bütün dağlar, tepeler ve otlaklar birer eczanedir” sözünü kendisine ilke edinen Herbalist Tarkan Güveloğlu, özellikle sedef ve vitiligo gibi bir çok insanın yaşadığı cilt sorunları üzerine çalışıyor. Herbalist Tarkan Güveloğlu’nun uyguladığı bitki özleri ile iyileşen sedef hastası Mustafa Eryılmaz uzun yıllardır taşıdığı sedeflerinden kurtuldu.

“Geçmez” diye bilinen bu hastalıkların saf bitki özleri ile tedavi edildiğini vurgulayan bitki uzmanı Güveloğlu, “Bu cilt sorunları toplumun yüzde 2’sinde mevcut” diyor. Saf bitki özleri, bitkiler ve bitkisel kremler kullanarak dört ay içinde bu sorunların giderildiğini belirten uzman, on beş yıldır bitkilerle ilgilendiğini ve bu yöntemle söz konusu hastalıklardan kurtulan bir çok insan bulunduğunu anlatıyor. Bu konular üzerine araştırmalar yapan, bir bitki özleri fabrikası bulunan ve Avrupa’ya da bitki özü ihraç etmeye hazırlanan Tarkan Güveloğlu, özellikle cilt sorunları konusunda yıllardır bitki formülleri üzerine emek harcıyor.

Sedef için sonuç iyi
En büyük başarı şansını sedef hastalığında yakalamış. Bugüne kadar çok sayıda kendisine gelen sedef hastasının durumuyla ilgilendiğini ve büyük çoğunluğunda sorunu çözdüğünü belirten Güveloğlu, “Özellikle saf bitki özleri, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında çok iyi bir sonuç sağlıyor.

Öncesi ve sonrası
Tesisat İşçisi Mustafa Eryılmaz da başarılı sonuç alınan sedef vakalarından biri… Fotoğraflarla da iyileşmeyi kayda alan herbalist, gelişme hakkında şu bilgileri veriyor: Deriye renk veren hasta hücrelere sinirsel uyarı gitmediğinden vücutta beyaz lekeler oluşuyor , ancak sabırlı bir bitkisel uygulama sürecinden sonra lekeler yok olabiliyor. “Ancak Vitilgo’da iyileşme oranı sedef”e göre daha az, yüzde 50 başarı şansı var” diyor uzman. Hazırladığı bitki özü tedavisinin çok yaşlılar, çok sigara ve alkol kullananlar ile ağır depresyon geçirenlerde etkili olamayabileceğinin altını çiziyor. Güveloğlu’nun yararlandığı “kainatın eczanesi”, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında olumlu sonuçlar sağlıyor.

Uyguladığı bitki özleri ile iyileşen sedef hastası Mustafa Eryılmaz, hastalığı bu yolla yenenlerden biri. “Doğaya inanmak çok önemli. Sabırla bitkisel tedaviyi uyguladım ve bu hastalıktan kurtuldum” diyen Eryılmaz 25 yaşında bir tesisat işçisi ve ilk kez bir doğal yöntemi denemiş.

Önce doktor raporu
Sedef ve egzama genellikle aşırı stres ve üzüntü ile paralel gelişiyor Sedef’te da planlı bir bakım süreci uyguluyor Güveloğlu. Bitki özleri, bitkisel kremler ve bitkisel losyondan oluşan terkibi uygulamak içir önce doktor raporu isteyen Güveloğlu, “önce teşhis konulmalı. ‘Ülserim’ diye gelen birisini doktora gönderiyorum, bana tekrar geldiğinde ‘midemdeki ağrı kanserdenmiş’ diyebiliyor. Dolayısıyla bu konuda çok hassas davranıyorum” diyor. Herbalist, doğada bütün hastalıkları giderecek bilginin saklı olduğunu ve kendilerinin yeni çalışmalar içinde olduklarını ifade ediyor.

Rastgele bitki kullanımının yanlışlığına da değinen herbalist Tarkan Güveloğlu, örneğin bir şeker hastasının meyan kökü kullanması durumunda şekeri yükselteceğine dikkat çekiyor. Güveloğlu, bitkisel tedavinin 3 bin yıllık bir serüven olduğunu, tarih boyunca tüm uygarlıkların bu yöntemden yararlandıklarını söylüyor. Sedef hastalığında az da olsa netice alınamayan insanlar da olduğunu, hiçbir bitkisel tedavide yüzde 100 kesin sonuçlardan söz edilemeyeceğini vurguluyor.

Çağlar boyunca doğadaki iksirler
M.Ö.3 000 yıllarına ait tabletlerde de bitkisel ilaçlarla tedavilerin kullanıldığını belirten Güveloğlu Mezopotamya Uygarlığı döneminde, bilinen bitkisel drogların miktarının 250 dolayında olduğunu, bu döneme ait tabletlerde adamotu, eğir kökü, hardal, kekik, meşe mazısı, rezene ve safran gibi bitkisel droglardan söz edildiğini belirtiyor.

Grek uygarlığında da bitkisel tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler yazıldığının altını çiziyor. “Doğa çağlar boyunca insanı yanıltmadı” görüşünü savunan Herbalist, hekimliğin babası Hipokrat’ın, 150 ‘ye yakın eserinde, tedavi amaçlı yaklaşık 400 drogtan söz edildiğini ve bunların büyük çoğunun bitkisel droglardan oluştuğunu hatırlatıyor. “Örneğin bu bilgiler arasında güçlü müshil olarak hintyağı, mahmude ve ebucehil karpuzu gibi bitkilerden yararlanılarak yapılan tedavi yer alır. İdrar arttırıcı olarak da sarımsak, soğan, salatalık, kavun, karpuz ve rezeneden söz edilir.

Uykusuzluk çekenler için haşhaş ve adamotu gibi bitkisel drogları tavsiye eden Tıbbın Babası, boğaz hastalıklarında ise kereviz, nane ve kekik bitkileri ile yapılan gargaralardan söz eder.”

M.Ö.3000 yıllarında Sümerlere ait tabletlerdeki bilgiler içinde bitkisel ilaçlarla tedavilerin mevcut olduğunu, bitkisel ürünlere olan bu ilginin çağlar boyu kuşaklardan kuşaklara günümüze kadar aktarıldığını vurguluyor Herbalist Güveloğlu.

Bakterilere karşı bitkisel antibiyotikler

adet düzensizliği, bağırsakları çalıştırmak, bağışıklık kazanmak, bağışıklık sistemi, bağışıklık sistemini güçlendirmek, bakteriler, bitkilerin yararları, bitkisel antibiyotikler, civanperçemi, kanser tedavisi, keten tohumu, rezene, sarı civanperçemi
Bakteriler, birçok etken maddeye sahip olan bitkisel antibiyotiklere karşı bağışıklık geliştiremediğinden, hastalıkların tedavisinde uzun yıllar aynı şekilde etkisini korur. Bu nedenle uzmanlar, hastalıkların tedavisinin bitkilerle desteklenmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.

Virüslerin, bakterilerin her geçen gün antibiyotiklere karşı bağışıklık kazandığı bilinmektedir. Dolayısıyla gelecek yıllarda şu an kullandığımız birçok antibiyotiğin işe yaramayacağı bir gerçektir. Bakterilerin bitkisel antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanması pek mümkün değildir.

Bakterilerin bitkilere karşı bağışıklık kazanamamasının nedeni bir bitkinin içerisinde antibiyotik özelliği gösteren birçok maddenin var olmasıdır. Örneğin sarımsakta 50 civarında, civanperçeminde 100 den fazla değişik bileşimli antibiyotik özelliği gösteren madde vardır. Bunların hepsi birbirini tamamlayan maddelerden oluşmuştur. Dolayısıyla bakteriler bu kadar değişik bileşiğe karşı bağışıklık oluşturamamaktadır.

Antibiyotiği yarım bırakmayın
Buna karşılık, penisilin penisilindir, tetrasiklin tetrasiklindir. Fakat bu “kesinlikle antibiyotik kullanmayın” anlamına gelmemelidir. Antibiyotikler, tarihimizde verem gibi ölümcül hastalıklardan insanları kurtarmıştır ve daha birçok sağlık sorunlarımızda başarıyla kullanılmaktadırlar. Gerektiğinde antibiyotikleri doktor kontrolünde dikkatlice kullanmak gerekmektedir. Antibiyotikler yarım bırakılmamalıdır. Hatta rahatsızlık geçtikten sonra bile birkaç gün devam edilmelidir.

Sarımsak bakterilere etkili
Antibiyotik tedavisine başladıktan sonra bakterilerin direnci kırılmaya başlar ve kişi iyileşme belirtileri gösterir. Bu sırada kişi kendini iyi hissedip de antibiyotik tedavisini yarım bırakırsa bir müddet sonra zayıflatılmış olan bakteriler tekrar güç kazanarak kişiyi yine hasta ederler. Üstelik kullandığınız antibiyotiğe karşı direnç geliştirerek. Yani o antibiyotik artık o bakteriye karşı etkili olamayabilir. Bakteriler, birçok etken maddeye sahip olan bitkisel antibiyotiklere karşı bağışıklık geliştirememektedir. Sarımsağın karmaşıklığına örnek verecek olursak, sarımsakta otuza yakın etken maddenin yanı sıra, bilinmeyen en az 35 bileşik daha bulunmaktadır. Dolayısıyla sarımsak sürekli olarak fayda sağlayan bir madde olarak kullanılabilmektedir.

Bağışıklık sistemini güçlendirin
Günlük hayatımızda antibiyotik özelliği olan besinleri kullanarak ve iyi beslenip bağışıklık sistemimizi güçlü tutarak hastalıklardan korunabiliriz.

Bal, sarımsak, soğan, zercefil, meyankökü, tane karanfil, adaçayı, ekinezya, okaliptüs ve kekik günlük hayatımızda kullanabileceğimiz, çayını yapıp içebileceğimiz antibiyotik özelliği olan bitkisel maddelerdendir.

Keten tohumu bağırsakları çalıştırıyor

Gerekli malzemeler: Keten tohumu (çekilmiş, toz), sinameki, rezene, anason.

Kullanılışı: Bir su bardağı kaynar su içerisine 5-6 yaprak sinameki yaprağı, birer çay kaşığı anason ve rezene havanda ezilerek konulacak. 15 dakika demlenerek aç iken günde 1-2 bardak içilecek (sinameki miktarını artırmayın, bağırsak tembelliği yapabilir). Günde 1 defa aç iken bir yemek kaşığı keten tohumu tozu su ile içildiğinde de bağırsakları çalıştırmaktadır. Yan etkisi yoktur. Günde 3 yemek kaşığı alınabilir. Ayrıca kayısı, erik, incir kurusu veya tazesi öğün aralarında yendiğinde bağırsakların çalışmasını hızlandırır. Çay, kahve, kola, muz, çikolata, bira ve şarap kabız olmanızı kolaylaştıran yiyeceklerdendir.

Kanser tedavisinde sarı civanperçemi
Civanperçemi de birçok rahatsızlıkta kullanılan etkili bir bitkidir. Yara kapatıcı, damar büzücü etkisi vardır. Dahilen ve haricen hemoroid tedavisinde kullanılabilir. Ülser ve gastritte de faydalıdır. Adet söktürücüdür ve adet sancılarına iyi gelir. Menopoz dönemlerinde faydalıdır. Mesane (İdrar kesesi) sarkmalarında kullanılabilir. Kanser tedavisinde de yer alması gereken bitkilerdendir.

Hemoroid için; 2 litre kaynar suya 30 gr sarı civanperçemi atılarak 1 dakika kaynatılır. 15 dakika bekledikten sonra ılık hale getirilip oturma banyosu yapılmalıdır.

İçmek için ise; 1 su bardağı kaynar suya 1 tatlı kaşığı civanperçemi ezilerek konulur. 20 dakika demlenip süzülerek içilmelidir.

Adet düzensizliğine rezene
Kullanılması gerekenler: Adaçayı, hayıt tohumu, sarı civanperçemi, rezene, papatya, kırkkilit otu (atkuyruğu)

Kullanılışı: 3 su bardağı kaynar su içerisine bu bitkilerden ezilmiş olarak birer çay kaşığı atılarak 20 dakika demlenecek. Sonra süzülüp sabah, öğlen, akşam 1 su bardağı aç iken içilecek (yemeklerden 20 dakika önce). 2 ay düzenli olarak devam edilmelidir. Gün içerisinde çay, kahve, kola, sigara mümkün olduğunca içilmemelidir. Çay olarak kuşburnu, melisa, ıhlamur, adaçayı içilebilir.

Önemli not: Bitkiler toz haline getirilip bekletilmemelidir. Toz haline getirilip hemen kullanılmalıdır. Bitkileri parçalayıp toz haline getirilip bekletildiğinde içeriğindeki etken uçucu maddeler azalabiliyor.

Şifalı bitkileri bilinçli kullanın

alerji, aspirin, bilinçli tüketim, bitkisel ürünler, bulantı, ekinezya, fitoöstrojen, idrar söktürücü, insülin, ishal, kan sulandırıcı ilaçlar, kanama, karışımlar, kortizon, parkinson ilaçları, romatizmal ilaçlar, Şifalı Bitkiler, zayıflama çayları, zayıflama ilaçları

Sakın ‘Ottur zararı yoktur’ demeyin. Şifalı bitkilerin hangi durumlarda ve ne şekilde kullanılması gerektiğini bilmiyorsanız dikkatli olun. Uzmanlar, halk arasında sıkça kullanılan bitkisel ürünlerin zararları ve tüketirken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgiler veriyor…

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal’a göre bitkisel ürünlerde zayıflama ilaçlarından aktarlarda satılan karışımlara, zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusu. Birçok bitkisel kaynaklı ürün yıllardır kullanılmakta ve yararlı olduğu bilinmekte. Bununla beraber bazı bitkisel ürünler kullanıcılar üzerinde ciddi yan etkilere neden olabilmekte. Dikkat edilmelidir ki, bitkisel ürünler ilaçlardan daha güvenli değiller. Hepsi olmamakla beraber bitkisel ürünlerin çoğu zararlı etkiler de göstermektedirler.

Ticaretini yapanlar ise kullanıcılara bu bitkisel ürünlerin çoğunun natürel olduğunu söylemektedirler. İlaçlardan farklı olarak bitkisel ürünler kullanılmadan önce test edilmezler ve dolayısıyla güvenli oldukları söylenemez. Bu ürünlerden bazıları toksik maddeler ve polen içerir ki; bu durum bazı kişilerde hastalıklara neden olabilmektedir. Bazılarının içerisinde üzerindeki etikette belirtilmeyen steroid ve östrojen gibi maddeler bulunabilmektedir. Bir kısmının içerisinde ise arsenik, civa, kurşun ve pestisid gibi zehirli maddeler bulunabilmektedir.

Kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Bir bitkisel ürünün üzerinde doğal olduğunu belirten bir etiketin bulunması onun güvenli olduğunu göstermez. Örneğin kava ve eşekkulağı bitkisi ciddi karaciğer hastalığına neden olabilmektedir.

Bitkisel ürünler bir ilaç gibi düşünülerek, doğru kullanılmadığında veya büyük miktarlarda alındığında ciddi sağlık problemlerine neden olabilmektedir.

Hamile kadınlar veya emziren anneler özellikle dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu ürünler ilaç gibi etki gösterebilirler.

Bazı bitkisel ürünler ilaç gibi etki gösterdiğinden, kullanılan ilaçlarla etkileşerek, zararlı olabilmektedirler.

Birçok bitkisel kaynaklı ürünün içerisindeki aktif madde bilinmemektedir. Bu ürünlerin içerisinde onlarca, yüzlerce madde veya bileşik bulunmaktadır. Bilim adamları faydalı olduğu ileri sürülen ürünler içerisindeki bileşenleri tespit etmeye çalışmaktadırlar.

Yapılan araştırmalar sonucu bitkisel ürünlerin etiketleri üzerinde belirtilen bileşiklerin haricinde daha birçok madde tespit edilmiştir. l Bazı bitkisel ürünlerin içerisinde metaller, etiketsiz ürünler, mikroorganizmalar ve diğer maddeler bulunmaktadır.

Zayıflayayım derken hasta olmayın

Tedavi veya destek amacıyla kullanılmakta olan yüzlerce bitkisel ürün mevcut. Bunlar içerisinde en çok bilinenler; sinameki, bitkisel çaylar, papatya türleri, yosun hapları, kondriotin sülfat, ekinezya, efedra, garlik, ginkgo biloba, ginseng, kava, glukozamin, melatonin ve fitoöstrojenlerdir. Sık kullanılan ilaçlardan biri olan sinameki, vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkiler içermektedir.

Kullanılan diüretik çaylar (zayıflama ve form çayları) bağırsaklarda bulunan “mikrovillus” adı verilen tüycüklerin kısalmasına ve düzleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açmaktadır. Sinameki kullanıldığı durumlarda besin öğelerinin emilimlerinde sıkıntılar yaşanabilir. Mesela potasyum emilimi azalınca kalp kaslarına olumsuz yönde etki eder. Sonuç, kalp hastalığına kadar gidebilir.

Bu bitkileri bu ilaçlarla kullanmayın

Ekinezya: Aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla,

Efedra: Burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp ilaçları ile,

Garlik: Aspirin ve romatizma ilaçları ile,

Ginkgo biloba: Aspirin, romatizma ilaçları, kan sulandırıcı ve idrar söktürücülerle,

Ginseng: Aspirin-romatizma ilaçları, kalp ilaçları, şeker hapları, idrar söktürücülerle,

Glukozamin: İdrar söktürücü ve insülinlerle,

Kava: Parkinson ilaçları ve kan sulandırıcılarla,

Melatonin: Romatizmal ilaçlar, kortizon ve beta blokerler ile,

Kondriotin sülfat: Aspirin ile birlikte kullanılmamalıdır.

Yan etkileri göz önünde bulundurun

Ekinezya kullananlarda; mide rahatsızlığı, ishal, kabızlık, alerji,

Garlik kullananlarda; bulantı, ishal, kanama, alerji

Ginseng kullananlarda; baş ağrısı, uyku problemi, ürtiker, vajinal kanama, göğüslerde hassasiyet, tansiyon problemi

Ginkgo biloba kullananlarda; mide rahatsızlığı, ishal, baş ağrısı, kanama, epilepsi, kramplar

Glukozamin kullananlarda; mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, ishal

Kava kullananlarda uyuklama, kaşıntı, karaciğer rahatsızlığı l Melatonin alanlarda; Uyuklama, baş ağrısı, depresyon, mide rahatsızlığı

Fitoöstrojen alanlarda; meme ve rahim rahatsızlıkları, tiroid problemleri l Sarımsak ve zencefil gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltır. Bu nedenle cerrahi müdahalede bulunulacak kişiler ile aspirin ve ağrı kesici kullananların bu bitkisel ilaçları almaması gerekir.

Gerçekte yosun değil sentetik maddeler zayıflatıyor

Bu tip hapların içersinde “sibutramin” adlı iştah azaltıcı bir madde yer almaktadır. Gerçekte insanlar yosunla değil sentetik bir madde ile zayıflıyorlar ve madde kontrolsüz kullanıldığı için birçok kişinin ölümüne yol açmıştır. Doğadan toplanan mantarlar ile zehirlenen insanlara yönelik haberler basında bol miktarda mevcuttur. Doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir.

Çok çeşitli papatya türlerinden bazıları böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisi amacıyla kullanılmaktadır.

Yaşlı ve hastalarda risk daha büyük

Kullanılmakta olan bu bitkisel ürünler bazı hastalık durumlarında güvenli değillerdir. Bu ürünler özellikle yaşlı kişilerde tehlikeli olabilmektedir. Dolayısıyla bitkisel kaynaklı ürünleri aşağıdaki sağlık problemi olanlar kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar.

- Kanama problemi olanlar,
- Kanserli hastalar,
- Şeker hastalığı olanlar,
- Prostat rahatsızlığı olanlar,
- Sarası (epilepsi) olanlar,
- Göz tansiyonu (glokom) olanlar,
- Kalp hastalığı olanlar,
- Hipertansiyonu olanlar,
- Psikiyatrik hastalığı olanlar,
- Parkinson hastalığı olanlar,
- Karaciğer hastalığı olanlar,
- Felçli hastalar,
- Tiroid hastalığı olanlar
- Bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar,

Bitkisel ürünleri kullanan ve cerrahi müdahale geçirecek olan kişiler bu durumu mutlaka doktoruna belirtmelidirler.

Çünkü bitkisel ürünler kanama ve anestezide bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu gibi durumlarda bitkisel ürünün iki hafta önceden kesilmesi gerekmektedir.

Bitkisel ürünler özellikle böbrek ve diyaliz hastalarında; kan basıncı, kan şekeri ve pıhtılaşma üzerine tahmin edilemeyen etkiler ve elektrolit dengesizlikleri nedeniyle zararlı olabilmektedir.

Kalp ve bellek sağlığı için alıç

ağır enfeksiyon hastalıkları, alıçın yararları, bellek sağlığı, damar sertliği, kalp krizi sonrası, kalp ritim bozuklukları, Kalp Sağlığı, kalp yetmezliği, sinirsel kalp çarpıntıları, yüksek kan basıncı

Sonbahar meyvesi olan alıç, hem kalp damar hastalıklarına iyi geliyor hem de belleği güçlendiriyor. Kalp ritim bozuklukları, sinirsel kalp çarpıntıları, kalp yetmezliği, ağır enfeksiyon hastalıkları, kalp krizi sonrası yüksek kan basıncı ve damar sertliğine iyi gelen alıç, düzenli tüketildiğinde beyin açısından da faydalı oluyor.

Dolaşımı sağlayan damarları genişleterek, daha fazla kan ve oksijenle beslenen kalp damarlarının güçlenmesini sağlıyor.

Genellikle bol güneş gören dağlık bölgelerde yetişen Alıç, bazı Avrupa ülkelerinde tıp doktorlarının reçetelerinde yer alıyor.

Ülke genelinde akdiken, yemişen, geviş, edran, geyik dikenleri olarak da bilinen alıç, özellikle bol güneş gören dağlık bölgelerde, derelere bakan yamaçlarda ve çalılıklar arasında yetişiyor. Haziran ayında çiçek açan alıç, eylül-ekim döneminde meyveleri olgunlaşıp kızardıklarında yaprakları ile birlikte toplanıyor.

Alıç’ın yararları

Uzmanlar, alıcın çeşitli kalp ve kan dolaşımı hastalıklarında kullanılabilecek ender bitkilerden olduğuna dikkat çekiyor. Kalp ritim bozuklukları, sinirsel kalp çarpıntıları, kalp yetmezliği, ağır enfeksiyon hastalıkları, kalp krizi sonrası yüksek kan basıncı ve damar sertliğine iyi gelen alıç, düzenli tüketildiğinde beyin açısından da faydalı oluyor.

Dolaşımı sağlayan damarları genişleterek, daha fazla kan ve oksijenle beslenen kalp damarlarının güçlenmesini sağlayan alıç, yüksek kan basıncını dengelerken, beyni de olumlu etkiliyor ve belleği güçlendiriyor.

Bazı Avrupa ülkelerinde tıp doktorları tarafından reçeteler yazılan alıcın sadece Almanya’daki yıllık satış hacmi 30 milyon euroyu geçiyor.

Ev yapımı elma çayı zayıflama ilacı

elma çayı, elma çayının yararları, ev yapımı, ev yapımı bitkisel tedaviler, zayıflama, zayıflama ilacı

Prof. Dr. Ziya Mocan az ve sık yemek gerektiğini savunuyor. Böylece, aç kalıp çok yemenin önünün kesileceğini söylüyor. Kendisi de gün içinde bol bol atıştırıyor ama kilo almıyor. Mocan sırrının; büyük-küçük herkese içmelerini tavsiye ettiği elma çayı olduğunu dile getirdi ve sizler için tarifini verdi

Dr. Ziya Mocan, Endrokronoloji ve Metabolizma profesörü… Kendisi, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin klinik şefi… Türkiyenin en şişmanlarının, 300-400 kiloluk insanların yolu onun kliniğinden geçiyor. Bugüne kadar 100 hatta 200 kilo verdirdiği pek çok hastasını gördüm. 150 kilo vermesi için diyete soktuğu hastalara tanık oldum. Evden çıkamaz durumdayken genç kızlığındaki kilosuna kavuşturduğu pek çok hastasıyla tanıştım…

HİÇ DİYET YAPMAMIŞ
Binlerce kişiye diyet reçesi hazırlayan Mocan, bugüne kadar hiç diyet yapmamış. İlginç çünkü kendisi, Türkiyenin en iştahlı doktorlarından biri… Bana iştahına karşın kilo almamasının sırrını, evinde ve işinde nasıl atıştırdığını anlattı. Acarkentteki evine konuk olduğumda anladım ki en büyük sırrı; kendi sebze bahçesini kurmuş olması. Domates, soğan, kara lahana, maydanoz, roka ve daha pek çok sebze yetiştiriyor bu bahçede. Bitki çaylarını, bahçesindeki bitkilerden hazırlıyor. İşte Dr. Mocandan kilo almadan atıştırmaya ilişkin tüyolar:

BU TARİFİ UYGULAYIN
* Herkese önerecek bir beslenme alışkanlığınız var mı?
Benim önerim; elma suyu alışkanlığı edinmenizdir. Ben elma suyumu masamın üzerinden hiç eksik etmiyorum. Elma suyu metabolizmayı hızlandırır ve idrar miktarını artırır. Kilo sorunu olan kişilerin ödemi atmasını sağlar. Bir-iki elmayı kesip haşlayın. İçine bir limon ya da portakal atın. Karanfil ve tarçın ekleyin. Çocuklara verecekseniz, bardağın içine bal koyup öyle verin. Elma suyunu hazırlarken içine koyacağınız limon ve portakalı sakın soymayın. Kabuklarıyla haşlayın. Bunların kabuklarında sitrik asit vardır. Bu, zayıflama ilaçlarının içinde de bulunur.

AÇIKHAVADA BESLENİN
* Çok atıştırır mısınız?
Saat başı bir şeyler yerim. Aç kalmak, sonradan çok yemek anlamına gelir. Atıştırmalar bazen içecek bir şey, bazen de birkaç parça kepekli ürün yemek şeklinde olabilir. Ben atıştırmaya ekinezya ile başlarım. Sonra ayran içer ya da bir kase yoğurt yerim. Her zaman dışarıda yani açıkhavada yemek yemeyi tercih ederim. Açıkhava her zaman iştah açar ancak şu da bilimsel bir gerçektir ki; açıkhavada ve yükseklerde yaşayan insanlarda obezite daha azdır. Amerikada bununla ilgili bir araştırma yapılmış. Arizonada genetik olarak ailesel şişmanlığı bulunan bir ailenin bir bölümü, Meksikada dağlık bir araziye yerleştirilmiş ve obezite azalmış. İklimlerin ve havanın insanın beslenmesinde çok önemli bir yeri bulunuyor. Dağda, ormanda hareket daha fazladır. Buralarda aldığınız kalorileri yakacağınızı söyleyenler haklıdır. Siz de vakit bulduğunuzda yemek için küçük yürüyüşler yapın, açık havada bir şeyler yiyin. Ben iştahlı biriyim. Yediklerimi doğru seçmesem, kesinlikle çok kilolu biri olurdum. Ama sebzeleri seviyorum, sağlıklı şeyler yiyorum ve kilo almamayı başarıyorum.

TATLI AÇ KARNINA YENİR
* Çikolata yer misiniz?
Çikolataya alkol muamelesi yaparım. İkisini de ancak çok canım çekerse ve aç karnına tüketmeye dikkat ederim. Aç karnına çikolata yerseniz ya da alkol alırsanız o zaman yakımı kolay olur. Yağ oluşumuna yol açmaz. Canınız çok çikolata çektiyse, bitter olanları tercih edin. Bir kadeh beyaz şarap istediyseniz için ama içine bir-iki tane buz atın. Böylece alkol oranını ve kalori etkisini azaltırsınız. Ben arada bir tatlı yerim. Her tatlıyı da severim. Tatlı yiyeceksem yemeğin üzerine yemem. İki saat geçmesini beklerim. Tatlıyı mutlaka aç karnına yemek lazım. Yatmadan önce yerseniz, kilo için yemek yemiş olursunuz. Yatmadan iki saat önce, yemeği keserim.

KEPEKLİ SİMİT YENEBİLİR
* Simit en zararlı atıştırma alışkanlıklarımızdan biri mi?
Simit, atıştırma deyince baş sırada yer alır. Ama bence o kadar haşarı bir yiyecek değil. Simit kolay ve masumdur. Hatta kepekli olursa diyet listesine bile konabilir. O gün yeterince doyurucu bir öğlen yemeği yemediysem, beş çayında kendime kepekli bir simit ısmarlarım. Çok hamursa, içini çıkartarak yemeye çalışırım. Kurabiye ve ekmek yemek istediğimde ise, kepekli undan yapılmış olanlarını tercih ederim.

19 Kasım 2009 Perşembe

Spor ve Beden Egitimi Nedir


Spor ve Beden Eğitimi

Beden Eğitimi Nedir

İnsan bütününü oluş­turan fiziki, ruhi ve zihni vasıfların bu­lunduğu yaşın ve genetik potansiyelin gerektirdiği verim gücüne ulaştırılması için bedeni aktiviteler ve oyun yoluyla yapılan faaliyetlerin bütünüdür.

Beden Eğitimi ve Sporda Ölçme: Bir sporcunun veya kullanıldığı aracın uygu­lama veya kullanım esnasındaki özellik­lerini belirleme ve bunları ölçme birimiy­le, sayı sembolleri kullanarak ifade etmedir.

Spor Nedir

Spor, vücudun organik direnicini artıran, sistemlerin fizyolojik kapasite­sini geliştiren, bu kapasiteyi koruyan ve devam ettiren bir uğraşıdır.
Spor yapmadan sürdürülen yaşamda sistemlerin faaliyetleri geriler. Ruhsal bunalımlar başlar. Boş zamanlardaki kötümser tutum ve davranışları ön plana çıkarır. Kötü alışkanlıklara zemin hazırlar.
Sistemli, yaşa uygun ve sürekli spor yaparak, sağlıklı, zinde ve güçlü kalmak, yüksek moral ile yaşamak mümkündür.

Spor şu amaçla yapılır;

• Tembelliği ve isteksizliği yenmek,
• İlgi duymayı geliştirmek,
• Streslerden uzaklaşmak,
• Vücudu çalıştırmak,
• Yaşlanmayı geciktirmek,
• Enerjiyi harcamak, boş zamanı değerlendirmek,
• Vücudun kapasitesini artırmak,
• Dolaşım sisteminin normal değerlerde çalışmasını sürdürmek,
• Sistemleri daha fazla çalışmaya hazırlamak,
• Refleksleri hızlandırmak,
• Hareket ve sinir sisteminin aktivitesini sürdürmek, artırmak,
• Kasların kasılma sürelerini azaltmak,
• Kendine güveni ve yaşama gücünü artırmak,
• Spor oyunlarını beceri haline getirmek ve uygulamaktır.
Spor, ileri yaş hastalıklarından olan dejeneratif eklem hastalıklarını önler. Kas, eklem ve sinir sistemi hastalıklarını rehabilite eder.

Spor Nasıl Yapılır

Spor Belli bir oyunun yapılması anlamında olmamalıdır. Spor oyunları özel tesis ve donanım gerektirdiğinden spor yapmayı engeller. Herkes için spor, anlayışı ile hareket ederek sporu yaygın hale getirmek mümkün olmuştur.

Yürümek, koşmak, tırmanmak, engebeli yollarda yürümek bireysel spor­lardır. Bu sporlar her yerde yapılabilir.

Açık havada hareket yapmak, yüzmek ve oyun oynamak spor için ye­terli bazı uğraşlardır. Evde her sabah 10-15 dakika vücut hareketleri yapmak iyi bir spordur.
Spor türü seçilirken vücudun değişik bölgelerine yönelik ve çok kas de­netimini hareket ettiren hareketler tercih edilir.

Gebelikte uterus kaslarının ve uterus bağlarının güçlenmesi doğumun kolay olması için gebelik döneminde önerilen sürelerde yürüyüş ve uygun spor yapılır. Yürüyüş ve spor sağlıklı doğum için gereklidir.

Yeni doğan bebeklere yaptırılan kol ve bacak hareketleri bebeğin spor ihtiyacını giderir. Bebeğin sağlıklı gelişmesini ve büyümesini kolaylaştırır.
Kitle sporlarından futbol, voleybol gibi oyunları izlemek de bir yönüyle spordur. Boş zamanın değerlendirilmesidir.

Spora önem veren uluslar, dayanıklı, dinç, zeki, çalışkan, disiplinli ve yetenekli fertlere sahip olur. Okullardaki beden eğitimi dersleri ve spor faa­liyetleri bireysel spora ve yukarıdaki amaca yöneliktir.

beden sağlık nedir, beden eğitim sistemleri nelerdir, beden eğitimi , beden eğitimi , beden eğitimi derslerinde sağlıklı yaşamak için neler yapmalıyız, beden eğitimi nedir, beden egıtımı nedır, beden eğitimi nedir yararları nelerdir, beden eğitimi ve sporun , beden eğitimi ve sporun faydaları, beden eğitimi ve sporun yararları, beden eğitiminde hareket ve çeşitleri, beden eğtimi, beden gücünü artırmak, beden ne amaçla yapılır, beden nedir, beden nedir spor nedir, beden sa, beden sağlığı nedir, beden sporunun faydaları, beden ve ruh sağlığı nedir, evde nasıl spor yapılır, faranşit belirtisi, insan isikli oyunlari, maranki cinsiyet belirleme, refleks hızlandırma, sağlıklı spo, sağlıklı spor ve beden eğitimi, sağlıklı yaşam ve beden eğitimi nedir, spor ve beden eğitiminin, spor ne amaçla yapılır, spor nedır, spor nedir? beden nedir?, spor ve beden eğiti, spor ve beden eğitimi, spor ve beden eğitiminin sağlık için faydaları, spor ve beden sağlıği, sporun amacı nedir, sporun v, sporun ve, sporun ve beden eğitimi faydaları nelerdir, sporun ve beden eğitiminin faydaları nelerdir, yenidoğan bebeklerde spor nasıl yaptırılır